English-Turkish translations for take:

alış · götürmek · almak · olmak · bakmak · etmek · çıkartmak, çıkarmak · yapmak · istemek · kabul edilmek, kabul etmek · çektirmek, çekmek · atmak · alma · indirmek · tutmak · yararlanmak · kaldırmak · getirmek · oturmak · işe almak · gerektirmek · ile gitmek · üstlenmek · kazanmak · girmek · kapmak · çalmak · ayrılmak · yazmak · anlamak · başlamak · duymak · saymak · karşılamak · ele almak · ele geçirmek · kar · yakalamak · pay · parti · dinlemek · kandırmak · kaçırmak · dayanmak · devralmak · içeriye almak · üzerine almak · faydalanmak · elde etmek · yutmak · tutma · üstüne almak · alışmak · hasılat · hissetmek · kavramak · tepki · koparmak · taşımak · farz etmek · kaplamak · reaksiyon · kiralamak · other translations

take alış

Take me, and you come with me now.

Beni al ve sen de benimle gel.

Then you take some more.

Öyleyse biraz daha al.

Take this, it's good.

Al, bu çok güzel.

Click to see more example sentences
take götürmek

Please, please take me home now!

Lütfen, lütfen Beni eve götür!

She's gonna take you to school tomorrow, you and her,

Yarın seni okula o götürecek. Sadece o ve sen.

Take us back to

Bizi geri götür

Click to see more example sentences
take almak

But just tell me why you want to take out this guy so bad

Ama sadece neden bu adamı bu kadar kötü bir şekilde almak istiyorsun.

As I said, these things take time.

Dediğim gibi, böyle şeyler zaman alır.

Who will take him?

Kim alır ki onu?

Click to see more example sentences
take olmak

But I did, and I know I can't take it back. And I'm just really sorry. Oh, no, no.

Ama oldu bir kere Artık geri de alamam. ve ben gerçekten çok üzgünüm. oh, hayır, hayır.

Calm down, take a deep breath.

Sakin ol, derin bir nefes al.

Relax honey. Take a deep breath.

Sakin ol tatlım, derin bir nefes al.

Click to see more example sentences
take bakmak

Hey, come and take a look.

Hey! Gel ve şuna bir bak!

But take a good look.

Ama bir daha bak istersen.

Hey, take care of her big man.

Hey, ona iyi bak koca adam.

Click to see more example sentences
take etmek

But if it makes you happy, I'll take your number and maybe call you.

Ama eğer bu seni mutlu ediyorsa, numaranı alacağım ve belki seni ararım.

You take care of yourself too.

Sen de kendine çok dikkat et.

And you take care, too, Bobby.

Sen de kendine dikkat et Bobby.

Click to see more example sentences
take çıkartmak, çıkarmak

Please take him too.

Onu da çıkar lütfen.

Go upstairs and take this!

Bunu al ve yukarı çık!

Take that off, it's better.

Şunu çıkar, daha iyi olur.

Click to see more example sentences
take yapmak

This is the first time I really wanted to take something seriously and do something good for my life.

İlk defa bir şeyi gerçekten ciddiye almak ve hayatım için güzel bir şey yapmak istedim.

You made a huge mistake by taking me home.

Sen beni evine alarak büyük bir hata yaptın.

No, I swear, I didn't take nothing.

Hayır, yemin ederim bir şey yapmadım.

Click to see more example sentences
take istemek

But just tell me why you want to take out this guy so bad

Ama sadece neden bu adamı bu kadar kötü bir şekilde almak istiyorsun.

Well, maybe, but I don't want to take that case.

Belki ama ben bu davayı almak istemiyorum. Bak

You wanna take a look?

Bir bakmak ister misin?

Click to see more example sentences
take kabul edilmek, kabul etmek

I know it's not much, but I'll take it.

Çok fazla değil, biliyorum ama Kabul ediyorum

So don't take it.

O zaman kabul etme.

Did your boyfriend take the job?

Erkek arkadaşın işi kabul etti mi?

Click to see more example sentences
take çektirmek, çekmek

Come on, take one more.

Hadi, bir tane daha çek.

