English-Turkish translations for true:

doğru · gerçekten, gerçek · doğru olarak · tam · hak · sadık · hakiki · düzgün · içten · sahi · samimi · asil · katkısız · other translations

true doğru

It's not exactly true, but she's my kid and I want to see her happy.

Bu tamamen doğru değil, ama o benim çocuğum ve ben onu mutlu görmek istiyorum.

Really That's not really true.

Gerçekten mi? Bu doğru değil.

No, that's definitely not true.

Hayır, bu kesinlikle doğru değil.

Click to see more example sentences
true gerçekten, gerçek

Hey, you guys, I got a better story And it's true.

Hey, çocuklar, benim daha iyi bir hikayem var ve bu gerçek.

That's true, but you're wrong about one thing.

Bu bir gerçek, fakat bir konu hakkında yanılıyorsun.

Really it's true.

Gerçekten, bu doğru.

Click to see more example sentences
true doğru olarak

Now I know that isn't true, that there will be a new life for me, one day.

Artık bunun doğru olmadığını, bir gün benim için de yeni bir hayat olacağını biliyorum.

Could this be true?

Bu doğru olabilir mi?

And even if it's true,

Hem bu doğru olsa bile

Click to see more example sentences
true tam

I'm sorry, you know, but that's not exactly true.

Özür dilerim ama bu tam olarak doğru değil.

That's not true exactly.

Bu tam olarak doğru değil.

Sorry, but that's not quite true.

Pardon ama tam olarak böyle değil.

Click to see more example sentences
true hak

What do you know about true love?

Gerçek aşk hakkında ne bilirsin ki?

What the hell do you know about true love?

Gerçek aşk hakkında sen ne bilirsin ki?

Whatever you heard about this place isn't true anymore.

Burası hakkında duyduğun şey her ne ise, artık doğru değil.

Click to see more example sentences
true sadık

You are a true and loyal friend.

Sen sadık ve gerçek bir arkadaşsın.

He was a soldier loyal and true.

O sadık ve gerçek bir askerdi,

He's a steadfast soldier and a true friend.

O sadık bir asker ve gerçek bir dost.

Click to see more example sentences
true hakiki

There's a true magician in England now.

İngiltere'de hakiki bir büyücü var artık.

Such true and real words!

Ne kadar doğru ve hakiki!

Faithful and true, that's it.

Sadık ve hakiki, işte böyle.

Click to see more example sentences
true düzgün

You're a true friend and a decent gentleman.

Siz gerçek bir dost ve düzgün bir beyefendisiniz.

The Elder Wand cannot serve me properly because I am not its true master.

Mürver Asa bana düzgün hizmet edemiyor çünkü gerçek efendisi ben değilim.

Someone honest and true.

Düzgün ve dürüst birini.

true içten

True power comes from within.

Gerçek güç içten gelir.

Pure and true

Saf ve içten

true sahi

This is really true?

Bu sahiden gerçek mi?

My love, is it really true?

Aşkım, bu sahiden gerçek mi?

true samimi

Because you're a true friend.

Çünkü sen samimi bir arkadaşsın.

Mr. Bartley, if this is true, then Heartfelt withdraws any offer of

Bay Bartley, eğer bu doğruysa Samimi A.Ş. tüm tekliflerini geri çekiyor.

true asil

That can't be true, that Sir! Noble sir

Bu doğru olamaz, bu efendim! asil efendim

true katkısız

Gaia, Earth Mother ofCreation, make my banana steady and true.

Gaia, yaradılışın toprak anası, muzumu katkısız ve devamlı yap.