two time

Only two this time.

Bu kez sadece iki kişi.

This time, two people were found dead.

Bu sefer iki kişi ölü bulundu.

Two more time.

İki kere daha.

Same time, one, two, three.

Aynı anda. Bir, iki, üç.

That's the third time in two weeks.

Bu iki hafta içinde üçüncü kez bu.

Give me two days time!

Bana iki gün süre verin!

Call me back in two hours time.

Beni iki saat içinde geri ara.

Second time in two days.

İki günde ikinci kez.

It's time. three, two

Tam zamanı. üç, iki

Come close a time or two.

Bir ya da iki kez yaklaşmıştı.