English-Turkish translations for trail:

iz · yol · iz bırakmak · patika · sürü · izlemek · other translations

trail iz

The great red and blue silver rocket, leaving a white trail against the blue sky.

Muhteşem kırmızı, mavi ve gümüş roket, mavi gökyüzünde beyaz bir iz bırakarak havalandı.

There's a trail over there. Maybe he went that way.

Şurada bir iz var. belki bu tarafa gitmiştir.

The trail goes this way, inspector.

İzler bu tarafa gidiyor müfettiş.

Click to see more example sentences
trail yol

Well, maybe there's a hiking trail, or an old road or some other way around the cliff.

Belki bir patika, eski bir yol ya da bir uçurum çevresinde bir yol vardır.

Yeah, but did you see the trail?

Evet ama sen o yolu gördün mü?

There's only one trail.

Sadece bir tek yol var.

Click to see more example sentences
trail iz bırakmak

The great red and blue silver rocket, leaving a white trail against the blue sky.

Muhteşem kırmızı, mavi ve gümüş roket, mavi gökyüzünde beyaz bir iz bırakarak havalandı.

Everybody leaves a trail, ATM machines, credit cards.

Herkes bir iz bırakır, ATM makineleri, kredi kartları.

But there's a delay, then leave a trail.

Ama, bir gecikme var sonra bir iz bırakmak.

Click to see more example sentences
trail patika

Well, maybe there's a hiking trail, or an old road or some other way around the cliff.

Belki bir patika, eski bir yol ya da bir uçurum çevresinde bir yol vardır.

Where exactly does this trail go?

Bu patika tam olarak nereye gidiyor?

Well, there's a trail down there.

Şey, şurada bir patika var.

Click to see more example sentences
trail sürü

But there's plenty of trails around here.

Ama buralarda bir sürü patika var.

Yeah, a lot of tie-dye t-shirts, trail mix, and, uh, Celtic meditation CDs. No gun.

Evet bir sürü batik tişörtü, karışık çerezi ve Kelt meditasyon CD'si var ama silahı yok.

Finally, they see something familiar a school of Enchodus trailed by other dollies

Sonunda tanıdık bir şey görüyorlar. Bir enkodus sürüsü peşlerinde diğer doliler

trail izlemek

Detective Park is trailing her, right?

Detektif Park onu izliyor, değil mi?

Nuclear sub, trailing the aircraft carrier.

Uçak gemisini izleyen, nükleer denizaltı.