Take him up.

Çek onu yukarı.

Take the damn picture.

Çek şu lanet resmi.

Click to see more example sentences
take atmak

Come here and take a look at this.

Buraya gel ve bu bir göz atın.

Hey, Joe, come take a look at this.

Hey, Joe, gel de şuna bir göz at.

All right, take your best shot.

Tamam, en iyi atışını yap.

Click to see more example sentences
take alma

Come on now, I've come to take you.

Hadi gel, ben de seni almaya geldim. Gel.

Please don't take me seriously.

Lütfen beni ciddiye alma.

Jesus, Frank, don't take it personal.

Tanrım, Frank, bunu kişisel olarak alma.

Click to see more example sentences
take indirmek

Please, take me down now.

Lütfen, artık indir beni.

Take him down, George.

Onu aşağı indir, George.

Head down. Take a look.

Aşağı inip bir bakın.

Click to see more example sentences
take tutmak

Here take this. Okay.

Al, tut şunu, tamam mı?

Do whatever it takes to keep him alive.

Onu hayatta tutmak için ne gerekiyorsa yap

Take her away from this.

Onu bundan uzak tut.

Click to see more example sentences
take yararlanmak

I'm getting married tomorrow, so I'm really trying to take it easy.

Ben, evli yarın alıyorum bu yüzden gerçekten kolay almak için çalışıyorum.

Then I'll take you there tomorrow.

O halde yarın sizi oraya götüreceğim.

Well, tomorrow you go and take a look, then.

İyi yarın git ve bir gözat bakalım.

Click to see more example sentences
take kaldırmak

Oh, that's right. I can take this, right?

Bu arada, bu bende kalabilir, değil mi?

Just stay here, I'll take care of everything.

Sen burada kal, ben her şeyi hallederim.

One more to take.

Bir tane daha kaldı.

Click to see more example sentences
take getirmek

Here, take this back and get me another.

Al, bunu geri götür ve bana başkasını getir.

Bring him back, no matter what it takes!

Onu ne pahasına olursa olsun geri getirin!

But why would the map lead us here, then take us somewhere else?

Ama neden harita bizi buraya getirdi, sonra da başka bir yere götürüyor?

Click to see more example sentences
take oturmak

Okay, look, take a deep breath and come sit down for a moment, okay?

Tamam, bak, derin bir nefes al ve bir dakika otur, tamam mi?

Do us a favor, take a seat.

Bize bir iyilik yap da otur.

I'II take your Oh no, no, no. sit down, sit..

Seni alacağım. Oh hayır, hayır, hayır. Otur, otur

Click to see more example sentences
take işe almak

but these things take time.

ama bu işler zaman alır.

Max, we have to take this job. It's the next step for us.

Max, bu işi almak zorundayız, bu bizim için bir sonraki adım.

Would you take this seriously, please?

Lütfen bu işi ciddiye alır mısın?

Click to see more example sentences
take gerektirmek

That takes a real man.

Gerçek bir adam gerektirir.

You know this takes two people.

Biliyorsun bu iki kişi gerektirir.

That takes, uh, someone smart, brave

Bu da zeki, cesur birisini gerektirir.

Click to see more example sentences
take ile gitmek

Take six men and go with Madame.

Altı adam al ve madam ile git.

Take it. Go somewhere with Claire.

Al ve Claire ile bir yere git

Charles, take Sandy and go inside.

Charles, Sandy'i al ve içeri git.

Click to see more example sentences
take üstlenmek

And if a client wants a private dance, take him upstairs.

Ve eğer bir müşteri özel dans isterse onu üst kata götürün.

Take it upstairs.

Üst kata götür.

I'll take him upstairs

Ben onu üst kata çıkarırım.

Click to see more example sentences
take kazanmak

To make a bad copy is very easy but a good one, it takes years of practice.

Kötü bir kopya yapmak çok kolay ama iyi bir kopya için, yıllarca deneyim kazanmak gerekir.

Whatever it takes to win.

Kazanmak için ne gerekiyorsa.

Randall, you, me, on the roof, winner takes all.

Randall. Sen ve ben çatıda, kazanan hepsini alır.

