English-Turkish translations for thing:

şey · · olay · mesele · birşey · konu · eşya · herşey · yaratık · alet · mevzu · ortalık · zımbırtı · husus · cisim · obje · unsur · other translations

thing şey

And, listen, there's one more thing there's one more thing I have to tell you.

Ve, dinle, bir şey daha var sana söylemem gereken, bir şey daha var.

Yeah, that's not a new thing.

Evet, bu yeni bir şey değil.

This is the only thing that can help me.

Bu bu bana yardım edebilecek tek şey.

Click to see more example sentences
thing

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

Look, I appreciate your offer, but I've got a pretty good thing going here.

Bak, teklifin için minnettarım ama burada gayet güzel bir işim var.

Things have changed. It's not that easy anymore.

İşler değişti, artık o kadar kolay değil.

Click to see more example sentences
thing olay

Well, yes, but there's other things going on here.

Evet ama burada olan başka olaylar da var.

What is that, some kind of team thing?

Ne o, bir tür takım olayı falan mı?

The thing is, you're not a regular soldier.

Olay şu ki, sen sıradan bir asker değilsin.

Click to see more example sentences
thing mesele

But that's the thing, you know?

Ama mesele de bu zaten, biliyor musun?

This isn't a business thing.

Bu bir meselesi değil.

Between that and that other thing

O ve diğer o mesele arasında..

Click to see more example sentences
thing birşey

Yes, but a good thing for us.

Evet ama bizim için iyi birşey.

No, that is another thing.

Hayır bu başka birşey.

For you guys, that's a good thing.

Çocuklar, bu sizin için iyi birşey.

Click to see more example sentences
thing konu

Okay, well, there is one more thing that I want to say about this.

O zaman, bu konu hakkında söylemek istediğim bir şey daha var.

I'm very serious about this because I feel responsible for the whole thing.

Bu konuda çok ciddiyim çünkü tüm olanlar için kendimi sorumlu hissediyorum.

Doctor, we've talked about a good many things but there's one we haven't.

Doktor, bir sürü şey hakkında konuştuk ama bir konuyu konuşmadık.

Click to see more example sentences
thing eşya

Yeah, but it's just a thing.

Evet ama o sadece bir eşya.

Go and get his things.

Git ve eşyalarını getir.

Go home and pack your things.

Eve git ve eşyalarını topla.

Click to see more example sentences
thing herşey

Now, I promise I promise things are gonna be different this time around.

Şimdi, söz veriyorum söz veriyorum bu kez herşey farklı olacak.

Oh, yeah, things are great.

Oh, evet, herşey harika.

I know things will get better.

Biliyorum herşey daha iyi olacak.

Click to see more example sentences
thing yaratık

What kind of monster would do such a thing?

Ne tür bir yaratık böyle bir şeyi yapabilir?

Mean that that Thing still alive?

Bu yaratık hala hayatta yani?

What kind of creature takes such a thing, such a gift, a trust?

Nasıl bir yaratık böyle bir şeye sahiptir? Böyle bir yetenek, güven.

Click to see more example sentences
thing alet

This thing is a piece of rock 'n' roll history.

Bu alet, rock n roll tarihinin... .bir parçası.

Some kind of torture thing?

Bir çeşit işkence aleti mi?

Dude, this thing has a GPS system.

Oğlum, bu aletin GPS sistemi var.

Click to see more example sentences
thing mevzu

No, the thing about the water, that's important.

Hayır, bu şey suyla ilgili. Önemli bir mevzu.

I mean, this whole thing is so strange, right?

Tüm bu mevzu ne kadar tuhaf, değil mi?

Gentlemen, one other thing: Delta company will be with us.

Beyler, diğer bir mevzu da Delta Bölüğü de, bizimle olacak.

Click to see more example sentences
thing ortalık

It's just a thing that's going around.

Bu sadece ortalıkta dolaşan bir şey.

Things are already messy, Michael.

Ortalık çoktan karıştı, Michael.

Perhaps another day, when things are calmer.

Belki başka bir gün, ortalık daha sakin olduğunda.

Click to see more example sentences
thing zımbırtı

You're making that thing for the general, aren't you?

General için o zımbırtıyı yapıyorsun, değil mi?

That thing's coming back.

O zımbırtı geri gelecek.

This thing is unbelievably slow, just like me.

Bu zımbırtı inanılmaz yavaş, aynı benim gibi.

Click to see more example sentences
thing husus

Sir, there was one more thing.

Bir husus daha var, Efendim.

Yeah, John, there is one other thing.

Evet, John, Başka bir husus daha var.

Prince Henry suffers from an arranged marriage, signore among other things.

Prens Henry ayarlanmış bir evlilik hususunda acı çekiyor, Sinyor diğer şeylerin ötesinde.

Click to see more example sentences
thing cisim

An object was propelled against. found on Carl Heine's boat. But, the strange thing is.

Bir cisim, kafasına doğru Carl Heine'nin teknesinde bulunan Ama, garip olan şu ki

Distant things, like mountains and buildings.

Uzak cisimler, yani dağlar ve binalar gibi.

thing obje

Maybe he needs a psychic connection to a place thing or object a letter.

Belki de psişik bağlantı için bir nesneye ya da objeye, bir mektuba ihtiyacı vardır.

Popular pastry, tricky math thing and now sword of righteousness.

Popüler pasta, hilekâr matematik objesi ve şimdi de doğruluğun kılıcı.

thing unsur

Wonderful engineering Main thing, nitrous oxide cylinder

Harika mühendislik Ana unsur, azot silindiri