English-Turkish translations for temper:

öfke · sinir, sinirli · huy · mizaç · asabi · other translations

temper öfke

Father, I don't know what happened, but I guess I lost my temper and I

Baba, ben ne biliyorum, ama Benim öfke ve ben kaybettim sanırım. .

You have a temper, don't you?

Öfkeli bir yapın var, değil mi?

And afterfather's temper cools down then tell him that Jeetu wasn't a bad boy.

Ve babanın öfkesi dindikten sonra ona söyle jeetu kötü bir çocuk değil.

Click to see more example sentences
temper sinir, sinirli

But whether they're a burned former operative, A beautiful bomber with a temper,

İster, yakılmış bir eski operasyoncu isterse, güzel ama sinirli bir bombacı,

Because it irritates you, Charles. And it amuses me to see you in bad temper.

Çünkü bu seni rahatsız ediyor Charles ve seni sinirli görmek de beni eğlendiriyor.

I don't have a temper problem,

Benim bir sinir sorunum yok,

Click to see more example sentences
temper huy

Somebody had a really big knife and a really bad temper.

Birinin epey büyük bir bıçağı ve bayağı kötü bir huyu varmış.

Not evil, but bad tempered, bureaucratic, officious and callous.

Şeytani değil, ama kötü huylu, bürokratik, resmi ve kalın kafalıdırlar.

That's the most foul, cruel and bad-tempered rodent you ever saw.

Bu görüp göreceğiniz en kötü, zalim ve huysuz kemirgen.

Click to see more example sentences
temper mizaç

He just had a bad temper.

Sadece kötü bir mizacı vardı.

She's got a bad temper.

Kötü bir mizacı var.

How's her temper, Mrs. Stiles?

Nasıl biz mizacı var Bayan Stiles?

Click to see more example sentences
temper asabi

There could be some polar bears or ill-tempered eskimos, like

Kutup ayısı ya da asabi Eskimolar falan olabilir.

He has a bad temper.

Asabi bir mizacı var.

Tony's got a temper.

Tony asabi bir adam.