trusted

You trust him because he's a great father and he's a great husband, and he's your best friend.

Ona güveniyorsun çünkü, Julian harika bir baba ve harika bir koca. Ve senin en iyi arkadaşın.

Listen, Kelly, somebody did something to you, and I don't know what, but just, please, you gotta trust me.

Kelly, dinle Biri sana birşey yaptı ve bunun ne olduğunu bilmiyorum ama lütfen, bana güvenmelisin.

And trust me, this is gonna be a good story.

Ve inan bana, bu iyi bir hikâye olacak.

Trust me this is the best thing for everyone.

İnan bana, herkes için en iyisi bu.

Trust me that's not a good thing.

İnan bana, bu iyi bir şey değil.

Trust me, I know nothing about the money.

İnan bana, ben para hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

I know you want to help, but trust me, Everyone has this under control.

Yardım etmek istediğini biliyorum, ama inan bana, her şey kontrol altında.

And trust me, she's not so little. Trust you?

Ve güven bana o küçük bir kız değil.

We don't know anything about that guy, and I don't trust him.

Şu adam hakkında hiçbir şey bilmiyoruz ve ben ona güvenmiyorum.

Trust me this is gonna be great for us.

Bana güven. Bu bizim için harika olacak.