thousands

Five thousand years isn't such a long time, they're still just frightened children.

Beş bin yıl o kadar uzun bir süre değil, onlar hâlâ korkmuş çocuklar.

But there are thousands of gay men in this city, maybe a couple hundred thousand.

Ama bu şehirde binlerce, belki de birkaç yüz bin gay erkek vardır.

Ten thousand years ago, there's, like, two million people on the planet.

On bin yıl önce gezegende yaklaşık iki milyon insan vardı.

Well, listen, soldier thousands of guys got guns, but there's only one Johnny Rocco!

Pekala, dinle, asker binlerce adamın silahı var, ama sadece bir tane Johnny Rocco var!

Five thousand dollars. But, Eva, I'm giving them that money back, and I promise

beş bin dolar. ama, Eva, parayı onlara geri veriyorum, ve söz veriyorum

This should take only a minute, and cost about a thousand dollars.

Bu sadece bir dakika sürecek, ve yaklaşık bin dolara mal olacak.

That kind of thing happens only once or twice every two thousand years.

Bu tip şeyler, her bin yılda, ancak bir ya da iki kez olur.

Because he killed your wife, two thousand years ago

Çünkü o, iki bin yıl önce karını öldürdü.

Your wife thinks one time and she's good for another few thousand miles?

Karını düşünüyor bir kez ve o için iyi bir kaç bin kilometre?

I promised myself years ago all of those years, hundreds of times thousands of times and now I'm invited.

Kendime yıllar önce söz vermiştim, tüm o yıllar boyunca yüzlerce, binlerce kez ve şimdi davet edildim.