tells

And, listen, there's one more thing there's one more thing I have to tell you.

Ve, dinle, bir şey daha var sana söylemem gereken, bir şey daha var.

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

So tell me, how is it that you know so much about me and I know nothing about you?

Yani, söyle bana bu Hakkımda çok biliyorum nasıl ve senin hakkında bir şey biliyor musun?

Because I want to tell you something and I think you know what I mean.

Çünkü sana bir şey söylemek istiyorum ve bence ne demek istediğimi biliyorsun.

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

There's something you have to know, something I have to tell you.

Bilmen gereken bir şey var, sana söylemem gereken bir şey.

Well, I'll tell you something I don't know anything about.

Sana bir şey söyleyeyim Ben hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

Police don't believe me, you don't believe me, so tell me, what do you want to talk about?

Ne polis ne de sen bana inanıyorsun, bu yüzden söylesene, ne hakkında konuşmak istiyorsun?

You know, there's something that I have to tell you.

Benim de sana söylemem gereken bir şey var.

This isn't something I think I need to tell you, but

Sanırım bu sana söylemem gereken bir şey değil, ama