English-Turkish translations for suffering:

acı · çeken · acı çeken · ızdırap · ıstırap · muzdarip · keder · ıstırap çeken · eziyet · ızdırap çeken · mustarip · maruz · çile · other translations

suffering acı

But the spirit in this place is very angry and the souls that died here continue to suffer.

Ama buradaki ruhlar çok kızgın ve burada ölmüş bu ruhlar, acı çekmeye devam ediyor.

Well, at least you don't have to suffer, boy.

En azından sen acı çekmek zorunda değilsin, oğlum.

You've lied to me, deceived me, and for that you shall suffer.

Bana yalan söyledin, beni kandırdın ve bunun için acı çekeceksin.

Click to see more example sentences
suffering çeken

There's always war and poverty here, but I love these people and I cannot bear their suffering.

Burada hep savaş ve yoksulluk var, ama ben bu insanları seviyorum ve acı çekmelerine dayanamıyorum.

The point is, Gary Cooper the real Gary Cooper or anybody named Cooper, never suffered like the Italians.

Şu var ki ne Gary Cooper, gerçek Gary Cooper, ne de Cooper soyadı taşıyan herhangi biri İtalyanlar gibi acı çekmedi.

It's all your fault now suffer. My fault?

Hepsi senin hatan acısını çek. Benim hatam mı?

Click to see more example sentences
suffering acı çeken

There's always war and poverty here, but I love these people and I cannot bear their suffering.

Burada hep savaş ve yoksulluk var, ama ben bu insanları seviyorum ve acı çekmelerine dayanamıyorum.

Maybe he's suffering, screaming, and we can't hear him.

Belki de acı çekiyor, haykırıyor ve biz onu duyamıyoruz.

It's all your fault now suffer. My fault?

Hepsi senin hatan acısını çek. Benim hatam mı?

Click to see more example sentences
suffering ızdırap

Pain and suffering!

Acı ve ızdırap!

Provide this girl with great pain and suffering.

Bu kıza büyük bir acı ve ızdırap ver.

And all the suffering.

Ve tüm o ızdırap.

Click to see more example sentences
suffering ıstırap

There's a difference between pain and suffering.

Acı ve ıstırap arasında bir fark vardır.

Oh, does that involve immense pain and suffering 'cause

Muazzam acı ve ıstırap içeriyor mu? Çünkü Çünkü

Your poor Juliet, she's Suffering.

Zavallı Juliet çok ıstırap çekiyor.

Click to see more example sentences
suffering muzdarip

Because Miss Claire suffers from a very strange illness.

Çünkü Bayan Claire çok tuhaf bir hastalıktan muzdarip.

But that character suffers from the hawk and his hurtful attacks.

Ama bu karakter şahin ve onun yaralayıcı saldırılarından muzdarip.

Matt Jarvis suffers from a rare immune deficiency disorder.

Matt Jarvis az görülen bir bağışıklık sistemi yetersizliğinden muzdarip.

Click to see more example sentences
suffering keder

More pain, more suffering.

Daha çok acı ve keder!

Integrity and suffering and you have them both.

Dürüstlük ve keder. Sende ikisi de var.

So, pain and suffering are compensabLe.

Kısacası acı ve keder tazmin edilebilir.

suffering ıstırap çeken

Why should Professor suffer so much?

Neden profesör bu kadar ıstırap çekiyor?

Your poor Juliet, she's Suffering.

Zavallı Juliet çok ıstırap çekiyor.

That's why he suffers.

Bu yüzden, ıstırap çekiyor.

suffering eziyet

Are you ready for suffering?

Eziyet için hazır mısınız?

Why all your suffering here?

Neden burada eziyet çekiyorsun?

Dark, pain, suffering.

Karanlık, acı, eziyet.

suffering ızdırap çeken

She suffered too, you know.

O da ızdırap çekti, biliyorsun.

Look how much he's suffering.

Baksana çok fazla ızdırap çekiyor.

Ellen, you are suffering greatly.

Ellen, çok ızdırap çekiyorsun.

suffering mustarip

They all suffer from a disease called progeria.

Hepsi de progeria denen bir hastalıktan mustarip.

Suffers from a rare skin disorder known as "Epiderma

Nadir rastlanan bir deri hastalığından mustarip. Adı da "Epiderma

suffering maruz

God knows what kind of psychological and physical abuse she's suffered.

Tanrı bilir ne tür psikolojik ve fiziksel tacize maruz kalmış.

suffering çile

For suffering and pain

Çile ve acı için de.