English-Turkish translations for through:

geçmek · içinden · arasından, aracılığıyla, ara, arasında · yoluyla · ile · boyunca · üzerine · sayesinde · doğruca, doğru · baştan başa · yüzünden · bütün bütün, bütün · ortasından · üstesinden · direkt · tamamen · yandan yana · sürmek, süresince · atlatmak · yardımıyla · sonuna kadar · other translations

through geçmek

Hey, kid, you see a white guy come through here a couple of seconds ago?

Hey çocuk, bir kaç saniye önce buradan beyaz bir adam geçti mi?

Let me through, please. I'm a doctor.

Geçmeme izin verin lütfen ben doktorum.

Steve, has Wayne Palmer come through a checkpoint within the last half hour?

Steve, Wayne Palmer son yarım saat içinde herhangi bir kontrol noktasından geçti mi?

Click to see more example sentences
through içinden

And then maybe there's a chance that we could live through this.

Ve belki o zaman bunu canlı atlatmamız için bir şans olabilir.

From now on, everything for the Admiral goes through me.

Şu andan itibaren, Amiral için her şey benden geçer.

Steve, has Wayne Palmer come through a checkpoint within the last half hour?

Steve, Wayne Palmer son yarım saat içinde herhangi bir kontrol noktasından geçti mi?

Click to see more example sentences
through arasından, aracılığıyla, ara, arasında

I definitely feel like I've been through something.

Kesinlikle ben bir şey aracılığıyla olmuştur gibi hissediyorum.

We have a better chance of finding Wallace through her.

Onun aracılığıyla Wallace'ı bulmak için daha iyi bir şansımız var.

Going through these mountains somewhere, there's a green valley.

Şu dağların arasında bir yerde yeşil bir vadi var.

Click to see more example sentences
through yoluyla

Yeah, they came through town a couple of hours ago.

Evet, bir kaç saat önce TOWN, YOLUYLA GELDİ.

A girl her age with what she's been through.

Bir kız o yoluyla olmuştur ne onu yaşı.

So it's a way through to the shadow world.

Yani gölge dünyaya bir çıkış yolu var.

Click to see more example sentences
through ile

He was an artist and what he was, he was only through music.

O bir sanatçıydı ve o ne ise, sadece müzik ile vardı.

Well, call me the second that search warrant comes through.

Peki, bana, ikinci çağrı arama emri ile geliyor.

Now play through the ball, and breathe.

Şimdi top ile oynamak, ve nefes.

Click to see more example sentences
through boyunca

Dream girls will help you through the night

Rüya Kızlar size gece boyunca yardımcı olacak.

Through all of this life

Tüm bu hayat boyunca

Hey, thanks for being so supportive through this whole thing.

Tüm bu şey boyunca destekleyici olduğun için teşekkürler.

Click to see more example sentences
through üzerine

They're bringing them through San Francisco, Hong Kong, Mexico City.

Onları San Francisco, Hong Kong ve Mexico City üzerinden getiriyorlar.

And she's working through you using you as a vessel.

Ve senin üzerinden çalışıyor seni araç olarak kullanıyor.

To New York, through South Florida.

New York'a, Güney Florida üzerinden.

Click to see more example sentences
through sayesinde

We met through the theater company and started dating three months ago.

Tiyatro sayesinde tanışmıştık ve üç ay önce de çıkmaya başladık.

Through this guy.

Bu adam sayesinde.

You found Scofield and Burrows through the Russian girl, right?

Scofield ile Burrows'u Rus kız sayesinde buldun, değil mi?

Click to see more example sentences
through doğruca, doğru

Now, I went back through the records and I found something really interesting.

Kayıtları geriye doğru inceledim ve gerçekten ilginç bir şey buldum.

Duke gets a long walk, every evening, right through the woods.

Duke her akşam ormana doğru uzun bir yürüyüş yapıyor.

Anna is walking towards me, through the gate.

Anna kapıdan bu tarafa bana doğru yürüyor.

Click to see more example sentences
through baştan başa

She's been through a lot, but this is an extraordinary little girl.

