English-Turkish translations for truth:

gerçek · doğru · hak · aslı, asıl · doğruluk · gerçeklik · hakikat · dürüstlük · other translations

truth gerçek

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

The truth is I believe you were always special.

Gerçek şu ki ben senin özel olduğuna her zaman inandım.

Tell me one thing, Catherine, and tell me the truth.

Bir şey söyle bana, Catherine, gerçeği söyle bana

Click to see more example sentences
truth doğru

Then do something for me tell me the truth, because I know when people are lying to me.

O zaman benim için bir şey yap. Bana doğruyu söyle çünkü insanların bana yalan söylediğini anlarım.

I told you the truth, okay?

Sana doğruyu söyledim, tamam mı?

Or she could be telling the truth.

Ya da doğruyu söylüyor da olabilir.

Click to see more example sentences
truth hak

This is about knowing the difference between right and wrong, between the truth and a lie.

Bu doğru ve yanlış arasındaki farkı bilmek hakkında, yalan ve gerçek arasındaki farkı

The truth is she knows nothing about him.

Gerçek şu ki, onun hakkında bir şey bilmiyor.

Did I say anything about the truth?

Gerçek hakkında bir şey dedim mi?

Click to see more example sentences
truth aslı, asıl

But the truth is it's never gonna be the same.

Ama gerçek şu ki asla eskisi gibi olmayacak.

The truth is, we're not all that different.

İşin aslı o kadar da farklı değiliz.

But never forget the truth.

Ama gerçeği asla unutma.

Click to see more example sentences
truth doğruluk

Thanks for the truth sandwich, my little brother.

Doğruluk sandiviçi için teşekkürler, benim küçük kardeşim.

Okay, enough truth.

Tamam, doğruluk yeter.

Courage, right? And truth. And honor.

Cesaret, değil mi? ve doğruluk. ve onur.

Click to see more example sentences
truth gerçeklik

The truth means a lot to Sam, maybe more than anything else.

Gerçeklik Sam için çok önemli. Belki de her şeyden daha çok önemli.

It's a truth field.

Bu bir gerçeklik alanı.

Like pure truth.

Saf gerçeklik gibi.

Click to see more example sentences
truth hakikat

Because sometimes, truth isn't good enough.

Çünkü bazen hakikat yeterince iyi değildir.

There's always time for truth.

Daima hakikat için zaman vardır.

And that light is called "truth.

Ve o ışığın adı "hakikat".

Click to see more example sentences
truth dürüstlük

And what could be more beautiful than truth and freedom?

Ve de dürüstlük ve özgürlükten daha güzel ne olabilir?

This would been a very good time to lie, but truth is a terrible habit.

Bu, yalan söylemem için çok iyi bir an olurdu ama dürüstlük korkunç bir alışkanlıktır.

There's a difference between truth and honesty.

Gerçek ile dürüstlük arasında bir fark var.

Click to see more example sentences