English-Turkish translations for then:

Ø · o zaman, o zamanki · sonradan, sonra · bu · o halde · de · öyleyse · ondan sonra · peki · derken · daha sonra · başka zaman · bunun için · o zamanlar · o zaman ki · ardından · böylece · bu yüzden · o vakit · arkadan · ayrıca · bundan başka · bu durumda · şu halde · öyle ise · ara sıra · sonraları · akabinde · other translations

then Ø

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

All right. All right, then.

Tamam, tamam o zaman.

And then, yeah.

Ve sonra evet.

Click to see more example sentences
then o zaman, o zamanki

Well, you got to do something for me then.

O zaman, sen de benim için bir şeyler yapmalısın.

Then what are you doing here?

O zaman burada ne işin var?

And what does that make you then?

Ve o zaman bu seni ne yapar?

Click to see more example sentences
then sonradan, sonra

I told you about it two weeks ago and then last week, three days ago, and twice, I think, yesterday.

İki hafta önce söylemiştim ve sonra geçen hafta, üç gün önce, ve sanırım dün, iki kez.

Yeah, good, and then just go like that.

Evet, güzel, sonra da böyle devam et.

Then come see me.

Sonra gel beni gör.

Click to see more example sentences
then bu

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

Then this man is

O halde bu adam

Good, 'cause if you're that big a fool, then I have to start looking for a new partner.

İyi çünkü eğer bu kadar büyük bir ahmaksan, o zaman yeni bir ortak aramaya başlamak zorundayım.

Click to see more example sentences
then o halde

Then then what is all that?

O halde o halde bütün bunlar ne?

Then why is everybody looking at me?

O halde neden herkes bana bakıyor?

All right, then this way.

Pekala, o halde Bu taraftan.

Click to see more example sentences
then de

There's good people, there's bad people, and then there's these people.

İyi insanlar var kötü insanlar var ve bir de bunlar var.

Then I will just have to find another way.

O zaman ben de başka bir yol bulmak zorundayım.

Then I'll stay for one more day.

Bir gün daha kalırım ben de o zaman.

Click to see more example sentences
then öyleyse

Well, then, this is a very important week for you, isn't it?

Öyleyse bu senin için çok önemli bir hafta, öyle değil mi?

So then you're a?

Öyleyse o zaman sen?

Then bring him here.

Öyleyse onu buraya getir.

Click to see more example sentences
then ondan sonra

But first, you tell me how you think that's gonna happen, and then I'll probably say the same thing.

Ama önce sen bana onun nasıl olacağını bir söyle. Sonra muhtemelen ben de sana aynı şeyi söylerim.

And then I said to Him,

Sonra ben ona şöyle dedim:

And then she took him, too.

Ve sonra, onu da aldı.

Click to see more example sentences
then peki

And there's really nothing I can do for you, so all right, then, sir.

Ve Sizin için yapabileceğim pek bir şey yok, yani Pekala o zaman, efendim.

Well then, what?

Peki ne öyleyse?

Well, then, please.

Peki, öyleyse, lütfen.

Click to see more example sentences
then derken

And then you know what she said to me?

Ve sonra bana ne dedi biliyor musun?

And then he said something like:

Ve sonra şöyle birşey dedi:

And then he says, "I did it.

Ve sonra dedi ki; "Ben yaptım.

Click to see more example sentences
then daha sonra

So you do your thing and then come right back.

Yani şey yapmak ve daha sonra hemen geri gel.

Just one or two at first, then more.

Önce bir iki kişi. Sonra daha fazlası.

I'll come back later, then.

Daha sonra gelirim, o zaman.

Click to see more example sentences
then başka zaman

Then I would be another man, and I don't want to be another man.

Ama o zaman başka bir adam olurdum ve ben başka bir adam olmak istemiyorum.

Then we'll find another way.

O zaman başka bir yol buluruz.

Then we make another one.

O zaman başka bir tane yaparız.

Click to see more example sentences
then bunun için

Then this is for you.

O zaman bu senin için.

Then one day there was this handsome soldier finally coming home to see me.

Sonra bir gün bu yakışıklı asker oldu. Sonunda beni görmek için eve geldi.

Then we must stop her. It's too late for that.

Onu durdurmalıyız o zaman. bunun için çok geç artık.

Click to see more example sentences
then o zamanlar

Either you did something really bad back then or something really bad was done to you.

Ya o zamanlar sen kötü bir şey yaptın ya da sana biri bir kötülük yaptı.

We were so different back then.

Biz o zamanlar çok farklıydı.

There was a reason then.

O zamanlar bir sebebim vardı.

