English-Turkish translations for strong:

güçlü · güçlü olarak · kuvvetle, kuvvetli · sert · sağlam · sağlıklı · ağır · zorlu · şiddetle, şiddetli · koyu · sıkı · yetenekli · iradeli · keskin · kararlı · iddialı · dayanıklı · azimli · metin · alkollü · etkileyici · istekli · gür · esaslı · gayretli · other translations

strong güçlü

Well, any man with such a strong name and strong body Probably has exactly what I need.

Şey, güçlü bir ismi ve güçlü bir vücudu olan bir erkek muhtemelen tam ihtiyacım olan şeye sahiptir.

They're just not strong enough.

Ama onlar yeterince güçlü değil.

I'm not strong enough.

Yeteri kadar güçlü değilim.

Click to see more example sentences
strong güçlü olarak

I need you to be the strong one because I'm not strong right now, okay?

Benim için güçlü olmanı istiyorum, tamam mı? Çünkü ben şu anda hiç de güçlü değilim.

Honey, do not always have to be so strong

Tatlım, her zaman güçlü olmak zorunda değilsin.

I saw how strong you were.

Ne kadar güçlü olduğunu gördüm.

Click to see more example sentences
strong kuvvetle, kuvvetli

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Good and strong.

İyi ve kuvvetli.

It makes you strong, powerful, alive.

Bu seni güçlü, kuvvetli ve canlı hissettirir.

Click to see more example sentences
strong sert

Oh, very strong, the coffee is very strong, but very good.

Evet, çok sert. Kahve çok sert, ama çok güzel.

This wine is strong Which kind of wine is it?

Bu çok sert bir şarap Bu ne tür bir şarap böyle?

It's especially good coffee, especially strong.

Özellikle iyi bir kahve, özellikle sert.

Click to see more example sentences
strong sağlam

You are a very strong and powerful young woman.

Sen çok güçlü ve sağlam bir genç kadınsın.

She's tough and strong.

O sağlam ve güçlü.

Strong work, man.

Sağlam iş, dostum.

Click to see more example sentences
strong sağlıklı

Weak, strong, healthy, he's still my dad and I love him.

Güçsüz, güçlü, sağlıklı da olsa o hâlâ babam ve onu seviyorum.

He is a strong and healthy boy.

Kendisi güçlü ve sağlıklı bir çocuk.

Men are here to take anyone who looks healthy and strong.

Erkekler burda herkes almak kim sağlıklı ve güçlü görünüyor.

Click to see more example sentences
strong ağır

Every weapon has a different power long and short weak and strong light and heavy

Her silahın değişik gücü vardır; zayıf ve kuvvetli, hafif ve ağır hafif ve ağır,

Us" is a strong word.

Biz" ağır bir kelime.

Hate is such a strong word.

Nefret oldukça ağır bir kelime.

Click to see more example sentences
strong zorlu

But you have to be careful because you don't know how strong you are.

Ama çok dikkatli olmak zorundasın, çünkü ne kadar güçlü olduğunu bilmiyorsun.

Honey, do not always have to be so strong

Tatlım, her zaman güçlü olmak zorunda değilsin.

You're a beautiful woman and a very strong dancer but I've got to go.

Sen güzel bir kadınsın ve sıkı bir dansçısın ama gitmek zorundayım.

Click to see more example sentences
strong şiddetle, şiddetli

No need for strong violence, no, no.

Hayır, hayır aşırı şiddete gerek yok.

It's something i strongly recommend for you as well.

Sana da şiddetle tavsiye edebileceğim bir şey.

Sir, I strongly recommend you disengage.

Efendim, ayrılmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Click to see more example sentences
strong koyu

Another strong coffee please

Bir koyu kahve daha lütfen.

Yes, but not too strong.

Evet, ama çok koyu olmasın.

Strong coffee, hot milk, two slices of German bread with cheese, one slice of toast with honey.

Koyu kahve, sıcak süt, peynirle birlikte iki dilim Alman ekmeği, bal ve bir dilim kızarmış ekmek.

Click to see more example sentences
strong sıkı

You're a beautiful woman and a very strong dancer but I've got to go.

