survived

Sometimes you have to be a different person in a different situation to survive.

Bazen farklı bir durumda, farklı bir insan olmak zorundasın hayatta kalmak için.

It doesn't matter, 'cause we both know that no one can survive for three days in these cold waters.

Önemi yok, çünkü ikimiz de biliyoruz ki, kimse üç gün bu soğuk sularda hayatta kalamaz.

Bravo. Can survive a experience so traumatic and still see something positive this disaster

Bravo. hayatta miyim bir deneyim çok travmatik ve hala olumlu bir şey görmek Bu felaket

But without trust without honesty how can a union between two people hope to survive?

Ama güven olmadan dürüstlük olmadan iki kişi arasında birliktelik nasıl devam eder?

Apparently Miss Mercer wasn't in the room and Oliver Queen survived.

Görünüşe göre Bayan Mercer odada değildi. Ve Oliver Queen kurtuldu.

I slowly realize that this photo is important to survive in this world.

Sonra yavaş yavaş farkettim ki, bu fotoğraf hayatta kalmak için önemli.

Your husband had a very slim chance of survival, and he's a lucky man.

Kocanın çok küçük bir hayatta kalma şansı vardı, ve o şanslı bir adam.

Yes, a lot of people died and maybe the wrong people survived.

Evet pek çok insan öldü ve belki de yanlış adamlar hayatta kalmıştır.

Why is that suddenly so important to you that you survive?

Bir anda hayatta kalman senin için neden bu kadar önemli oldu?

How long can a pregnant woman survive locked away in a dark hole?

Karanlık bir deliğe kilitlenmiş hamile bir kadın ne kadar hayatta kalabilir?