English-Turkish translations for terrible:

korkunç · çok · berbat · çok kötü · felaket · feci · korkulacak · müthiş · iğrenç · dehşet, dehşetli · aşırı · rezil · aşırı derecede · other translations

terrible korkunç

I know something terrible happened, something even more terrible than suicide or murder.

Korkunç bir şey olduğunu biliyorum, hatta cinayet ya da intihardan daha korkunç şeyler.

Sir, something terrible has happened!

Efendim, korkunç bir şey oldu!

How could you do such a terrible thing?

Nasıl olur da böyle korkunç bir şeyi yaparsın?

Click to see more example sentences
terrible çok

I mean, your mother is a wonderful mother, but she is a terrible human being.

Demek istediğim, annen harika bir anne ama çok kötü bir insan evladı.

I know you've done something terrible.

Çok kötü bir şey yaptığını biliyorum.

I know I've been a terrible father.

Çok kötü bir baba olduğumu biliyorum.

Click to see more example sentences
terrible berbat

That's a terrible thing to tell me even if it's true. I know.

Bu doğru olsa bile bana söylemek için berbat bir şey.

A terrible life. A different life

Berbat bir hayat, başka bir hayat.

A terrible day.

Berbat bir gün.

Click to see more example sentences
terrible çok kötü

I mean, your mother is a wonderful mother, but she is a terrible human being.

Demek istediğim, annen harika bir anne ama çok kötü bir insan evladı.

That night, he had a terrible dream.

O gece çok kötü bir rüya gördü.

There are so many poor people it is terrible!

Çok sayıda fakir insan var, ne kötü.

Click to see more example sentences
terrible felaket

Oh God, that's terrible.

Aman Tanrım, bu felaket.

I am so sorry. This is terrible.

Çok üzüldüm, felaket bir şey bu.

I'm a crap wife, a crap mother and a terrible person.

Berbat bir eş, berbat bir anne ve felaket bir kişiyim.

Click to see more example sentences
terrible feci

Looks more like a just a terrible accident but maybe someone killed her.

Sanki çok feci bir kazaya benziyor gibi ama belki biri onu öldürdü.

Emma, that's a terrible thing to say.

Emma, bunu söylemek feci bir şey.

I have a terrible disease.

Bende çok feci bir hastalık var.

Click to see more example sentences
terrible korkulacak

I'm afraid we've both made a terrible mistake.

Korkarım ikimiz de korkunç bir hata yaptık.

I'm afraid there's been a terrible mistake.

Korkarım ortada korkunç bir hata var.

I fear something terrible has happened.

Korkarım çok kötü bir şey oldu.

Click to see more example sentences
terrible müthiş

This is another terrible example.

Bu da diğer bir müthiş örnek.

Terrible But great

Korkunç fakat müthiş.

It's all terribly important.

Bu müthiş derecede önemli.

Click to see more example sentences
terrible iğrenç

It's a terrible, dirty thing

Berbat, iğrenç bir şeydi

Transfer student, why are you eating such a terrible lunch box?

Transfer öğrenci, neden bu kadar iğrenç bir öğle yemeği yiyorsun?

She's a horrible ghost, and I'm a terrible drunken ghost.

O iğrenç bir hayalet, bense çok sarhoş bir hayaletim.

Click to see more example sentences
terrible dehşet, dehşetli

What a terrible thing war is.

Savaş ne dehşet bir şey.

Jealousy is a terrible emotion.

Kıskançlık, dehşet bir duygu.

It's a terrible thing, all this violence in the favela.

Bu çok korkunç bir şey, faveladaki bütün bu dehşet.

Click to see more example sentences
terrible aşırı

This is terribly urgent!

Bu aşırı derecede acil!

It's terribly hot here.

Burası Aşırı derecede sıcak.

It is terribly crowded today.

Bugün burası aşırı kalabalık.

Click to see more example sentences
terrible rezil

What a terrible father!

Ne rezil bir baba bu!

Terrible, isn't she?

Rezil, değil mi?

Caffrey, you're a terrible host.

Caffrey, rezil bir ev sahibisin.

Click to see more example sentences
terrible aşırı derecede

This is terribly urgent!

Bu aşırı derecede acil!

It's terribly hot here.

Burası Aşırı derecede sıcak.

Sugar is not only fattening, it's also terribly, terribly addictive.

Şeker sadece şişmanlatmaz, ayrıca aşırı derece bağımlılık yapar.