Click to see more example sentences
take girmek

Come in, take everything.

İçeri girin, her şeyi alın.

Fred, go in there and take care of that woman.

Fred, gir oraya ve o kadına iyi bak.

Ma, go inside and take some aspirin.

Anne, içeri girip birkaç aspirin al.

Click to see more example sentences
take kapmak

Or take this and shut up.

Ya da bunu al ve çeneni kapa.

You better take a seat.

İyisi mi bir koltuk kap.

Mr. Worf, take the weapons off line.

Bay Worf, silahları kapalı hatta al.

Click to see more example sentences
take çalmak

Wait, try to take it easy, OK?

Bekle, sakin olmaya çalış, tamam mı?

Take a deep breath and try to relax.

Derin bir nefes al ve sakinleşmeye çalış.

He stole it, and he's taking all the credit!

Onu çaldı ve şimdi de tüm itibarı o alıyor!

Click to see more example sentences
take ayrılmak

Yes. Yes. Well, thank you for taking the time.

Evet, evet zaman ayırdığınız için ben teşekkür ederim.

Yeah, thanks for taking the time.

Evet, zaman ayırdığınız için sağ olun.

Tell me, how long have you been taking me for an idiot?

ne kadar zamandır oldu, söyle bana bir salak için bana ayırdığınız?

Click to see more example sentences
take yazmak

Take pen and paper, write this number:

Bir kağıt kalem al ve şu numarayı yaz:

I mean, writing takes time.

Yani, yazmak zaman alır.

He's taking me fishing this whole summer.

Beni bütün bu yaz boyunca balığa götürecek.

Click to see more example sentences
take anlamak

Just take a deep breath take a deep breath and tell me what happened.

Derin bir nefes al. Derin bir nefes al ve ne olduğunu anlat.

You take your sister and go and find somewhere safe to hide, you understand?

Kardeşini al ve git ve gizlenecek güvenli bir yer bul anladın mı?

Tell me, did you ever take her out?

Anlat bana, onu hiç dışarı çıkardın mı?

Click to see more example sentences
take başlamak

We started a new business but no one takes us seriously.

Yeni bir işe başladık ama kimse bizi ciddiye almadı.

And started taking drugs again

Ve yine uyuşturucu almaya başladı

The mother started drinking very heavily, started taking drugs.

Annesi çok içmeye başladı, sonrada uyuşturucu almaya.

Click to see more example sentences
take duymak

Take me now, hear me?

Şimdi, beni duydun mu?

Take it easy, you hear me?

Sakin ol, Beni duydun mu?

I heard you. Take it.

Duydum seni, al şunu.

Click to see more example sentences
take saymak

Just take a deep breath, close your eyes, count to ten.

Sadece derin bir nefes al, gözlerini kapat, ona kadar say.

And thank you, Mr. President, for taking the risk.

Size de teşekkür ederim Sayın Başkan, riski aldığınız için.

Take this, Mr. President.

Al sana, Sayın Başkan.

Click to see more example sentences
take karşılamak

How's Calculon going to take this, Fry, especially after that humiliating tennis tournament?

Bakalım Calculon bunu nasıl karşılayacak, Fry? Özellikle o küçük düşürücü tenis turnuvasından sonra. Fry?

And how did Miss Campbell take that?

Peki Bayan Campbell bunu nasıl karşıladı?

So how'd she take it?

O nasıl karşıladı bunu?

Click to see more example sentences
take ele almak

You took something from me and now I'm going to take something from you.

Sen, benim elimden bir şey aldın. Ben de senden bir şey alacağım.

I'm taking this case, Michael.

Bu davayı ben ele alıyorum Michael.

And you know what takes my power away?

Ve bu gücü elimden ne alır biliyor musun?

Click to see more example sentences
take ele geçirmek

Eddie Dunford, Crime Correspondent, back home to take the North.

Suç muhabiri Eddie Dunford kuzeyi ele geçirmek için eve döndü.

Now, Amanda and oversight think that Alex is going to take over Zetrov.

Şimdi de Amanda ve üst yönetim Alex'in Zetrov'u ele geçireceğini düşünüyorlar.

