English-Turkish translations for until:

kadar · ta · dek · e kadar · hatta · other translations

until kadar

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

Up until yesterday, I thought I had a normal life.

Düne kadar, ben normal bir hayat olduğunu sanıyordum.

You'll do nothing until this is over.

Bu bitene kadar da hiçbir şey yapma.

Click to see more example sentences
until ta

Then another year and then another until the old life is a dream life.

Sonra bir yıl daha geçti ve bir yıl daha ta ki eski hayatım hayal olana dek.

Until a couple of months ago.

Ta ki birkaç ay önceye kadar.

Until I got back to the bar that night.

Ta ki o gece bara geri dönene kadar.

Click to see more example sentences
until dek

Many times I've felt alone but until this afternoon I'd never felt completely lonely.

Kendimi çok kez yalnız hissetmiştim ama bu öğleden sonraya dek asla tamamen yapayalnız hissetmemiştim.

You're not going anywhere until we get a car.

Bir araba bulana dek bir yere gidemezsin.

But until then, yeah, I'll take an explanation.

Ama o zamana dek, evet, bir açıklamanı alırım.

Click to see more example sentences
until e kadar

Until then, you also tell Cliff I'm thinking about him.

O zamana kadar, Cliff'e ayrıca onu düşündüğümü de söyle.

Keep her here until S.H.I.E.L.D. Is gone.

S.H.I.E.L.D. gidene kadar onu burada tutun.

Interestingly, up until Daniel Craig, there was only one English James Bond.

İlginçtir ki Daniel Craig'e kadar sadece bir tane İngiliz James Bond oldu.

Click to see more example sentences
until hatta

Maybe not even until tomorrow morning.

Hatta belki de yarın sabaha kadar.

Sometimes even until it drowns.

Hatta bazen boğulana kadar.