Sen güzel bir kadınsın ve sıkı bir dansçısın ama gitmek zorundayım.

It's a strong opening, right?

Sıkı bir açılış değil mi?

Hold gun strong.

Silahı sıkı tut.

Click to see more example sentences
strong yetenekli

You're you're a beautiful, strong woman.

Sen çok güzel ve yetenekli bir kadınsın.

'Cause you're so smart and capable and strong.

Çünkü sen çok akıllı, yetenekli ve güçlüsün

I think a hero should be wise, strong and very talented.

Bence kahraman biri bilge, güçlü ve çok yetenekli olmalı.

Click to see more example sentences
strong iradeli

This has to be Chuck's dream girl. Intelligent but not a bookworm, strong-willed but still feminine.

Bu kız Chuck'ın rüya kızı olmalı, zeki ama kitap kurdu olmayan güçlü iradeli ama hâlâ kadınsı.

You know you are smarter and more strong-willed than anyone I've ever met.

Biliyor musun sen tanıştığım herkesten daha akıllı ve daha iradeli birisin.

Watson, Mrs. St. Clair is a very strong willed woman, you refuse her at your peril.

Watson, Bayan St. Clair çok güçlü iradeli bir kadındır, onu redderek kendini tehlikeye atıyorsun.

Click to see more example sentences
strong keskin

For a strong body and a sharp mind.

Güçlü bir vücut ve keskin bir zihin için.

Yeah, it's strong, too.

Evet. Hem de çok keskin.

Yours is very, very strong.

Seninki çok, çok keskin.

Click to see more example sentences
strong kararlı

I feel very strong and clear.

Çok güçlü ve kararlı hissediyorum.

Huang Keqiang is a strong and determined man, a man who will not die.

Huang Keqiang çok güçlü ve kararlı bir adam, kim ölmesini ister ki.

Huang Keqiang is a strong and determined man a man who won't die.

Huang Keqiang Çok güçlü ve kararlı bir adam, Kim ölmesini isterki.

Click to see more example sentences
strong iddialı

Murder is a strong word.

Katil" çok iddialı bir kelime.

Master Bra'tac, that's a very strong recommendation.

Üstad Bra'tac, bu çok iddialı bir tavsiye.

Strong words. Strong, bewildering words.

İddialı sözler İddialı, şaşırtıcı sözler.

Click to see more example sentences
strong dayanıklı

Obviously, these towers were incredibly strong.

Belli ki bu kuleler inanılmaz dayanıklı.

These men are strong, brave, extremely resilient.

Bunlar güçlü, cesur ve dayanıklı adamlardı.

This building's strong.

Bu bina dayanıklı.

Click to see more example sentences
strong azimli

Strong and stubborn.

Güçlü ve azimli!

Strong. Driven. Loyal.

Güçlü, azimli, sadık.

A strong-willed boy.

Azimli bir çocuk.

Click to see more example sentences
strong metin

Be strong, Manny.

Metin ol, Manny.

Adel, be strong, son.

Adel, metin ol oğlum.

Strong, brave, stoic.

Güçlüsün. Cesur. Metin.

strong alkollü

I know, but alcohol affects me strongly.

Biliyorum ama alkol beni hemen etkiliyor.

Strong odour of alcohol.

Kuvvetli bir alkol kokusu var.

strong etkileyici

I know I have a super-strong magnetism, but you are here for Kimmie, and she is my best friend.

Çok etkileyici bir cazibem olduğunu biliyorum ama sen Kimmie için buradasın, ve o benim en iyi arkadaşım.

I know, but alcohol affects me strongly.

Biliyorum ama alkol beni hemen etkiliyor.

strong istekli

Found any samurai, cheap, strong and willing?

Ucuza, güçlü ve istekli bir samuray buldunuz mu?

strong gür

Yes, yes, a strong voice.

Evet, evet, gür bir ses.

strong esaslı

And strong endings.

Ve esaslı sonlar.

strong gayretli

They too are strong, intelligent, industrious, mobile, and evolutional.

Onlar da güçlü, zeki, gayretli, hareket edebilir ve evrime tabi.