Lucian alliance. They're coming to take Destiny.

Lucian İttifakı Destiny'i ele geçirmek için geliyor.

Click to see more example sentences
take kar

Xia-hou Jun and Wei Ben, take two thousand cavalries by land and catch them off-guard

Xia-hou Jun ve Wei Ben. Karadan iki bin süvari alın ve onları gafil avlayın!

Other black holes take violence to a whole new level.

Diğer kara delik şiddeti yeni bir seviyeye yükseltecek.

Take two thousand cavalries by land and catch them off-guard

Karadan iki bin süvari alın ve onları gafil avlayın!

Click to see more example sentences
take yakalamak

Okay, let's take you, you, not you, you.

Pekala, seni yakalayalım, seni, seni değil, seni.

The FBl, men like you, takes a lot of money to catch someone.

FBI, senin gibi adamlar, birini yakalamak için çok para alıyor.

Let's take him down, then.

Onu yakalayalım o zaman.

Click to see more example sentences
take pay

But I'll take a smaller cut and I'll really protect her.

Ama ben daha küçük bir pay alacağım. Ayrıca onu gerçekten koruyacağım.

I'm not Take your share and get ready soon.

Sen payını al ve yakında hazır ol.

Take your share and go!

Payına düşeni al ve git!

Click to see more example sentences
take parti

Look, mom, I really appreciate you taking us in, I do, but this isn't really a party day for me.

Bak, anne, yaptığın bu şey için müteşekkirim... .ama bu gerçekten benim için parti verilecek bir gün değil.

Great, then take him to the party.

Harika, o zaman partiye onunla git.

Paul takes you to a party.

Paul seni bir partiye götürüyor,

Click to see more example sentences
take dinlemek

Listen, uh is this gonna take long?

Dinleyin. Bu uzun sürecek mi?

Take a deep breath and listen to me!

Derin bir nefes alın ve beni iyi dinleyin!

Just take a listen and

Sadece dinleyin ve Tamam.

Click to see more example sentences
take kandırmak

Take his blood and call it enough.

Onun kanını alın ve yeter deyin.

And I don't take blood money.

Ve ben kanlı para almam.

take at least two organ samples along with blood.

kanla beraber, en azından iki organ örneği al.

Click to see more example sentences
take kaçırmak

A Cheyenne guy claims two white dudes kidnapped him and forced him to take peyote.

Bir Cheyenne adamı onu iki beyaz adamın kaçırdığını ve zorla peyote içirdiğini iddia ediyor.

Take me away, Dark Prince.

Kaçır beni, Karanlık Prens.

It takes a village to smuggle a human.

Bir insan kaçırmak için bir köy gerekiyor.

Click to see more example sentences
take dayanmak

But after a while, Caroline couldn't take it anymore.

Fakat bir süre sonra, Caroline buna dayanamadı.

Maybe she dumped him, and he couldn't take it.

Belki kız onu terk etti o da buna dayanamadı.

Linda, how long does Doug take?

Linda, Doug ne kadar dayanırdı?

Click to see more example sentences
take devralmak

Then Jane and Lisbon take over.

O zaman Jane ve Lisbon devralacak.

Mr. Kugler will take over day-to-day operations along with Mr. Kleiman.

Bay Kugler, Bay Kleiman'la birlikte günden güne işi devralacak.

Meanwhile, you take over his affairs.

Bu arada, onun işlerini sen devral.

Click to see more example sentences
take içeriye almak

Either that or I take you in, your choice.

Ya o ya da seni içeri alırım. Seçim senin.

I take him in like a slave.

Bir köle gibi içeri alıyorum onu.

Col. Fowler, the general's adjutant, will take you in.

Albay Fowler, generalin emir subayı, sizi içeriye alır.

Click to see more example sentences
take üzerine almak

It's sad how it takes something so intense to make us stop and smell the coffee, huh?

Bu kadar şey alır ne kadar üzücü Bize durdurmak ve kahve kokusu yapmak için yoğun, değil mi?

It's mine, mine Mine for the taking

O benim, benim, Almak üzere benim.