Başından çok şey geçmiş ama sıra dışı küçük bir kız o.

You've been through a lot today.

Bugün başından çok şey geçti.

He's been through a lot today.

Bugün başından bir sürü şey geçti.

Click to see more example sentences
through yüzünden

Which is why you sent the message through David.

Ki sen de bu yüzden David aracılığıyla mesaj yolladın.

So, an offer was made through a third party.

Bu yüzden üçüncü parti üzerinden bir teklif yaptık.

Through the summer, very bad.

Yaz yüzünden, çok kötü.

Click to see more example sentences
through bütün bütün, bütün

Okay, guys, we went through this last summer, all right?

Tamam, çocuklar, bütün bunları geçen yaz yaşadık, tamam mı?

Nick, we've been through all that before.

Nick, daha önce bütün bunları konuşmuştuk.

She slept all night through.

Bütün gece boyunca uyudu.

Click to see more example sentences
through ortasından

Give her a sign or something, like a burning sheep walking through the middle of town.

Ona bir işaret gibi bir şey ver, şehrin ortasında yanarak dolaşan bir koyun gibi.

Radar punched through Venus' thick clouds and revealed volcanic formations across the planet

Radar, Venüs'ün kalın bulutlarını deldi. Ve gezegen boyunca volkanik oluşumları ortaya çıkardı.

Every year, they go through some kind of midlife crisis.

Her yıl bir çeşit orta yaş bunalımına giriyorlar.

Click to see more example sentences
through üstesinden

He always comes through, no matter what.

O hep üstesinden geliyor ne olursa olsun.

At least he came through.

En azından üstesinden geldi.

It was hard for him, but he pulled through better than I

Onun için çok zordu, ama üstesinden geldi, benden daha iyi

Click to see more example sentences
through direkt

Ukraine, then down through Russia, And through Kazakhstan and straight to, uh, Tibet.

Ukrayna, sonra direkt Rusya, ve dümdüz Kazakistan ve direkt Tibet.

Today's a silver lining Today will see me through

Bugün bir umut ışığı Bugün direkt beni görüyor

Straight through Norway.

Direkt Norveç üzerinden.

Click to see more example sentences
through tamamen

Well, we're all through, Frank.

Şey, tamamen bitti, Frank.

Oh, Ray totally came through.

Oh, Ray tamamen yola geldi.

We're completely through.

İşimiz tamamen bitti.

Click to see more example sentences
through yandan yana

Give her a sign or something, like a burning sheep walking through the middle of town.

Ona bir işaret gibi bir şey ver, şehrin ortasında yanarak dolaşan bir koyun gibi.

They stepped past him, and entered into the bedroom through this door here.

Onlar, yanından çekildi ve yatak odasına girdi Burada bu kapıdan.

I saw a little black one, see-through, feathers on the side.

Küçük siyah bir tane gördüm. Transparan, yanlarında tüyler var.

Click to see more example sentences
through sürmek, süresince

Seven times, through one long night.

Yedi kez, bir gece boyunca sürdü.

And your God goes waltzing blithely through the universe like some kind of cosmic Billie Burke.

Ve senin Tanrın tasasızca evrende valsini sürdürüyor bir tür kozmik Billy Burke gibi.

Through autumn and winter

Sonbahar ve kış süresince

Click to see more example sentences
through atlatmak

I'm sorry, I'm going through a lot, man.

Özür dilerim, bir sürü şey atlattım dostum.

But I got through it.

Ama ben bunu atlattım.

I pulled through.

Ben de atlattım.

through yardımıyla

Through a miracle.

Bir mucize yardımıyla.

Just press this green button, send a little shock through him and it'll wake him up, okay?

Sadece, bu yeşil düğmeye basın biraz şok gönderin yardımıyla ve uyanacağım onu, tamam mı?

through sonuna kadar

Me and you, through and through.

Sen ve ben, sonuna kadar.

Lord Shindo Nagayasu saw through the whole thing.

Lord Shindo Nagayasu her şeyi başından sonuna kadar gördü.