English-Turkish translations for thick:

kalın, kalınca · çok · yoğun · sisli · kalın kafalı · koyu · kalınlık · kalınlığındaki · ahmak · sık · şişman · gür · geniş · katı · sıkı · other translations

thick kalın, kalınca

What a thick, black cloud that is.

Ne kadar kalın, kara bir bulut.

Thick and blue, tried and true; thin and crispy, way too risky.

Kalın ve mavi, denenmiş gerçek; ince ve gevrek, fazlasıyla riskli.

Not too thick.

Çok kalın değil.

Click to see more example sentences
thick çok

the air is very chilly, and there's a thick mist.

Hava çok soğuk, çok yoğun bir sis var.

Once upon a time, in the thick deep forest

Bir zamanlar çok derin bir ormanın içinde

Excellent, but that's a pretty thick list.

Çok güzel, ama epey kalın bir liste.

Click to see more example sentences
thick yoğun

There's a thick mist in that direction and a woman alone will be lost forever.

O tarafa giderken yoğun bir sis var ve yalnız bir kadın orada sonsuza dek kaybolur.

No, no, it's a little thick tough.

Hayır, hayır. Biraz yoğun bir tadı var.

It's not so thick now.

Sis o kadar yoğun da değil.

Click to see more example sentences
thick sisli

There's a thick mist in that direction and a woman alone will be lost forever.

O tarafa giderken yoğun bir sis var ve yalnız bir kadın orada sonsuza dek kaybolur.

For a good, thick fog

Güzel, kalın bir sis için

There was a thick layer of fog everywhere.

Her yerde yoğun bir sis bulutu vardı.

Click to see more example sentences
thick kalın kafalı

But sometimes, you can be really thick.

Ama bazen gerçekten kalın kafalı oluyorsun.

Just about as thick as a Texas steak.

Teksas bifteği kadar kalın bir kafan var.

I mean, are you thick?

Yani, kalın kafalı mısın?

Click to see more example sentences
thick koyu

Make it nice and thick.

Güzel ve koyu olsun.

Seven feet tall and has thick hair

Yedi metre uzunluğunda ve koyu saçları var

This isn't thick!

Bu koyu değil!

Click to see more example sentences
thick kalınlık

All I need is a bed, the love of a good woman and an envelope about so thick.

Tek ihtiyacım olan bir yatak iyi bir kadının sevgisi ve şu kadar kalınlıkta bir zarf.

Antarctica has a huge thick ice crust and underneath there is this liquid lake.

Antarktika'da devasa kalınlıkta buz tabakası ve altında da bu "sıvı" göl var.

Thick enough for a search warrant.

Arama emri için yeterli kalınlıkta.

Click to see more example sentences
thick kalınlığındaki

This model is the newest type, tempered steel three inches thick.

Bu model, çok yeni bir tip, üç inç kalınlığında çok sağlam bir çelik.

Four football fields thick of concrete.

Dört futbol sahası kalınlığında beton dökülmüş.

The target buoy is solid monotanium ten meters thick, shielded by a chromoelectric force field.

Hedef şamandırası, katı, on metre kalınlığında, ve krom-elektrik güç alanı ile korunmakta.

Click to see more example sentences
thick ahmak

You're not thick, mate.

Sen ahmak değilsin dostum.

Sing, thick Thwackum, your bounty's flown

Ağla, ahmak Thwackum, senin paralar uçtu

You're Mr. Thick Thick Thicketty Thick-face from Thick-town, Thickania.

Sen Bay Ahmaksın. Ahmakanya'nın Ahmak kentinden, Ahmak yüzlü.

Click to see more example sentences
thick sık

Not so thick, of course.

O kadar sık değil tabi.

I was just telling my colleague, Mr. Setti, how thick and luxuriant Klingon hair is.

Ben de az önce meslektaşım, Bay Setti'ye, Klingonlu saçının ne kadar sık ve gür olduğunu anlatıyordum.

Hair is thick, oily and shiny.

Saçı sık, yağlı ve parlak.

thick şişman

It's thick, ugly, got Danson's fingerprints all over it.

Şişman, çirkin ve her tarafında Danson'un parmak izleri var.

Them some thick-ass kids!

Onlar biraz şişman çocuklar!

thick gür

Oh, you have such nice, thick hair.

Oh, ne kadar hoş, gür saçların var.

I was just telling my colleague, Mr. Setti, how thick and luxuriant Klingon hair is.

Ben de az önce meslektaşım, Bay Setti'ye, Klingonlu saçının ne kadar sık ve gür olduğunu anlatıyordum.

thick geniş

A wide elevator with velvet walls and thick carpets.

Kadife duvarları ve kalın halıları olan geniş bir asansör.

thick katı

The target buoy is solid monotanium ten meters thick, shielded by a chromoelectric force field.

Hedef şamandırası, katı, on metre kalınlığında, ve krom-elektrik güç alanı ile korunmakta.

thick sıkı

Hard work and thick skin.

Sıkı çalışma ve kalın cilt.