English-Turkish translations for to:

-mak · -mek · -ye · -e · -a · -ya · birden · içine, için · istemek · etmek · gelmek · göre · -e göre · ile · zorunda · kadar · -e kadar · bilmek · hakkında · almak · son · -e doğru · lazım · karşı · başına · bırakmak · nasılsa · tutmak · üzere · atmak · tarafına · seçmek · çevirmek · derecesine kadar · dokunmak · mek · -e dair · (mak.) · yıkamak · devirmek · yönüne doğru · tavlamak · other translations

to -mak

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

This is something you have to do.

Bu senin yapman gereken bir şey.

Click to see more example sentences
to -mek

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

This is something you have to do.

Bu senin yapman gereken bir şey.

Click to see more example sentences
to -ye

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

This is something you have to do.

Bu senin yapman gereken bir şey.

Click to see more example sentences
to -e

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

This is something you have to do.

Bu senin yapman gereken bir şey.

Click to see more example sentences
to -a

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

This is something you have to do.

Bu senin yapman gereken bir şey.

Click to see more example sentences
to -ya

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Look, there is something I want to tell you.

Bak, sana söylemek istediğim bir şey var.

Yeah, yeah, I never want to see her again.

Evet. Onu bir daha asla görmek istemiyorum.

Click to see more example sentences
to birden

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

All right, people, You have nothing to worry about, and everything is under control.

Pekâlâ, millet merak edecek bir şey yok ve her şey kontrol altında.

Right now, I want to tell you something. What?

Şu anda, sana bir şey söylemek istiyorum.

Click to see more example sentences
to içine, için

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

It's something to do, right?

Bu doğru bir şey, yapmak için?

So thank you for everything, but I think I have to go now.

Her şey için çok teşekkür ederim ama şimdi gitmem gerek. Hayır.

Click to see more example sentences
to istemek

Because I want to tell you something and I think you know what I mean.

Çünkü sana bir şey söylemek istiyorum ve bence ne demek istediğimi biliyorsun.

Want me to do something about it?

Bu konuda bir şeyler yapmak ister misin?

So, you want to tell me what happened today?

Bana bugün ne olduğunu anlatmak ister misin?

Click to see more example sentences
to etmek

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

And I want to thank you, by the way.

Ve bu arada sana teşekkür etmek istiyorum.

Look, we're here to help you.

Bak, buraya yardım etmeye geldik.

Click to see more example sentences
to gelmek

You're here because you want to tell me something, don't you?

Buraya geldin çünkü bir şey söylemek istiyorsun, değil mi?

Good, so good to have you

İyi ki geldin, iyi ki.

What does it mean to know something?

Bir şey bilmek ne anlama geliyor?

Click to see more example sentences
to göre

What is this to you?

Ne bu sana göre?

You never want to see him again, right?

Onu bir daha görmek istemiyorsun, değil mi?

It's nice just to see you.

Sadece seni görmek de güzel.

Click to see more example sentences
to -e göre

What is this to you?

Ne bu sana göre?

You never want to see him again, right?

Onu bir daha görmek istemiyorsun, değil mi?

It's nice just to see you.

Sadece seni görmek de güzel.

Click to see more example sentences
to ile

No, this is a very difficult day for your father, and he needs to be with his family.

Hayır. Baban için çok zor bir gün ve ailesi ile birlikte olmaya ihtiyacı var.

I just had a little business to do with Mr. Gordon.

Sadece Bay Gordon ile küçük bir işim vardı da.

Because, Kenny, it's a good thing that I wasn't married to Gandhi or Mozart.

Çünkü, Kenny, bu iyi bir şeydi Bu Gandi ya da Mozart ile evli olmak değildi.

Click to see more example sentences
to zorunda

But we have to do it right and we got to do it now.

Ama biz doğru yapmak zorunda ve şimdi bunu yapmak için var.

It's difficult for me because I'm just trying to help.

Benim için zor çünkü ben sadece yardım etmeye çalışıyorum.

But how long do we have to stay here?

Ama ne kadar süre burada kalmak zorundayız?

Click to see more example sentences
to kadar

Do you know how hard it is for a woman to find a good husband in this town?

Bir kadın için iyi bir koca bulmak bu şehirde ne kadar zor biliyor musun?

Good, 'cause if you're that big a fool, then I have to start looking for a new partner.

İyi çünkü eğer bu kadar büyük bir ahmaksan, o zaman yeni bir ortak aramaya başlamak zorundayım.

It must be nice to have that kind of money.

Bu kadar paraya sahip olmak güzel bir şey olmalı.

Click to see more example sentences
to -e kadar

Do you know how hard it is for a woman to find a good husband in this town?

