English-Turkish translations for tear:

gözyaşı · yaş · yaşartıcı · yırtık · damla · parçalamak · yıkmak · other translations

tear gözyaşı

There'll never be a summer like this again Never again, will we shed, the tears we cried this summer

Bir daha bunun gibi bir yaz asla olmayacak bir daha asla, bu yaz döktüğümüz, gözyaşlarını dökmeyecek miyiz

You see, I will tear your eyes out, but you'll not tear my building down.

Sen, ben gözyaşı görmek Gözlerini dışarı, ama olacağım aşağı benim bina gözyaşı değil.

We don't need tears right now.

Şu anda gözyaşı lazım değil.

Click to see more example sentences
tear yaş

The tears, the "I killed those men.

O göz yaşları "O adamları ben öldürdüm.

There was crying and tears and more tears.

Ağladı, göz yaşları ve sonra daha fazla göz yaşı.

No more silent tears

Sessiz göz yaşları yok

Click to see more example sentences
tear yaşartıcı

Bring a couple of grenades and some tear gas and flashlights too.

Birkaç el bombası, göz yaşartıcı gaz ve el feneri de getir.

Oh, what kind of tear gas?

Ne çeşit göz yaşartıcı gazı?

That's tear gas.

Göz yaşartıcı gaz.

Click to see more example sentences
tear yırtık

It's just a tear.

Bu sadece bir yırtık.

Here, I found a little tear, Cinderella

Şurada küçük bir yırtık buldum Sindirella!

There's no tear.

Yırtık falan yok.

Click to see more example sentences
tear damla

Dearest Mina, do not shed a single tear for Jonathan Harker.

Sevgili Mina Jonathan Harker için tek damla gözyaşı dökme.

You mean, like, one glistening tear on your cheek, right?

Evet. Yani yanağından tek bir damla, değil mi?

He didn't shed a single tear.

Tek bir damla bile gözyaşı dökmedi.

Click to see more example sentences
tear parçalamak

Look, if that kid stays here, he's gonna tear this family apart!

Bak, eğer bu çocuk burada kalırsa, o bu aileyi parçalayacak!

Tearing apart a family is truly noble work, Mr. Turner.

Bir aileyi parçalamak gerçekten çok asil bir iş, Bay Turner.

Perfect for tearing through flesh and splintering bones.

Eti ve kemiği parçalamak için keskin ve kusursuz nitelikte.

Click to see more example sentences
tear yıkmak

And then a sword becomes a plough, and then the bloody tears wash the land".

'Ve sonra kılıç bir pulluk olur, ve sonra kanlı gözyaşları yıkar toprakları'.

I'll tear it down sooner or later.

Yıkacağım bunu, er ya da geç.

Fighting, swearing and tearing asunder the monuments ofcivilization.

Dövüş, küfür ve yakıp yıkmak medeniyetten uzak şeyler.