English-Turkish translations for sweet:

tatlı · güzel, güzelce · tat · hoş · şekerli, şeker · tatlı şey · sevimli · şirin · sevgili · nazik · yumuşak · sessiz · lezzetli · şekerleme · tatlılık · güzel koku · kolay · taze · zevk · cici · rahat · ahenkli · other translations

sweet tatlı

Yeah. I'm telling you, he's really sweet and really funny and he's just, oh, got a good heart.

Diyorum ya, gerçekten çok tatlı ve gerçekten komik biridir ve çok iyi bir kalbi vardır.

Wow, you're so sweet, such a sweet, innocent little girl.

Çok tatlı bir şeysin. Masum küçük bir kız gibisin.

You are a sweet, wonderful person,

Sen harika, tatlı bir insansın,

Click to see more example sentences
sweet güzel, güzelce

What you need is someone sweet and beautiful and young!

Biliyorum ki, sana gereken tatlı biri güzel ve genç!

That's not stupid, that's sweet.

Bu aptalca değil, bu çok güzel.

Look at here, isn't it sweet?

Şuna bakın, güzel değil mi?

Click to see more example sentences
sweet tat

I mean, it's sweet, thank you, but it's not the same.

Yani çok tatlısın, teşekkür ederim ama, aynı şey değil.

You're very sweet, David. But you're also wrong.

Çok tatlısın, David ama aynı zamanda çok da yanılıyorsun.

And you my sweet, sweet boy

Ve sen tatlım, güzel oğlum

Click to see more example sentences
sweet hoş

That is so sweet, but I have a normal life waiting for me.

Bu çok hoştu. Ama beni bekleyen normal bir hayat var.

Michael, what a sweet surprise.

Michael, ne hoş bir sürpriz.

That's really sweet, Charlie.

Bu gerçekten çok hoş, Charlie.

Click to see more example sentences
sweet şekerli, şeker

She's really sweet, but I was here first.

O gerçekten şeker, ama ilk ben geldim.

She's actually very sweet.

Aslında çok şeker biri.

Yeah, so sweet.

Evet, çok şeker.

Click to see more example sentences
sweet tatlı şey

That is so sweet, 'cause you've got absolutely nothing, but you still want to play.

Bu çok tatlı bir şey. Çünkü elinde hiçbir şey yok. Ama hâlâ oynamak istiyorsun.

Tell me something sweet.

Bana tatlı bir şey söyle.

Look at the sweet little thing.

Şu küçük tatlı şeye bak.

Click to see more example sentences
sweet sevimli

But he's really, really sweet and kind of interesting.

Ama çok ama çok sevimli ve biraz da ilginç biri.

What a sweet face!

Ne de sevimli bir yüz!

Mm. He's sweet and funny, and we both prefer animals over people.

O sevimli ve komik ve ikimizde insanlar yerine hayvanları tercih ediyoruz.

Click to see more example sentences
sweet şirin

So funny and cute and sweet.

Çok komik, şirin ve tatlı.

Look at that sweet little face.

Şu şirin küçük surata bir bak.

Oh, that sweet boy.

Oh, o şirin çocuk!

Click to see more example sentences
sweet sevgili

Oh, my dear, sweet little girl.

Benim tatlı, sevgili küçük kızım

Please, my dear sweet mother?

Lütfen, sevgili tatlı annem?

You're three dear, sweet, dead men!

Siz üç sevgili, tatlı, ölü adama!

Click to see more example sentences
sweet nazik

Something kind and sweet and beautiful.

Tatlı, nazik ve güzel bir şey.

and that's why you're acting so sweet and kind.

ve işte bu yüzden bu kadar tatlı ve nazik davranıyorsun.

He's sweet, but that's not enough.

Nazik biri, ama bu yeterli değil.

Click to see more example sentences
sweet yumuşak

So warm, soft and sweet.

Çok sıcak, yumuşak ve tatlı.

You're so soft and smell so sweet.

Öyle yumuşak, ve öyle tatlı kokuyorsun ki.

It's all soft and pink. . and sweet.

Çok yumuşak ve pembe Ve tatlı da.

Click to see more example sentences
sweet sessiz

Her sister had the voice but Alice was a gentle soul, a sweet and a gentle soul.

Kız kardeşinin sesi çok iyiydi. Ama Alice'in nazik bir ruhu vardı. Tatlı ve nazik bir ruh.

What a sweet sound.

Ne tatlı bir ses.

Ray was a very quiet, sweet baby.

Ray çok sessiz ve tatlı bir çocuktu.

Click to see more example sentences
sweet lezzetli

That's nice and sweet

Çok lezzetli ve tatlı.

Lois, those sweet potatoes look delicious.

Lois, bu şirin patatesler çok lezzetli görünüyor.

It's very sweet, very light sherry.

Çok lezzetli, çok hafif bir şarap.

Click to see more example sentences
sweet şekerleme

I brought you some sweets.

Sana biraz şekerleme getirdim.

I'll take some sweets and matches.

Biraz şekerleme alacağım ve kibrit.

Oh, Stewie, no sweets before dinner.

Stewie yemekten önce şekerleme yok.

Click to see more example sentences
sweet tatlılık

It's never too early for sweetness.

Tatlılık için asla erken değildir.

Or perhaps quite like the bitter sweetness of life.

Belki de biraz hayatın acı tatlılığı gibi.

Maybe Some sweetness?

Belki, biraz tatlılık.

Click to see more example sentences
sweet güzel koku

The sweet, sweet smell of freedom.

Çok güzel. Özgürlüğün tatlı kokusu.

Soft and warm and sweet-smelling.

yumuşak sıcak ve güzel kokulu.

Is that a sweet-smelling herb?

Güzel kokulu bir bitki miydi?

Click to see more example sentences
sweet kolay

It's very easy, my sweet.

Bu çok kolay tatlım.

That's easy. Mr Sweet.

Çok kolay, Bay Sweet.

My sweet baby June. Things aren't easy, right?

Tatlı bebeğim June kolay değil, değil mi?

Click to see more example sentences
sweet taze

Clear, sweet, fresh water.

Saf, temiz ve taze su!

Oranges, sweet and fresh!

Portakal, tatlı ve taze!

sweet zevk

Sweet child, it'll be my pleasure.

Tatlı çocuk, bu benim için zevktir.

Sweet suds, Mr. Zadir.

Zevkli köpükler, Bay Zadir.

sweet cici

That's Sweet Darnell, my taste-tester.

O Cici Darnell, tat numunecim.

sweet rahat

Holly is sweet and simple.

Holly tatlı ve rahat.

sweet ahenkli

Harmonic dreams, sweet children.

Ahenkli rüyalar, tatlı çocuklar.