English-Turkish translations for throw:

atmak · vermek · atma · atış · fırlatmak · düzenlemek · fırlatma · yere atmak · çekmek · kusmak · savurmak · atım · other translations

throw atmak

He said "throw him, throw him into the water, he's a dead man anyway..;'

Dedi ki: "At onu, onu suyun içine at, o zaten ölü bir adam.

Throw another one up here.

Buraya bir tane daha at.

All right, now, throw!

Tamam, şimdi, at!

Click to see more example sentences
throw vermek

Every year on his birthday, he'd throw a big party and I once worked as a waiter for him.

Her yıl doğum gününde, büyük bir parti verirdi ve ben bir zamanlar onun için bir garson olarak çalıştım.

My mom's throwing a party for me tonight.

Annem bu gece benim için bir parti veriyor.

Let's throw her a party,

Onun için bir parti verelim

Click to see more example sentences
throw atma

Do not throw it away. You love him.

Bunu bir kenara atma, sen onu seviyorsun.

Please, don't throw me out.

Lütfen beni dışarı atma.

Don't, don't, don't throw it away

Sakın, sakın, sakın onu atma.

Click to see more example sentences
throw atış

What matters to me is the perfect throw, okay?

Benim için önemli olan kusursuz atış, tamam mı?

Throw a shot into her?

onun içine bir atış at?

Let's go throw.

Hadi atış yapalım.

Click to see more example sentences
throw fırlatmak

He had a reason to throw something but not at me.

Bir şey fırlatmak için nedeni vardı. Ama bana değil.

And you throw it away?

Ve sen fırlatıp attın..

No swearing, no throwing clubs and especially no hitting other players.

Küfür yok, Sopa fırlatmak yok ve özellikle diğer oyunculara vurmak yok.

Click to see more example sentences
throw düzenlemek

He's throwing a huge party tomorrow, and it's not even his actual birthday.

Yarın büyük bir parti düzenliyor, ve bu onun gerçek doğum günü bile değil.

Your mom's throwing you a surprise party!

Annen senin için sürpriz parti düzenliyor.

May and Karin are throwing a birthday party, a surprise party for you down at the boathouses.

May ve Karin bir doğum günü partisi düzenliyor. Kayıkevinde sana sürpriz bir parti yapacaklarmış.

Click to see more example sentences
throw fırlatma

You sit the hell down, and no throwing things.

Sen de burada otur ve bir şeyler fırlatma.

After one little throw!

Küçük bir fırlatmadan sonra!

Throwing some football.

Bazı futbol Fırlatma.

Click to see more example sentences
throw yere atmak

Throw down your gun please.

Silahını yere at lütfen.

Throw down the knife.

O bıçağı yere at.

Throw the gun down now!

Silahını yere at şimdi!

Click to see more example sentences
throw çekmek

A baby throwing a tantrum to get attention.

Bir bebek dikkat çekmek için öfke nöbeti geçiriyor.

Scram or I'll throw you out.

Çek, git yoksa ben atacağım seni.

Zoek Something eternal and throw yourself into a neukpartij!

Kendini çekici buldurmalısın ve sevişirken kendini kaybetmelisin

Click to see more example sentences
throw kusmak

He stinks so bad. I want to throw up.

O kadar kötü kokuyor ki, kusmak istiyorum.

One rule. No throwing up.

Tek kural. kusmak yok.

throw savurmak

I'm looking around, throwing commsis.

Etrafa bakıyorum, komutlar savuruyorum.

throw atım

The old quarry is just a stone's throw away.

Eski taş ocağı bir taş atımı uzaktayız.