English-Turkish translations for together:

birlikte · beraber · aralıksız · bir araya, bir arada · hep birden · beraberce · ortaklaşa · buluşma · aynı anda · hep bir yerde · sakin · other translations

together birlikte

Listen first thing tomorrow, you and I will get together with a couple of the children

Dinle yarın ilk olarak sen ve ben birlikte bir kaç çocuk ile birlikte

Now you and me, we've worked together a long, long, long time.

Sen ve ben çok, çok, çok uzun zamandır birlikte çalışıyoruz.

You love her, maybe she loves you, you might be happy together.

Onu seviyorsun. Belki o da seni seviyor. Birlikte mutlu bile olabilirsiniz.

Click to see more example sentences
together beraber

Wait a minute, you and your brother are working together and nobody told me about that?

Bekle bir dakika sen ve kardeşin beraber çalışıyorsunuz ve kimse bunu bana söylemedi öyle mi?

I've seen them together a couple times.

Onları bir kaç kere beraber gördüm.

We can find another way. Together.

Beraber başka bir yol buluruz.

Click to see more example sentences
together aralıksız

and at the same time, it really brought us together as a family.

ve aynı zamanda, bizi bir aile olarak bir araya getirdi.

That book brought us together.

Bizi o kitap bir araya getirdi.

Hold the team together for two days.

Ekibi iki gün için bir arada tut.

Click to see more example sentences
together bir araya, bir arada

and at the same time, it really brought us together as a family.

ve aynı zamanda, bizi bir aile olarak bir araya getirdi.

I mean, he brought us together.

Bizi bir araya getirdi. Evet.

We will always be together. I promise you.

Hep bir arada olacağız; sana söz veriyorum.

Click to see more example sentences
together hep birden

This could be our last chance to do something all together.

Bu hep beraber bir şeyler yapmak için son şansımız olabilir.

And it all came together.

Ve hepsi bir araya geldi.

Like night and day, good and evil are always together.

Tıpkı gece ve gündüz gibi iyi ve kötü de hep bir aradadır.

Click to see more example sentences
together beraberce

This is you and me, together.

Bu sen ve ben, beraberce.

Let's have an adventure together you and me finally.

Beraberce bir macera yaşayalım sen ve ben en sonunda.

Bones, let's just burn it together, okay?

Bones, hadi beraberce yakalım, tamam mı?

Click to see more example sentences
together ortaklaşa

We're making history together, partner.

Birlikte tarih yazıyoruz, ortak.

We're in this together now. Partners.

Artık bu işte birlikteyiz ortaklar.

So Haskell and Vivian are working together.

O hâlde Haskell ve Vivian ortak çalışıyor.

Click to see more example sentences
together buluşma

A small get-together.

Küçük bir buluşma.

It's a large get-together.

Büyük bir buluşma diyelim..

together aynı anda

I mean, not together. Just at the same time. 'Cause, we're not together anymore, right?

Yani, birlikte değil sadece aynı anda çünkü artık birlikte değiliz, değil mi?

Together at the same time!

Hep birlikte aynı anda!

together hep bir yerde

Let's all go somewhere together.

Hep birlikte bir yerlere gidelim.

Ain't nobody's going nowhere, we're all in this world together.

Kimse bir yere gitmiyor, hepimiz bu dünyada birlikte yaşıyoruz.

together sakin

Together, we'll find some place really beautiful and quiet and lead a great life together.

Birlikte, çok güzel ve sakin bir yer bulacağız ve beraber müthiş bir hayat süreceğiz.

Pam,please just.keep it together until I get there.

Pam,lütfen sadece sakin ol ben oraya gelene kadar.