English-Turkish translations for turn:

dönmek, dönme, döndürmek · sıra · olmak · çevirmek, çeviren · dönüşmek, dönüş, dönüştürmek · kapatmak · gelmek · yapmak · bakmak · geri çevirmek · açmak · dönüp gitmek · geçmek · ortaya çıkmak · şekil · dönüm · teslim etmek · yön · hal · reddetmek · fırsat · değişmek, değiştirmek · davranış · kesmek · ters dönmek · tür · bozmak · dönemeç · sapak · söndürmek · karşılık · viraj · altüst olmak · döneklik etmek · etmek yapmak · korkutma · sapmak · yol vermek · other translations

turn dönmek, dönme, döndürmek

One, two, three four, five, six, seven eight, nine, turn.

Bir, iki, üç dört, beş, altı, yedi sekiz, dokuz, dön.

He came to you for help, and you turned your back on him.

O sana yardım için geldi sen de ona arkanı döndün.

OK then let's turn back.

Peki, o zaman.. Geri dönelim.

Click to see more example sentences
turn sıra

No, it's my turn, isn't it?

Hayır, sıra benim. Değil mi?

No, now it's your turn.

Hayır, şimdi sıra sende.

Your turn, your turn.

Sıra sende, sıra sende

Click to see more example sentences
turn olmak

Do yourself a favor, Sam, turn yourself in before it's too late.

Kendine bir iyilik yap, Sam. Çok geç olmadan teslim ol.

There's gotta be a turn somewhere!

Bir yerde bir dönüş olmalı!

A farmer turned journalist not a very interesting story i know that you're hiding something about his disappearance.

Bir çiftçinin gazeteci olması ilginç bir şey değil. Onun kaybolması ile ilgili bir şeyler sakladığını biliyorum.

Click to see more example sentences
turn çevirmek, çeviren

One, two, three turn your head

Bir, iki, üç Kafanı çevir.

Okay, okay, turn your head.

Tamam, tamam. Çevir başını.

Well, then it's probably not a good idea to turn this into a shootout.

O zaman bunu silahlı bir çatışmaya çevirmek pek de iyi bir fikir değil.

Click to see more example sentences
turn dönüşmek, dönüş, dönüştürmek

I only missed one turn, you know, "just one because I'm really good.

Sadece tek bir dönüş kaçırdım tek bir tane, çünkü gerçekten iyiyim.

A little turn.

Küçük bir dönüş

Up ahead, there's a turn.

İleride, bir dönüş var.

Click to see more example sentences
turn kapatmak

Come on, I told you, Turn off the goddamn thing.

Hadi sana söyledim, kapat şu lanet olası şeyi.

Hey, turn that music off!

Hey, şu müziği kapatın!

Turn it off, okay?

Kapat tamam mı?

Click to see more example sentences
turn gelmek

Please turn around and come home

Lütfen geri dön ve eve gel

Then it was my turn, but he said, "not today.

Sonra sıra bana geldi ama "bugün değil" dedi.

I took the awful bullets that night and my body turned into this.

Ben, o gece çok kötü kurşunlar aldım ve benim vücudum bu hale geldi.

Click to see more example sentences
turn yapmak

Do yourself a favor, Sam, turn yourself in before it's too late.

Kendine bir iyilik yap, Sam. Çok geç olmadan teslim ol.

Bob, do me a favor, please turn it on.

Bob, bana bir iyilik yap, lütfen aç.

Colorado emergency management just turned this old armory into a readiness center last year.

Colorado acil durum yönetimi, bu eski cephaneliği daha geçen yıl Hazırlık Merkezi yaptı.

Click to see more example sentences
turn bakmak

Turn around and look at me!

Arkanı dön ve bana bak.

Turn around and look at him.

Arkanı dön de bak ona.

Turn and face me.

Dön ve bana bak.

Click to see more example sentences
turn geri çevirmek

How could someone like me turn him down.