Bir kadın için iyi bir koca bulmak bu şehirde ne kadar zor biliyor musun?

Good, 'cause if you're that big a fool, then I have to start looking for a new partner.

İyi çünkü eğer bu kadar büyük bir ahmaksan, o zaman yeni bir ortak aramaya başlamak zorundayım.

It must be nice to have that kind of money.

Bu kadar paraya sahip olmak güzel bir şey olmalı.

Click to see more example sentences
to bilmek

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

We both did, and we know how hard this it for you, and mostly, we just we want you to be happy.

İkimiz de ve bunun senin için ne kadar zor olduğunu biliyoruz ve biz sadece senin mutlu olmanı istiyoruz.

Sir, there's something you need to know.

Bilmeniz gereken bir şey var efendim.

Click to see more example sentences
to hakkında

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

You have any idea what you're doing to that poor woman?

O zavallı kadına ne yaptığın hakkında bir fikrin var mı?

Father wants to talk to you about some job.

Peder bir hakkında seninle konuşmak istiyor.

Click to see more example sentences
to almak

Listen. Tomorrow, I'm gonna need some money because I'd like to buy you something.

Dinle, yarın biraz paraya ihtiyacım olacak çünkü sana bir şeyler almak istiyorum.

I bought them from you, for you and now I'm giving them to you.

Bu çiçekleri senin için satın aldım ve şimdi de onları sana veriyorum.

This is the money to buy her. I see.

Bu da onu satın almak için gereken para.

Click to see more example sentences
to son

Hey, I just want to thank you one last time for being here.

Sana son bir kez burada olduğun için teşekkür etmek istiyorum.

It's our last chance to save her.

Bu onu kurtarmak için son şansımız.

Even if it works, who wants to live forever?

İşe yarasa bile kim sonsuza kadar yaşamak ister ki?

Click to see more example sentences
to -e doğru

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

And I know you think Dad's always up to something, but it's not true.

Babamın her zaman bir şeylerin peşinde olduğunu düşünüyorsun ama doğru değil bu.

Right, because you told her to.

Doğru, çünkü sen ona öyle söyledin.

Click to see more example sentences
to lazım

Okay, so I really do need to tell you something.

Tamam, yani sana gerçekten bir şey söylemem lazım.

I need to know what happened five years ago.

Beş yıl önce ne olduğunu öğrenmem lazım.

Okay, guys, I got to say something.

Tamam, millet. Bir şey söylemem lazım.

Click to see more example sentences
to karşı

I'm gonna ask you something and I want you To be completely honest with me.

Sana bir şey sormak istiyorum ve bana karşı tamamen dürüst olmanı istiyorum.

I just wanted to be honest with you, Mom.

Sana karşı dürüst olmak istedim sadece Anne.

And please, Rachel, be nice to her.

Ve lütfen Rachel, ona karşı nazik ol.

Click to see more example sentences
to başına

And that's the best thing that ever happened to her.

Ve bu onun başına gelen en iyi şey oldu.

No, that never happened to me.

Hayır. Bu, benim başıma hiç gelmedi.

She's all alone what if something happens to her?

O tek başına Ya başına bir şey gelirse?

Click to see more example sentences
to bırakmak

Go home and leave this to me.

Eve git ve bunu bana bırak.

Whatever she did to you, leave her alone and take my life instead.

Sana her ne yaptıysa, onu rahat bırak ve yerine benim canımı al.

Leave me an important thing to give you.

Bana önemli birşey bırak, sana vermem için.

Click to see more example sentences
to nasılsa

Tell me, how does a girl like you get to be a girl like you?

Söylesene, nasıl oldu da senin gibi bir kız, böyle bir kız oldu?

What a question to ask!

Bu nasıl bir soru?

Mr. Jordan and I wanted to see how you're feeling.

Bay Jordan ve ben senin nasıl olduğunu görmek istedik.

Click to see more example sentences
to tutmak

But after that, there's nothing I can do to keep her here.

Ama sonra onu burada tutmak için yapabileceğim bir şey yok.

If you're going to keep it, at least give me a piece of meat!

Onu tutmak istiyorsanız en azından bana da bir parça et verin!

Four weeks ago, before the visitors framed me for the first time, someone hired me to kill him.

Dört hafta önce yani Ziyaretçilerin beni ilk suçlamalarından önce birisi beni onu öldürmem için tuttu.

Click to see more example sentences
to üzere

But at least he's gone on to a better place.

Ama en azından o daha iyi bir yere üzerine gitti.

It's not dog food, but it's about to be.

Bu köpek yemeği değil, ama olmak üzere.

You know time to just be here for him, or maybe watch over him for a bit.

Bilirsin Zaman sadece onun için burada, ya da için belki biraz onun üzerinden izlemek.

