English-Turkish translations for there:

هناك · ora, oraya, oralarda, oracıkta, orada · işte · şura, şurada, şuradaki, şuraya · önüne · o yer · orası · dikkat et · haydi · ortalıkta · o noktada · other translations

there هناك

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

There's a world of bad news out there ladies and gentlemen, a world of bad news.

O kadar çok kötü haber var ki, bayanlar baylar, bir dünya dolusu kötü haber.

There's something I've got to tell you.

Sana söylemem gereken bir şey var.

Click to see more example sentences
there ora, oraya, oralarda, oracıkta, orada

There's a little something in there for you too.

Orada senin için de küçük bir şeyler var.

I know you're there, please!

Orada olduğunu biliyorum, lütfen!

I know you're still there!

Hala orada olduğunu biliyorum!

Click to see more example sentences
there işte

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

There it is, okay.

İşte bu kadar, tamam.

Right there, that's it!

Tam şurada. İşte bu.

Click to see more example sentences
there şura, şurada, şuradaki, şuraya

Hey, look, there's something here.

Hey, bak, şurada bir şey var.

There's a boy dead back there.

Şurada ölü bir çocuk var.

Or over there

Ya da şuraya

Click to see more example sentences
there önüne

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Son there's something I want to say before I leave.

Evlat gitmeden önce söylemek istediğim bir şey var.

I know I've said this before, but there is a legal system for that.

Daha önce de söylemiştim ama bunun için bir hukuk sistemi var.

Click to see more example sentences
there o yer

I know that you are a good man, and I know that man Is still in there somewhere.

İyi bir adam olduğunu biliyorum. O iyi adamın hala oralarda bir yerde olduğunu da biliyorum.

She's out there right now

Şimdi orada bir yerlerde o.

At least I tried to, and there's no record of him anywhere.

En azından denedim hiçbir yerde ona ait bir kayıt yok.

Click to see more example sentences
there orası

Oh, yeah, right there.

Oh, evet, tam orası.

It's not safe for him there.

Orası onun için güvenli değil.

Of course it's very hot there.

Tabi ki orası çok sıcak.

Click to see more example sentences
there dikkat et

Watch it, there's a body in there!

Dikkat et, içinde bir ceset var!

You be careful today, there's cops everywhere.

Bugün dikkat et, her yerde polisler var.

Watch out, there's a cop!

Dikkat et, polis var.

Click to see more example sentences
there haydi

Come on, come on, there's only one in there.

Haydi, haydi, sadece bir tane var zaten.

Come on, there's still time.

Haydi, halen vakit var.

There's still time. Let's go.

Hala zaman var, haydi bakalım.

Click to see more example sentences
there ortalıkta

I thought I heard a car, but there's nothing out there.

Bir araba sesi duydum sandım ama ortalıkta bir şey yok.

There's some weird people out there.

Çok tuhaf insanlar var ortalıkta.

That is slightly unusual, but there is a flu going around.

Bu pek alışılmadık bir durum ama ortalıkta gezen bir grip var.

Click to see more example sentences
there o noktada

Oh, I'm sorry, but hold on a second there, Marcia.

Özür dilerim ama bir saniye dur o noktada, Marcia.

There are only four entry points on that submarine.

O denizaltının yalnızca dört giriş noktası var.

But he never leaves Brick Mansions and there's checkpoints everywhere.

Ama o asla Brick Mansions'dan çıkmaz ve her yerde kontrol noktaları vardır.

Click to see more example sentences