Well, that is a thoughtful take on foreign policy.

Peki, bu düşünceli dış politikası üzerine almak.

Click to see more example sentences
take faydalanmak

It's a great opportunity, and everyone wants to take advantage.

Bu büyük bir fırsat ve herkes bundan faydalanmak istiyor.

Not take advantage of a young beautiful girl, not like this

Genç ve güzel bir kızdan faydalanmak için değil, bu şekilde değil.

Maybe tried to take advantage of Nikki's condition or even worse rape.

Belki de Nikki'nin durumundan faydalanmak istedin ya da daha kötüsü tecavüz.

take elde etmek

Then why did you take such a chance today?

O zaman böyle bir şansı neden bugün elde ettin?

Take a beat, look around, this is a huge success.

Çevrene bir bak. Büyük bir başarı elde ettik.

But instead of taking short-term advantage, save the day for him.

Fakat kısa vadeli bir avantaj elde etmek yerine, onun için günü kurtar.

take yutmak

Hey, take this key and swallow it.

Hey, bu anahtarı al ve yut.

Max, take the pill.

Max, Max! İlacı yut.

Did our little fishy take the bait?

Bizim küçük balık yemi yuttu mu?

take tutma

Dad, maybe you could take Howard fishing sometime.

Baba, belki bir gün de Howard'ı balık tutmaya götürürsün.

Take a few weeks off. Take Jonah fishing.

Bir iki hafta izin al, Jonah'ı balık tutmaya götür.

Start taking notes, punk.

Not tutmaya başla, serseri.

take üstüne almak

What does that mean, "take responsibility"?

Bu da ne demek; "Sorumluluğu üstüne almak"?

So, say I would take a swig, and then have three or four martinis.

Diyelim ki bir yudum aldım, üstüne de üç ya da dört martini.

Becoming a top fighter takes time.

Üstün bir dövüşçü olmak zaman alır.

take alışmak

No, no, just Just takes a little getting used to.

Hayır, hayır sadece sadece alışmak biraz zaman alıyor.

Takes some getting used to, huh?

Alışmak biraz zaman alıyor değil mi?

take hasılat

Tonight's take looks good.

Gecenin hasılatı iyi görünüyor.

One-fifth of the usual take.

Her zamanki hasılatın beşte biri.

take hissetmek

Take a deep breath and tell me what you feel.

Derin bir nefes al ve bana ne hissettiğini söyle.

Take a number, knock on wood Find a reason to feel good

Al bir numara, vur ağaca bul bir neden, iyi hissetmek için

take kavramak

Monsieur Poirot takes grave view of situation,' says Captain Hastings.

Bay Poirot durumun ciddiyetini kavradı', diyor Yüzbaşı Hastings.

Just take him somewhere and grab his cock.

Sadece onu bir yere götür ve aletini kavra.

take tepki

What was Tamara's take?

Tamara'nın tepkisi ne oldu?

A resistance is forming, and Rome, uh-Rome is taking too long to respond.

Bir direniş oluşuyor, ve Roma, ah-Roma'ın tepki vermesi çok uzun sürüyor.

take koparmak

So you're a go-getter, ramrod Yes, sir. take-charge kind of guy?

Yani sen tuttuğunu koparan, sorumluluk alan tipte biri misin?

Like, big, tall, teeth-that-could-take-your-arm-off horses?

Büyük, uzun, dişleri-ile-kolunu-koparabilecek atlar mı?

take taşımak

Light Bringer take this today and every day!

Işık Taşıyan bunu bugün ve her gün kabul et!

take farz etmek

Take that old Dendak disappeared.

Eski Dendak gitti farz et.

take kaplamak

Yes, but now it takes two kits to cover one body.

Evet ama artık bir cesedi kaplamak için iki tane gerekiyor.

take reaksiyon

You know what, a controlled fusion reaction like this takes real talent.

Biliyor musun, bunun gibi kontrollü bir füzyon reaksiyonu gerçekten yetenek gerektirir.

take kiralamak

I'll take it. No contingencies, no loan, no nothing.

Alıyorum, kiralamak yok, beklemek yok, hiçbir şey yok.