English-Turkish translations for store:

dükkanı · mağaza · dükkan · market · dükkanda · depo · bakkalı · depolamak · dükkanlar · saklamak · stok · bellek · koymak · other translations

store dükkanı

He's a United States citizen, registered Republican, and he owns a music store.

Amerikan vatandaşı, kayıtlı bir Cumhuriyetçi ve müzik enstrümanları dükkanı var.

That and a hardware store a liquor store, and a standing Holiday Inn.

Bakkal ve bir hırdavatçı bir içki dükkanı, ve sağlam bir Holiday Inn.

My father had a store.

Babamın bir dükkanı vardı.

Click to see more example sentences
store mağaza

They did the same thing to a beauty supply store a block down, a couple nights ago.

Bir birkaç gece önce, bir blok aşağı Bir güzellik kaynağı mağaza aynı şeyi yaptı.

No, it's just from my favorite store.

Hayır, sadece benim en sevdiğim mağazadan.

So you wanna stay in an empty store space?

Yani boş bir mağazada kalmak istiyorsun?

Click to see more example sentences
store dükkan

This is a real store.

Bu gerçek bir dükkan.

There's no store name or address.

Dükkan adı veya adresi yok.

This job, this whole store

Bu iş, tüm bu dükkan.

Click to see more example sentences
store market

I mean, you work for, like, a grocery store chain or something like that, right?

Yani, sen bir market zinciri için çalışıyorsun ya da öyle bir şey, değil mi?

There's a store in town.

Şehirde bir market var.

And this is a store, and that is a handicapped parking spot!

Burası da bir market ve şurası bir engelli park yeri!

Click to see more example sentences
store dükkanda

He's not at the store, and there's no meeting tonight, no political meeting.

Dükkanda değil, ayrıca bu gece bir toplantı yok! Siyasi toplantı da yok.

And now you're probably saying "What do they have in store for me?

Ve şimdi muhtemelen diyorsun ki "Benim için dükkanda neleri var?

Why only that store has the bag in our town?

Neden bizim burada sadece o dükkanda bu çanta var?

Click to see more example sentences
store depo

I couldn't find a gun store or a grocery store, but I found a dry cleaner.

Ben bir silah deposu bulamadı ya da bir bakkal, ama bir kuru temizleme bulundu.

A flower shop, a diner, and a health food store. Yeah.

Bir çiçekçi dükkanı, bir lokanta ve bir sağlık gıda deposu. evet.

Where's this store?

Bu depo nerede?

Click to see more example sentences
store bakkalı

I couldn't find a gun store or a grocery store, but I found a dry cleaner.

Ben bir silah deposu bulamadı ya da bir bakkal, ama bir kuru temizleme bulundu.

That and a hardware store a liquor store, and a standing Holiday Inn.

Bakkal ve bir hırdavatçı bir içki dükkanı, ve sağlam bir Holiday Inn.

There's a gas station, barber's shop, Holling's Bar and a general store.

Bir benzin istasyonu, bir berber, Holling'in barı, ve bir de bakkal var.

Click to see more example sentences
store depolamak

Because warehouses store bulk items and not people, they're usually built cheaply.

Çünkü depolar eşyalar içindir, insanlar için değil. Genellikle ucuza yapılmışlardır.

Because warehouses store bulk items and not people,

Çünkü depolar eşyalar içindir, insanlar için değil.

The Universe is like an enormous battery storing negative energy.

Evren, devasa bir akü gibi negatif enerji depolar.

Click to see more example sentences
store dükkanlar

I wanted to get you a cheap ring or something, but the stores were closed.

Sana ucuz bir yüzük veya başka bir şey almak istedim ama dükkanlar kapalıydı.

Factories, schools, stores, homes, apartments, everything's still there.

Fabrikalar, okullar, dükkanlar, evler, apartmanlar Her şey olduğu gibi orada.

In five hours the stores open.

Beş saat içinde dükkanlar açılacak.

Click to see more example sentences
store saklamak

Rebekah, he stored us in boxes.

Rebekah, o bizi kutularda sakladı.

So, we think Rambaldi has stored something there?

Yani Rambaldi oraya bir şey mi sakladı?

For storing, what?

Neyi saklamak için?

Click to see more example sentences
store stok

This is an order for naval stores.

Bu donanma stokları için bir sipariş.

No taxis, no subway, no stores, no cafes, rien de rien.

Taksi yok, metro yok, stok yok, kafe yok, "rien de rien".

store bellek

It's all stored in this liquid memory core.

Bütün hepsi bu sıvı bellek çekirdeğinin içinde.

store koymak

Opens a store, and calls it Victoria's Secret.

Bir dükkan açar ve adını Victoria's Secret koyar.