English-Turkish translations for taking:

alış · bulaşıcı · çekici, çekme · göz · alma · alan · hoş · atma · ilginç · ele geçirme · other translations

taking alış

Take me, and you come with me now.

Beni al ve sen de benimle gel.

Then you take some more.

Öyleyse biraz daha al.

Take this, it's good.

Al, bu çok güzel.

Click to see more example sentences
taking bulaşıcı

Look, it's just gonna take some time, okay?

Bak, bu sadece biraz zaman alacak, tamam mı?

These things take time, of course.

Tabii ki bu işler zaman alır.

I'll take these for you.

Bunları senin için alacağım.

Click to see more example sentences
taking çekici, çekme

Come on, take one more.

Hadi, bir tane daha çek.

Take him up.

Çek onu yukarı.

Take the damn picture.

Çek şu lanet resmi.

Click to see more example sentences
taking göz

Come here and take a look at this.

Buraya gel ve bu bir göz atın.

Now please take a look.

Lütfen bir göz atın.

You stay here and take care of him.

Sen kal ve ona göz kulak ol.

Click to see more example sentences
taking alma

Come on now, I've come to take you.

Hadi gel, ben de seni almaya geldim. Gel.

Please don't take me seriously.

Lütfen beni ciddiye alma.

Jesus, Frank, don't take it personal.

Tanrım, Frank, bunu kişisel olarak alma.

Click to see more example sentences
taking alan

Take care of yourself, Alan.

Kendine iyi bak, Alan.

I, Peter Alan Tyler, take you, Jacqueline Andrea Suzette Prentice.

Ben Peter Alan Tyler. Jacqueline Andrea Suzette Prentice'i

I'm not taking them.

Onları alan ben değilim.

Click to see more example sentences
taking hoş

After a night like that, you must want to take a shower, a nice warm shower?

Böyle bir geceden sonra, mutlaka bir duş almak istersiniz, Hoş ılık bir duş?

Well, just take it nice and easy.

Pekâlâ, sadece hoş ve sakin ol.

And then I'll take you somewhere nice.

Ve seni hoş bir yere götüreceğim.

Click to see more example sentences
taking atma

Don't take another step!

Sakın bir adım daha atma!

Oh, don't take another step.

Oh, bir adım daha atma.

It's my chance to take a step forward.

Benim için de ileriye bir adım atma fırsatı.

Click to see more example sentences
taking ilginç

I'm taking everything interesting with me.

İlginç olan her şeyi götürüyorum.

Yeah yeah, it's an interesting take on a familiar story.

Evet, evet. Bilindik bir hikâyenin ilginç bir yansıması.

what does it take to drown you? interesting question, otto.

Sizi boğmak için ne yapmak gerekiyor? İlginç bir soru, Otto.

Click to see more example sentences
taking ele geçirme

This thing, this entity, it tried to take hold of your unborn twin!

Bu şey, bu varlık, senin doğmamış ikizini ele geçirmeye çalıştı!