English-Turkish translations for stuck:

sıkışmış · takılmış · saplanmış · other translations

stuck sıkışmış

Yeah, it means we're still stuck here, and I still have a broken leg.

Evet. Bunun anlamı biz hâlâ burada sıkışmış durumdayız ve bacağım hâlâ kırık.

No, she's just stuck in there, like a little Cheryl sandwich.

Hayır sadece orada sıkışmış, küçük bir Cheryl sandviçi gibi.

This kid is like evil stuck out of time.

Bu çocuk zamanda sıkışmış bir şeytan gibi.

Click to see more example sentences
stuck takılmış

Right, which means that I am stuck in traffic.

Doğru, bu da demektir ki ben trafiğe takılıp kaldım.

Must have got stuck somewhere.

Bir yerde takılıp kalmış olmalı.

Yeah. It's a nickname that stuck. I-I

Evet bir takma isim, üzerime yapıştı kaldı.

Click to see more example sentences
stuck saplanmış

Now they've got three kids and I'm stuck in this stupid temp job.

Şimdi üç çocukları var ve ben de bu aptal geçici işe saplanıp kaldım.

Sorry, but you're stuck with me.

Üzgünüm ama bana saplanıp kaldın.

You're stuck now, aren't you?

Saplanıp kaldın değil mi?

Click to see more example sentences