English-Turkish translations for top:

üstte, üst · en iyi · üstünde · tepe · başta, baş, başlıca · ilk · üzeri · yukarıya, yukarı · en yüksek · âlâ · zirve · numaralı · bluz · tepeye varmak · kapak · geçmek · üstlük · üst taraf · topaç · üstün gelmek · other translations

top üstte, üst

Yeah, but top of his list has to be his mother who abandoned him and his brother, right?

Evet, ama onun listesinde üst annesi olmak zorunda Kim onu terk ve kardeşi, değil mi?

It's a standard door, it's just got a top and a bottom lock.

Sıradan bir kapı, bir altta bir de üstte kilidi var.

Red hair, gray top, black pants.

Kızıl saç, gri üst, siyah pantolon.

Click to see more example sentences
top en iyi

OK, maybe not the best, but certainly top five.

Tamam, belki en iyisi değil ama kesinlikle ilk beşte.

The top student gets this.

En iyi öğrenci bunu alır.

She's a top student.

O en iyi öğrenci.

Click to see more example sentences
top üstünde

You're saying there's another world on top of this one?

Bu dünyanın üstünde başka bir dünya olduğunu mu söylüyorsun?

Isn't this place on top of a hill?

Bu yer bir tepenin üstünde değil mi?

A great big cake with whipped cream and everything on top.

Üstünde çırpılmış krema ve her şey olan büyük bir pasta.

Click to see more example sentences
top tepe

Isn't this place on top of a hill?

Bu yer bir tepenin üstünde değil mi?

What, that big thing on top of the hill?

Ne, tepenin üstündeki büyük bir şey mi?

A surprise on top of a surprise.

Sürprizin en tepesinde bir sürpriz daha.

Click to see more example sentences
top başta, baş, başlıca

Because life's too short, Vincent and it'll get a lot shorter if Brick Top wishes.

Çünkü hayat çok kısa, Vincent ve eğer Baş Tuğla isterse daha da kısalacak.

And let's go from the top, okay?

Hadi en baştan başlayalım, tamam mı?

Mr. Rufus good cook but not Top Chef.

Bay Rufus iyi bir aşçı ama baş aşçı değil.

Click to see more example sentences
top ilk

OK, maybe not the best, but certainly top five.

Tamam, belki en iyisi değil ama kesinlikle ilk beşte.

She's upstairs, first room at the top.

O, üst katta. Üst kattaki ilk odada.

There's no top five, Robin!

İlk beş falan yok, Robin.

Click to see more example sentences
top üzeri

It looks like there's something on top.

Üzerinde bir şey varmış gibi duruyor.

She was wearing that yellow top.

Üzerinde o sarı kıyafet vardı.

And put a cherry on top.

Ve üzerine bir kiraz koy.

Click to see more example sentences
top yukarıya, yukarı

Listen, there's a lady up top red hair, blue dress.

Dinleyin, Yukarıda bir bayan var kırmızı saçlı, mavi elbiseli.

What's happening up top, kid?

Yukarıda neler oluyor, evlat?

It comes from the top.

Bu, en yukarıdan geliyor.

Click to see more example sentences
top en yüksek

That is our top priority.

Bu bizim en yüksek önceliğimiz.

A little louder from the top.

En baştan biraz daha yüksek sesle.

It achieved the highest top speed and is the most economical.

Bu araba en yüksek hızı elde etti ve en ekonomik olanı.

Click to see more example sentences
top âlâ

Top Story," are you still there?

En İyi Hikaye" hâlâ orada mısın?

Okay, guys, from the top.

Pekâlâ çocuklar, en baştan.

Finding Po and these Centipede soldiers is a top priority for S.H.I.E.L.D.

Po'yu ve bu Çıyan askerlerini bulmak S.H.I.E.L.D. için yüksek öncelikli bir konu.

Click to see more example sentences
top zirve

Welcome to the big top!

Büyük zirveye hoş geldiniz!

Come here Tekin from Tops Detectives!

Gel lan buraya Zirve Dedektif Tekin!

Terje Haakonsen's on top of that peak right there.

Terje Haakonsen şu anda orada, o zirvede.

Click to see more example sentences
top numaralı

Damon Dash is buying a movie studio and making me his top producer.

Damon Dash bir film stüdyosu alıyor ve beni de bir numaralı prodüktörü yapıyor.

This will be the top priority.

Bu bir numaralı önceliğimiz olacak.

This guy is the top scientist in the number-three tobacco company in America.

Bu adam Amerika'nın üç numaralı tütün şirketinin en önemli bilim adamı.

Click to see more example sentences
top bluz

What a cute top.

Ne hoş bir bluz.

This top makes me look fat.

Bu bluz beni şişman gösteriyor.

Green top, black skirt, black jacket!

Yeşil bluz, siyah etek, siyah ceket!

Click to see more example sentences
top tepeye varmak

Okay, there's a tall, white building with statues on top.

Tamam, tepesinde heykel olan uzun, beyaz bir bina var.

There's a hunting cabin near the top.

Tepeye yakın bir av kulübesi var.

How far to the top?

Tepeye ne kadar var?

Click to see more example sentences
top kapak

Please open the top, please.

Lütfen kapağı aç, lütfen.

Alan, the top!

Alan, üst kapak!

Lando, open the top hatch.

Üst kapağı Lando.

Click to see more example sentences
top geçmek

An hour, tops.

Bir saati geçmez.

Top-notch restaurants The jewel of Missouri's white river.

Birinci sınıf restoranların olduğu, White River'ın geçtiği bir yer.

C.C.S. Rockman Bulletproofing is the tops!

CCS Rockman Kurşun geçirmez bir numaradır.

top üstlük

And on top of it, Daniel saved Emily's life, and we destroyed his reputation.

Ve üstüne üstlük, Daniel Emily'nin hayatını kurtardı, ve biz onun itibarını yerle bir ettik.

To top it all, Sushila left early today.

Bir de üstüne üstlük, Sushila bugün erken ayrıldı.

top üst taraf

Top floor, the other side.

En üst kat, diğer taraf.

Main entrance, at the top.

Ana giriş üst tarafta.

top topaç

Yeah, like a top.

Evet, bir topaç gibi.

top üstün gelmek

You'll laugh, but to top it all, a cop came to see me.

Güleceksiniz ama üstüne bir de, bir polis beni görmeye geldi.