English-Turkish translations for tragic:

trajik · üzücü · trajik bir şekilde · korkunç · acı · feci · acıklı · talihsiz · other translations

tragic trajik

It's tragic because, yeah, he died and his girlfriend died because he tried to be a bear.

Trajik bir durum çünkü, o ve kız arkadaşı öldü, çünkü ayı gibi davranmaya çalıştı.

That whole incident was a tragic misunderstanding.

Tüm o olay trajik bir yanlış anlaşılmadan ibaret.

President Johnson is making a tragic error in Vietnam.

Başkan Johnson Vietnam'da trajik bir hata yapıyor.

Click to see more example sentences
tragic üzücü

That's tragic and sad, but I haven't come this far to lose everything now.

Bu trajik ve üzücü ama ben buraya kadar herşeyi kaybetmek için gelmedim

This is A tragic day for all of us.

Bugün hepimiz için çok üzücü bir gün.

What a tragic loss.

Ne üzücü bir kayıp.

Click to see more example sentences
tragic trajik bir şekilde

Yesterday my dear friend and fellow reporter Thomas Logan died tragically and unexpectedly.

Dün yakın arkadaşım ve sevgili habercimiz Thomas Logan ani ve trajik bir şekilde öldü.

Jason died in a tragic way

Jason trajik bir şekilde öldü.

The witch. who died tragically in a fire six months ago.

Cadı. altı ay önce bir yangında trajik bir şekilde ölmüş.

Click to see more example sentences
tragic korkunç

I mean, yes, there is a dead man here, and it is tragic, awful, but I can handle it.

Yani, evet, burada ölü bir adam var. Bu trajik ve korkunç bir olay, ama üstesinden gelebilirim.

This is a tragic condition.

Bu çok korkunç bir durum.

It was a tragic misunderstanding.

Korkunç bir yanlış anlama olmuş.

Click to see more example sentences
tragic acı

Sophie Layton dies in a tragic accident. Grieving daughter suffers breakdown.

Sophie Layton trajik bir kazada ölünce acılı kızı sinir krizi geçirdi.

Okay, fine. The tragic American hero.

Tamam, iyi ya acılı bir Amerikalı Kahraman.

As a bitter reminder of a tragic loss.

Trajik bir kaybın acı bir hatırlatıcısı olarak.

Click to see more example sentences
tragic feci

Look, it was a tragic accident, and I'm sorry.

Bak, feci bir kazaydı ve çok üzgünüm.

It is a tragic day indeed!

Bu gerçekten feci bir gün!

Oh, it's a tragic story.

Bu feci bir hikaye.

Click to see more example sentences
tragic acıklı

Not exactly a tragic situation, is it?

Acıklı bir durum sayılmaz, değil mi?

Welcome to the tragic universe that is my sad life.

Trajik evrene hoş geldiniz, işte benim acıklı hayatım.

Not really tragic; she was a serial killer.

Acıklı falan değil, o bir seri katildi.

Click to see more example sentences
tragic talihsiz

She's just another tragic victim.

Başka bir talihsiz kurban sadece.

Laura, you have one tragic weakness.

Laura, talihsiz bir zayıflığın var.

What a tragic turn.

Ne talihsiz bir olay.