Benim gibi birisi nasıl onu geri çevirebilir.

No, she turned them down.

Hayır, onları geri çevirdi.

They all turned you down though?

Hepsi seni geri mi çevirdi?

Click to see more example sentences
turn açmak

Bob, do me a favor, please turn it on.

Bob, bana bir iyilik yap, lütfen .

Give me a chance to turn you with a sports metaphor. Damn it, Nick, it's the best thing for everybody!

Bana bir spor metafor ile açmak için bir şans verin., Nick Lanet olsun, herkes için en iyi şey!

Hey, man, turn that up.

Hey, dostum, sesini .

Click to see more example sentences
turn dönüp gitmek

Then turn around and go home.

O halde arkanı dön ve evine git.

Turn around And go home right now.

Arkanı dön ve hemen evine git.

Turn around and go away.

Arkanı dön ve çek git.

Click to see more example sentences
turn geçmek

Do yourself a favor, Sam, turn yourself in before it's too late.

Kendine bir iyilik yap, Sam. Çok geç olmadan teslim ol.

Well, it's too late to turn back now.

Şey, şimdi geri dönmek için çok geç.

Too late to turn back now.

Artık geri dönmek için çok geç.

Click to see more example sentences
turn ortaya çıkmak

Now it turns out that I am much more jealous than you are!

Şimdi ortaya çıkıyor ki, ben senden çok daha fazla kıskancım!

Everything will turn out.

Her şey ortaya çıkacak.

And now this turns up.

Ve şimdi bu ortaya çıkıyor.

Click to see more example sentences
turn şekil

But if Chuck is an agent too then maybe Casey lied to him and turned him somehow?

Chuck da bir ajansa belki de Casey ona yalan söyledi ve onu bir şekilde döndürdü.

In a shocking turn, Hillary Stone, who yesterday was a free woman, is now a dead woman.

Şaşırtıcı bir şekilde dün özgür bir kadın olan Hillary Stone bugün ölü bir kadın.

We're like Simon and Garfunkel and, somehow, you turned me into Garfunkel.

Simon ve Garfunkel gibiyiz ve bir şekilde beni Garfunkel yaptın.

Click to see more example sentences
turn dönüm

This may be a turning point for us.

Bu bizim için bir dönüm noktası olabilir.

Well, it's a turning point, really.

Bu bir dönüm noktası, gerçekten.

There must have been a crucial day, a turning point.

Çok önemli bir gün olmalı, bir dönüm noktası.

Click to see more example sentences
turn teslim etmek

They're good people, and I won't turn them over.

Onlar iyi insanlar ve ben onları teslim etmeyeceğim.

We should help him, not turn him in.

Onu teslim etmek değil, ona yardım etmeliyiz.

Don't turn me in, Father.

beni teslim etme peder.

Click to see more example sentences
turn yön

Now, American, turn the right way and I'll give you a pretty present.

Şimdi Amerikalı, doğru yöne dön de sana güzel bir hediye vereyim.

Turn back, turn back, you're going the wrong way.

Geri dönün, geri dönün. Yanlış yöne gidiyorsunuz.

Hey African brother, turn your head the other way.

Hey Afrikalı kardeşim, kafanı başka yöne çevir.

Click to see more example sentences
turn hal

And we took a wrong turn somewhere.

Ve biz bir yerde yanlış bir hal aldı.

There is still time to turn around.

Hala geri dönmek için zaman var.

Still your turn.

Hala senin sıran.

Click to see more example sentences
turn reddetmek

And everybody else turned you down.

Ve diğer herkes seni reddetti.

And you turned him down, right?

Ve sen reddettin değil mi?

Paul turned down a job.

Paul bir işi reddetti.

Click to see more example sentences
turn fırsat

Agent Callaway is making a big mistake, and you have the opportunity to turn this around.

