English-Turkish translations for teaching:

ders · öğretilen şey · öğretmenlik · öğretme · eğitim · öğreti · öğretim · other translations

teaching ders

So if you want to help him, take this and teach him a lesson.

Ona yardım etmek istiyorsan al şunu ve ona bir ders ver.

We'll teach them a lesson.

Onlara bir ders vereceğiz.

To teach them a lesson.

Onlara bir ders vereceğim.

Click to see more example sentences
teaching öğretilen şey

As a father I wanted to teach you everything, give you everything.

Bir baba olarak sana her şeyi öğretmek, her şeyi vermek istedim.

And they teach you all these things?

Ve bütün bu şeyleri sana onlar öğretti?

I hated that job but I guess it did teach me something.

O işten nefret ederdim ama galiba bana bir şey öğretti.

Click to see more example sentences
teaching öğretmenlik

This is my first time teaching, and I'm scared, too.

Ben de ilk kez öğretmenlik yapıyorum ve ben de korkuyorum.

You thought of me for a teaching job?

Bir öğretmenlik işi için beni mi düşündün?

It's a real teaching job at a real school, and

Bu gerçek bir öğretmenlik işi,gerçek bir okulda

Click to see more example sentences
teaching öğretme

Well, how about you teach me something?

Bana bir şey öğretmeye ne dersin?

I'm trying to teach you something.

Sana bir şey öğretmeye çalışıyorum.

That's exactly what I'm trying to teach you.

Bu tam olarak sana öğretmeye çalıştığım şey.

Click to see more example sentences
teaching eğitim

It's another training program designed to teach you one thing:

Sana bir tek şey öğretmek için tasarlanmış başka bir eğitim programı.

No, this is a teaching hospital.

Hayır, burası bir eğitim hastanesi.

This is a teaching hospital.

Burası bir eğitim hastanesi.

Click to see more example sentences
teaching öğreti

We don't need these old-fashioned phrases and teachings.

Bu eski moda tabir ve öğretilere ihtiyacımız yok.

Techno music and something about the teachings of a karaoke master.

Tekno müzik ve karaoke ustasının öğretileriyle ilgili bir şeydi.

A thing indecent and contrary to the teachings of the holy scriptures.

Edepsiz bir şey kutsal yazıtlardaki öğretilerin tam aksi bir şey.

Click to see more example sentences
teaching öğretim

No, actually, it's like teaching a kid a letter.

Hayır, aslında, bir çocuk bir mektup öğretim gibi.

Like they're teaching you to be a robot.

Onlar bir robot olmak için öğretim konum gibi.

Right now our P. E teaching position has been filled.

Şu anda bizim P. E öğretim pozisyonumuz dolu.

Click to see more example sentences