English-Turkish translations for strange:

garip · tuhaf · ilginç · görülmemiş · yabancı · bilinmeyen · acayip · yeni · enteresan · esrarengiz · alışılmamış, alışılmadık · other translations

strange garip

It's gonna sound a little strange, but, uh just think about it for a second, okay?

Biraz garip gelebilir aslında, ama, ah sadece bir an için düşün bunu, tamam mı?

Something very strange is going on.

Çok garip bir şeyler oluyor.

What a strange place to meet

Buluşmak için ne garip bir yer.

Click to see more example sentences
strange tuhaf

I know it sounds strange, but that's not what's important right now, so promise me.

Kulağa tuhaf geliyor biliyorum ama şimdi bu önemli değil. Bana söz ver.

It's a strange world.

Bu tuhaf bir dünya.

Well, that's kind of strange, don't you think?

Bu biraz tuhaf sanki, sence değil mi?

Click to see more example sentences
strange ilginç

You are a strange and interesting woman.

Sen garip ve ilginç bir kadınsın.

I always knew how to speak, and that's strange, isn't it?

Konuşmayı hep biliyordum ve bu ilginç, öyle değil mi?

A strange man, with two lives.

İki hayatı olan ilginç bir adam.

Click to see more example sentences
strange görülmemiş

So take a look around, and if you see anything strange or out of the ordinary, just tell me.

O yüzden etrafa bir bak. .ve herhangi bir garip bir şey ya da olağan dışı bir şey görürsen, bana söyle.

Now, this may seem strange. Really strange. But stranger things happen every day.

Bu biraz tuhaf görünebilir epey tuhaf ama her gün daha tuhaf şeyler oluyor.

See, there's one thing that's very strange.

Görüyorsunuz ya, çok garip olan bir şey var.

Click to see more example sentences
strange yabancı

It's a new thing and it's so strange.

Benim için yeni bir şey ve bana çok yabancı.

A stranger in a strange place, left to grow up with strangers, all for a better life.

Yabancı bir yerde bir yabancı tanımadıklarıyla büyümeye bırakılmış hepsi daha iyi bir hayat için

And behind her, some strange guy was following her

Hemen arkasında onu takip eden yabancı bir adam vardı.

Click to see more example sentences
strange bilinmeyen

Well, I don't know what you said to him, but he's been acting very strange lately.

Ona ne dedin, bilmiyorum. Ama son zamanlarda bir garip davranıyor. Son zamanlarda mı?

And you know what's strange?

Ve tuhaf olan ne biliyor musun?

This is strange, even for us.

Bu biraz tuhaf. Bizim için bile.

Click to see more example sentences
strange acayip

I know it sounds strange, but some weird dream is Like that!

Biliyorum acayip geliyor, ama tuhaf bir rüya Şunun gibi!

What a strange word.

Ne acayip bir kelime.

There's something strange at work here.

Burada çalışan acayip bir şey var.

Click to see more example sentences
strange yeni

is a strange way to start a new life,

yeni bir hayata başlamak için tuhaf bir yol.

So now tell me, my strange new friend.

Şimdi, söyle bakalım, benim tuhaf, yeni dostum.

And everything was strange and new.

Ve herşeyin yabancı ve yeni olduğu.

Click to see more example sentences
strange enteresan

But I did see something strange.

Ama enteresan bir şey gördüm.

As usual, we find ourselves in a strange place.

Her zamanki gibi kendimize enteresan bir yer bulduk.

That's so strange.

Bu çok enteresan.

Click to see more example sentences
strange esrarengiz

It's very weird and it's very strange, just like you.

Bu durum tıpkı senin gibi çok tuhaf ve esrarengiz.

Strange, mysterious, fabulous.

Garip, esrarengiz, muhteşem.

Strange brunette again.

Tekrar esrarengiz esmer.

strange alışılmamış, alışılmadık

Unusual name. Strange name, isn't it?

Alışıldık bir isim değil, garip değil mi?