Ajan Callaway büyük bir hata yapıyor ve senin bunu tersine çevirmek için bir fırsatın var.

Turn the other cheek, second chances, Amen.

Diğer yanağını dön, ikinci fırsat, amin.

Fighting me at every turn, your ambition the bolt hurled against my wishes.

Mücadele bana her fırsatta, senin hırs fırlattı cıvata benim isteklerine karşı.

Click to see more example sentences
turn değişmek, değiştirmek

But, like i said, one wrong turn can change everything.

Ama dediğim gibi, tek bir yanlış dönüş, herşeyi değiştirebilir.

But how the world turns.

Nasıl da dünya değişiyor.

But Edie had him turned around.

Ama Edie onu iyice değiştirmişti.

Click to see more example sentences
turn davranış

Turn around, avatar, and pretend you didn't see anything.

Dön arkanı Avatar ve hiçbir şey görmemiş gibi davran.

Well, my olfactory's turning womanish on me lying and deceitful.

Eh, koklama duyum bana kadın gibi davranıyor yalancı ve hilekar.

The behavior in there is illegal, immoral, and Querns turns a blind eye.

Oradaki davranışlar yasa dışı, ahlak dışı ve Querns buna göz yumuyor.

Click to see more example sentences
turn kesmek

Shut up and turn it off.

Kes sesini ve kapat şunu.

Turn around and shut up.

Dön arkani ve kes sesini!

We'll turn down here, short-cut.

Buradan aşağı döneceğiz, kestirme.

Click to see more example sentences
turn ters dönmek

Yes, and look how well that turned out.

Evet, ve bak şimdi nasıl ters döndü

Yin and Yang turn upside down, and chaos reign.

Yin ve Yang ters döndüğünde karmaşa başlayacak.

turn tür

Crazy scientist turns himself into some kind of a monster.

Çılgın bilim adamı kendini bir tür canavara dönüştürdü.

What's turned to shit is your control over Little Armenia.

Ne tür bir bok senin küçük Ermenistan'da kontrolü kaybettiriyor?

turn bozmak

This spell turn it off, please.

Bu büyü var ya? Boz onu. Lütfen.

That margarine's turned.

Bu margarin bozulmuş.

turn dönemeç

Where's this turn?

Nerede bu dönemeç?

But at every turning We found hate, war and borders

Ama her dönemeçte nefret, savaş ve sınır bulduk.

turn sapak

Oh, wrong turn!

Oh yanlış sapak.

In about three miles you'll see a turn-off.

Yaklaşık üç mil sonra bir sapak göreceksiniz.

turn söndürmek

When a light bulb is turned off, there's an after-glow, a lingering, halo-like effect.

Bir ampul söndüğünde bir anda kaybolan ışık halkasına benzeyen bir son parıltı olur.

When a light bulb's turned off, there is an afterglow, a lingering halo-like effect.

Bir ampul söndüğünde bir anda kaybolan ışık halkasına benzeyen bir son parıltı olur. Bilir misin?

turn karşılık

They turned in response, didn't they?

Onlar da karşılık olarak döndü, değil mi?

turn viraj

Rounding the turn, swelligant, meadow gold, mestizo

Virajı alıyorlar, Swelligant, Meadow Gold, Mestizo.

turn altüst olmak

Once again, Letsatsi's world was turned upside down.

Letsatsi'nin dünyası bir kez daha altüst olmuştu.

turn döneklik etmek

Amari and Okudaira have turned coat!

Amari ve Okudaira döneklik etmiş!

turn etmek yapmak

Hurry up, make a U-turn over here.

Haydi, acele et. Buradan U dönüşü yap.

turn korkutma

It's Oogie's turn to boogie now.

Sanırım korkutma sırası şimdi Ürkünç'de.

turn sapmak

And then I I turned down this alley.

Ve sonra ben bu ara yola saptım.

turn yol vermek

Give way, my turn please.

Yol verin, benim sıram.