Click to see more example sentences
then o zaman ki

Then it is good that I have one.

O zaman iyi ki benim bir planım var.

Then why would he say he had?

O zaman neden böyle söyledi ki?

And if he killed all of these people, then why was he using different guns?

Ve eğer tüm bu insanları o öldürmüşse o zaman neden farklı silah kullanıyordu ki?

Click to see more example sentences
then ardından

Then some people say, "Are you the guy who?"I say," Yeah! Yeah! Yeah!

Ardından bazı insanlar, "Sen şu?"diyorlar, ve ben de" Evet, evet, evet!" diyorum.

Then a couple of years ago I met Jimmy.

Ardından birkaç sene sonra Jimmy ile tanıştım.

We were hot on his tail, following a tip, and then he just vanished.

Biz bir ipucu ardından yaptığı kuyruk sıcak ve sonra o sadece kayboldu.

Click to see more example sentences
then böylece

And then something like this.

Ama sonra böyle bir şey

All right then. Be like that.

Pekala o zaman böyle ol işte.

If that's not it, then tell me what's wrong.

Eğer böyle değilse sorunun ne olduğunu söyle bana.

Click to see more example sentences
then bu yüzden

That's not why I'm here Then what?

Bu yüzden burada değilim. Ne o zaman?

That's why you go, then?

O halde bu yüzden gidiyorsun.

Then that's why we got his number.

Bu yüzden onun numarasını aldık o zaman.

Click to see more example sentences
then o vakit

Well, then, there is time.

Peki o zaman, vakit var.

Then we have time.

O zaman vaktimiz var.

Time to go then.

O zaman gitme vakti.

Click to see more example sentences
then arkadan

And if Control is behind it, then it's something bad.

Ve bunun arkasında Kontrol varsa, o zaman bu çok kötü bir şey.

And then right behind her is Benny with his stupid basketball, going

Ve sonra onun hemen arkasında Benny, o aptal basket topuyla, gidiyordu

One on each side and then one on the back!

Her yan için bir tane ve bir tane de arkaya!

Click to see more example sentences
then ayrıca

Great. And then, also, I have a big surprise for you after dinner.

Ayrıca akşam yemekten sonra sizin için harika bir sürprizim var.

We'll have separate cameras for you, and then sports and then weather.

Senin için ayrı kameralar olacak, sonra da spor ve hava durumu.

Then, yeah. I've got a plan.

Ayrıca evet, bir planım var.

Click to see more example sentences
then bundan başka

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

You stay there tonight, then we'll find you somewhere else.

Bu gece orada kalacaksın. Sonra sana başka bir yer bulacağız.

Next one is up tonight, and then another one tomorrow.

Bu gece bir tane, yarın da başka bir tane.

Click to see more example sentences
then bu durumda

If it were that easy, then you and I wouldn't be in this situation.

Eğer o kadar kolay olsaydı, o zaman sen ve ben bu durumda olmazdık.

Then use this as the opportunity to have a fresh start, Billy

O zaman bu durumu yeni bir başlangıç fırsatı olarak kullan, Billy.

Then in that case, gentlemen,

O hâlde bu durumda, baylar Ben

Click to see more example sentences
then şu halde

Then let's do it.

O halde yapalım şunu.

Then stop it!

O halde kes şunu!

So then here's the deal:

O halde anlaşmamız şu:

Click to see more example sentences
then öyle ise

If killing is crime, then so is war. Right?

Öldürmek suç ise, öyleyse bu bir savaş. doğru mu?

Then go Antiginous and Litus, and go quickly.

Öyle ise gidin Antiginous ve Litus ve çabuk gidin!

Then go, Antigonus, and Cleitus.

Öyle ise gidin Antiginous ve Cleitus.

then ara sıra

And then, sometime during the interviews, something snapped.

Sonra da bir ara görüşmeler sırasında bir şeyler koptu.

Today, then again in a few days, occasionally

Bugün, sonra birkaç gün içinde tekrar, ara sıra.

then sonraları

How about afternoons, Mondays, Wednesdays and then may be all day Saturday?

Öğleden sonraları nasıl olur? Pazartesileri, çarşambaları ve cumartesileri de tam gün.

How about afternoons, Mondays and Wednesdays, and then maybe all day Saturday?

Öğleden sonraları nasıl olur? Pazartesi, çarşamba belki cumartesi tüm gün?

then akabinde

Then zip-zang, Griffin gets the girl, stays at the zoo, everybody wins.

Ve akabinde Griffin kızı elde eder, hayvanat bahçesinde kalır ve herkes kazanır.