English-Turkish translations for stuff:

şey, şeyler · · eşya · malı, mal · malzeme · madde · para · mesele · saçmalık · zımbırtı · ev eşyası · mevzu · asıl · görev · saçma · zırva · uyuşturucu · meret · kumaş · maldan · doldurmak · dolgu · nesne · kıyafet · laf · zırvalık · içini doldurmak · other translations

stuff şey, şeyler

Stuff, other stuff happened this afternoon, so We can do it tomorrow, it's not a problem.

Bir şeyler oldu, bu öğleden sonra başka şeyler oldu, bu yüzden yarın yaparız, mesele değil yani.

But yeah, I got good stuff.

Ama evet, iyi şeyler var.

Do you still have some stuff?

Hala elinde bir şeyler var mı?

Click to see more example sentences
stuff

I got a lot of stuff to do today, too but I still have time for breakfast.

Benim de yapacak bir sürü işim var bugün ama yine de kahvaltı için zamanım var.

Maybe I'm too old for this stuff.

Belki bu için çok yaşlandım.

That's it, that's the stuff.

İşte böyle, işte olay bu.

Click to see more example sentences
stuff eşya

Because he's coming tomorrow morning to get all his stuff out, okay?

Çünkü yarın sabah gelecek ve tüm eşyalarını alacak tamam mı?

You guys have a lot of new stuff.

Siz de çok fazla yeni eşya var.

Who's stuff is all this?

Tüm bu eşyalar kimin?

Click to see more example sentences
stuff malı, mal

This is really good stuff.

Bu mal gerçekten iyi.

This is real good stuff.

Bu gerçekten iyi mal.

This is her best stuff.

Bu onun en iyi malı.

Click to see more example sentences
stuff malzeme

And everything in this bag, it's all stuff that could be part of something bigger.

Bu çantadaki her şey, tüm malzemeler daha büyük bir şeyin parçası olabilir.

This is great stuff.

Bu harika bir malzeme.

That's not my stuff, man.

O malzeme benim değil, dostum.

Click to see more example sentences
stuff madde

So how bad is this stuff?

Peki bu madde ne kadar kötü?

Yeah, that's the stuff.

Evet. İşte bu madde.

Dark matter is wonderful stuff.

Karanlık madde harika bir şey.

Click to see more example sentences
stuff para

Lots of money and lots of stuff.

Bir sürü para ve bir sürü eşya!

And when you make a bunch of money, I get to buy stuff.

Ya da sen bir sürü para kazandığın zaman ben bir şeyler alırım.

Oh, it's just money stuff.

Oh, sadece para olayı.

Click to see more example sentences
stuff mesele

Stuff, other stuff happened this afternoon, so We can do it tomorrow, it's not a problem.

Bir şeyler oldu, bu öğleden sonra başka şeyler oldu, bu yüzden yarın yaparız, mesele değil yani.

Come on, this is private stuff.

Hadi, bu özel bir mesele.

What kind of money stuff?

Nasıl bir para meselesi?

Click to see more example sentences
stuff saçmalık

She changed her hair and stuff but she looked like a million dollars.

Saçını ve eşyalarını değiştirmiş, ama bir milyon dolar gibi görünüyor.

That old stuff again.

Yine o eski saçmalık.

And I just remembered all that stuff just now.

Ve ben bütün bu saçmalıkları şimdi hatırladım.

Click to see more example sentences
stuff zımbırtı

Well, I don't wanna bother you, so I'm gonna Good stuff.

Şey, seni rahatsız etmek istemiyorum, bu yüzden ben iyi zımbırtı.

That stuff's no good for you

O zımbırtı senin için iyi değil.

This stuff is lethal, Dad.

Bu zımbırtı öldürücü baba.

Click to see more example sentences
stuff ev eşyası

Yeah. Got a little house and stuff.

Küçük bir ev ve eşyalar filan.

House and stuff.

Ev ve eşyalar.

Coop, get her stuff. She's going home.

Coop, onun eşyalarını getir, eve gidiyor.

Click to see more example sentences
stuff mevzu

That's personal stuff.

Kişisel bir mevzu.

What's this old flame stuff?

Ne bu eski aşk mevzusu?

I mean, er, Heather Langenkamp stuff

Heather Langenkamp mevzusunu kast ediyorum.

Click to see more example sentences
stuff asıl

That stuff never works.

O şey asla işe yaramaz.

This stuff's never gonna work.

Bunlar asla işe yaramayacak.

That touchy-feely stuff never works.

Hisli, dokunaklı şeyler asla işe yaramaz.

Click to see more example sentences
stuff görev

Man, this Mission: Impossible stuff is great

Dostum, bu Görevimiz Tehlike işleri harika

For covert missions, you know, spy stuff.

Gizli görevler için. Bilirsin, casus işleri.

Just mission-Critical stuff.

Sadece ciddi-görev işleri.

Click to see more example sentences
stuff saçma

He loves a lot of dumb stuff, but he loves you the most.

Bir sürü saçma sapan şeyi seviyor ama en çok seni seviyor.

Stuff and nonsense.

Saçma ve anlamsız.

It's just bullshit stuff.

Sadece saçma sapan şeyler.

stuff zırva

You've just won a hundred million thousand pounds and loads of stuff.

Biraz önce bir yüz milyon bin pound ve bir sürü zırva kazandın.

Or that the other stuff.

Ya da diğer zırvaları.

Hey, what's all this molecule stuff?

Hey, bütün bu molekül zırvaları da ne?

stuff uyuşturucu

What's all this fucking drug stuff?

Bütün bu uyuşturucu malzemeleri de ne?

Prostitution, drugs, all that good stuff.

Fahişelik, uyuşturucu, tüm bu iyi işler!

Oh, you know, usual rock star stuff: hookers, drugs.

Bilirsin işte, rock star işleri. Fahişeler, uyuşturucu.

stuff meret

'Cause this stuff all looks the same.

Çünkü bu meret hep aynı görünüyor.

This stuff is strong.

Bu meret çok güçlü.

That stuff'll kill you.

O meret seni öldürecek.

stuff kumaş

Mrs. Prefontaine your boy is Olympic stuff.

Bayan Prefontaine oğlunuzda Olimpiyat kumaşı var.

It's all chintz and stuff.

Hepsi pamuklu kumaş falan.

stuff maldan

But you want that stuff, don't you?

Ama o maldan istiyorsun, değil mi?

You got more stuff, right?

Maldan daha var, değil mi?

stuff doldurmak

Somebody wrote some very clever stuff for me here like the million-dollar man.

Birisi buralara benim için "milyon dolarlık adam" gibi.. çok zekice şeyler yazmış.

How much will you stuff us, daboo?

Bizi daha ne kadar dolduracaksın, Daboo?

stuff dolgu

That stuff and fillings.

Bu şey ve dolgular.

stuff nesne

Got all kinds of stuff here.

Her türlü nesne var burada.

stuff kıyafet

I mean, the expensive ones, like champagne and thick steaks and silk stuff.

Tüm bu farklı şeyler Pahalı şeyler yani, şampanya gibi ve kalın biftekler ve ipek kıyafetler

stuff laf

I forgot you and that "yukky love" stuff.

Unutmuşum sen ve senin "iğrenç aşk" lafların.

stuff zırvalık

She says a bunch of stuff.

Diyor ki Bir sürü zırvalık.

stuff içini doldurmak

Somebody wrote some very clever stuff for me here like the million-dollar man.

Birisi buralara benim için "milyon dolarlık adam" gibi.. çok zekice şeyler yazmış.