English-Turkish translations for tiny:

küçük · minik · ufak · küçücük · ufacık · minicik · çok küçük · minnacık · mini mini, mini · ufak tefek., ufak tefek · ufaklık · other translations

tiny küçük

And he's so big and you're so tiny, and I just

Ve o çok büyük ve sen çok küçüksün, ve ben

Um, God bless everyone, and, uh, God bless Tiny Tim.

Ah, Tanrı hepinizi korusun, ve, Tanrı küçük Tim'i korusun.

No fever, so it's gotta be a tiny infection, hard to find.

Ateş yok, o yüzden bulması zor küçük bir enfeksiyon olmalı.

Click to see more example sentences
tiny minik

Tiny boy, little boy, I want to touch you.

Küçük çocuk, minik çocuk, sana dokunmak istiyorum.

Tiny Mouth, it's nice to see you.

Minik Ağız, seni görmek ne güzel.

And suddenly, the tiny hand moved.

Ve aniden minik eli hareket etti.

Click to see more example sentences
tiny ufak

Hey, where's the tiny green car?

Hey, ufak yeşil araba nerede?

My goodness, you have a big voice for such a tiny girl.

Tanrım iyi bir sesin var. Böyle ufak bir kız için.

Oh, actually, I do have one tiny note now.

Oh, aslında ufak bir notum daha var

Click to see more example sentences
tiny küçücük

Lot of people in a tiny house, huh?

Küçücük bir evde bir sürü insan var.

Not even a guy with tiny hands!

Küçücük elleri olan bir adam bile!

Well, now, there is a tiny creature with enormous problems.

Peki, şimdi Çok büyük problemleri olan küçücük bir yaratık var.

Click to see more example sentences
tiny ufacık

And then, one tiny little detail came out and the whole night was ruined.

Sonra ufacık, minicik bir detay ortaya çıktı ve tüm gece mahvoldu. Mahvoldu!

It's only a tiny mark.

Sadece ufacık bir işaret.

It's just one tiny, little

Sadece küçücük ufacık bir

Click to see more example sentences
tiny minicik

And then, one tiny little detail came out and the whole night was ruined.

Sonra ufacık, minicik bir detay ortaya çıktı ve tüm gece mahvoldu. Mahvoldu!

Small, tiny, little hands.

Küçük, minicik ellerin var.

It swims like a twig, and eats only teeny tiny things.

Bir dal gibi yüzüyor ve sadece ufacık, minicik şeyleri yiyor.

Click to see more example sentences
tiny çok küçük

And he's so big and you're so tiny, and I just

Ve o çok büyük ve sen çok küçüksün, ve ben

These new kids are so tiny.

Bu yeni çocuklar çok küçük.

Those are tiny little things!

Bunlar çok küçük şeyler!

Click to see more example sentences
tiny minnacık

Come on. Just a tiny little command. Nothing to threaten you.

Hadi ama sadece minnacık bir komut, seni tehdit edecek bir şey değil.

Just rocks and dust and trees and tiny little goblins.

Sadece kayalar ve toz ve küçük ağaçlar ve mini minnacık cinler.

I just have a teeny, teeny, tiny suggestion.

Benim küçük, küçücük, minnacık bir önerim var.

Click to see more example sentences
tiny mini mini, mini

Would you like a tiny tape recorder?

Küçük bir kayıt cihazı da ister misin?

He's tiny, but he's breathing.

Mini minnacık ama nefes alıyor.

Well, in there tiny shampoo and tiny soap.

İçeride de mini şampuan ve mini sabun var.

Click to see more example sentences
tiny ufak tefek., ufak tefek

That ain't a kid! It's a tiny little man!

O bir çocuk değil, ufak tefek bir adam.

Big, fat Jewish broad, had a little tiny husband.

İri, şişman bir Yahudi kadındı, ufak tefek bir kocası vardı.

She's tiny, but very tough.

Ufak tefek ama çok sağlamdır.

Click to see more example sentences
tiny ufaklık

Ain't that right, Tiny?

Ufaklık, Öyle değil mi?

Little, tiny people.

Küçük ufaklık insanlar.

This Toodles' tiny tot can't even say a word correctly

Bu baybayın ufaklığı bir kelimeyi bile düzgün söyleyemez.