twisted

What kind of sick, twisted thing are you doing here?

Ne tür bir hasta, sapıkça şey yapıyorsun burada?

You've obviously led a very sad and difficult life to be so twisted.

Belli ki, bu kadar çarpık biri olmak için çok üzgün ve zor bir hayat yaşamışsın.

Now I understand how twisted that logic was, but in that moment, I

Mantığın nasıl saptırılmış olduğunu şimdi anlıyorum ama o an, ben

I mean, only a sick, twisted mind could be that rude and ignorant.

Yani, sadece hasta, çarpık bir beyin böyle kaba ve cahil davranabilir.

Oliver Twist, "more bread, please, sir.

Oliver Twist, "daha fazla ekmek, lütfen, efendim.

But since you're such a sick, twisted bastard, you're going to Colorado.

Ama sen hasta, sapık bir piç kurusu olduğundan Colorado'ya gidiyorsun.

He's my man. And we have something twisted and beautiful.

O benim erkeğim ve aramızda çok çarpık ve güzel bir şeyler var.

You really are a sick little twist, you know that?

Sen gerçekten hasta bir kaçıksın, bunu biliyorsun değil mi?

You're a sick, twisted, pathetic child, do you hear me?

Sen hasta, çarpık, acınası bir çocuksun, duydun mu?

The truth is that you're a sick, twisted man.

Gerçek şu ki sen hasta, sapkın bir adamsın.