Click to see more example sentences
to atmak

I tried to stop him before, but just at that moment I did something.

Ben, önce onu durdurmaya çalıştı o an ama sadece at Ben bir şey yaptım.

I watched her save a life today and she risked her own to do it.

Bugün onu bir hayat kurtarırken izledim ve bunun için kendi hayatını riske attı.

You risked everything to be a better man. Buffy

Daha iyi bir insan olmak için her şeyini tehlikeye attın.

Click to see more example sentences
to tarafına

But hey, the news is not all bad for me, not all bad, you want to know the good part?

Hey, haberler benim için çok da kötü değil çok kötü değil iyi tarafı ne bilmek ister misiniz?

And I went back one night to pick up something.

Ve bir gece bir şeyler almak için arka tarafa gittim.

And to the areas east, west, south, and north somewhat.

Ve doğu, batı, güney ve kuzey taraflarında da.

Click to see more example sentences
to seçmek

Huh. This is a war, and sooner or later, you're going to have to choose: Us or them.

Bu bir savaş ve er ya da geç, ya bizi ya da onları seçmek zorunda kalacaksın.

Why do you choose such a place to check your account?

Neden hesabını kontrol etmek için böyle bir yer seçtin?

That's why he chose you to protect the garden.

Bu yüzden seni bahçeyi korumak için seçti.

Click to see more example sentences
to çevirmek

Is there anything else to see around here?

Bu çevrede görülecek başka bir şey var mı?

Well, then it's probably not a good idea to turn this into a shootout.

O zaman bunu silahlı bir çatışmaya çevirmek pek de iyi bir fikir değil.

Turn it a little to the left, towards me!

Biraz daha sola doğru çevir, bana doğru!

Click to see more example sentences
to derecesine kadar

I'm not that old. You remember what you said to me?

O kadar yaşlı değilim Bana ne dediğini hatırlıyor musun?

And I loved her so much. She used to call me her little angel.

Onu o kadar çok seviyordum ki, eskiden bana küçük meleğim derdi.

Who told you to drink so much.

Sana kim bu kadar dedi!

Click to see more example sentences
to dokunmak

She always wanted me to touch her, okay?

O bana her zaman ona dokunmak istedi, tamam mı?

I want to believe. and see. and smell and touch and sing.

İnanmak istiyorum ve görmek ve koklamak ve dokunmak ve şarkı söylemek.

He wants to touch and feel everything.

Her şeye dokunmak ve hissetmek istiyor.

Click to see more example sentences
to mek

Let's go to our place.

Hadi bizim mekana gidelim.

Charlie, it's the closest place to work.

Charlie burası işe en yakın mekan.

You come to my yard.

Sen benim mekâna gel.

Click to see more example sentences
to -e dair

I want to know everything, everything about you.

Her şeyi bilmek istiyorum, sana dair her şeyi.

Do you have any idea what you've done to yourself?

Kendine ne yaptığına dair bir fikrin var mı?

Have you any idea what happened to them?

Onlara ne olduğuna dair bir fikrin var mı?

Click to see more example sentences
to (mak.)

Mak said something to me this morning in hospital.

Mak bu sabah hastanede bana bir şey dedi.

Grandma, Mak spoke to me this morning in the hospital.

Büyükanne! Mak bu sabah hastanede bana bir şey dedi.

Mak, I have an important thing to tell you.

Mak, sana söylemek istediğim çok önemli bir konu var.

Click to see more example sentences
to yıkamak

You want some water to wash out your mouth?

Ağzını yıkamak için biraz su ister misin?

Come here to wash your feet.

Gel buraya da, yıka ayaklarını.

Won't he have to wash his hands?

O da ellerini yıkamak zorunda mı?

Click to see more example sentences
to devirmek

You really want to knock something down?

Gerçekten bir şeyler devirmek mi istiyorsun?

It takes money To overthrow the government, You know

Bir hükümeti devirmek için para gerekir değil mi?

Is that OK to overthrow a democratically elected government?

Demokratik olarak seçilmiş bir hükümeti devirmek "Tamam" oluyor?

Click to see more example sentences
to yönüne doğru

Okay, okay, we're going to head in that direction.

Tamam, tamam. O yöne doğru devam ediyoruz.

This year, he led Mike Ross straight to Charles Forstman.

Bu sene, Mike Ross'u doğruca Charles Forstman'a yönlendirdi.

Waving to me in the wrong direction ms. Nair.

Yanlış yöne doğru bana el sallıyorlardı Bayan Nair.

Click to see more example sentences
to tavlamak

This actually might be a good time to charm me.

Aslında bu beni tavlamak için iyi bir zaman olabilir.