English-Turkish translations for up:

-e · -a · -da · -de · olmakta, olmuş · kalkmış, kalkmak · yukarıda, yukarıya, yukarı · ayağa, ayakta · ayağa kalkmış · kadar · -e kadar · önde · çıkış, çıkmış · kaldırılmış · hazır · öne · ileriye, ileri, ileride · içeriye · tamamen., tamamen · kuzeye · dik · yükseğe, yüksek · tepesinde · kalkmış olmak · üstün · arttırmak, artış, artırmak · yukarı giden · yapmakta olmak · yükselmiş · keyifli · gönüllü · ilerlemiş · baştan aşağı · ayaklanmış · ümitli · kabarık · other translations

We also found translations for word UP in Turkish.

up -e

Look, I'm sorry, dad, but something really important came up.

Bak üzgünüm baba, ama gerçekten önemli bir şey çıktı.

That's not up to us.

Bu bize bağlı değil.

You know how long a day is up there?

Orada bir gün ne kadar sürüyor biliyor musun?

Click to see more example sentences
up -a

Look, I'm sorry, dad, but something really important came up.

Bak üzgünüm baba, ama gerçekten önemli bir şey çıktı.

That's not up to us.

Bu bize bağlı değil.

You know how long a day is up there?

Orada bir gün ne kadar sürüyor biliyor musun?

Click to see more example sentences
up -da

Look, I'm sorry, dad, but something really important came up.

Bak üzgünüm baba, ama gerçekten önemli bir şey çıktı.

Shut up and give me money.

Kapa çeneni ve bana parayı ver.

What were you doing up here?

Peki sen burada ne yapıyordun?

Click to see more example sentences
up -de

Look, I'm sorry, dad, but something really important came up.

Bak üzgünüm baba, ama gerçekten önemli bir şey çıktı.

Come on, what's up?

Gel hadi, ne oldu?

Now shut up and get over here.

Şimdi kapa çeneni ve buraya gel.

Click to see more example sentences
up olmakta, olmuş

Well, now you know what you're really doing up here.

Güzel, şimdi gerçekten burada ne işin olduğunu biliyorsun.

No, no, there might be more bad guys up there.

Hayır, hayır, yukarıda daha fazla kötü adam olabilir.

No, I won't shut up.

Hayır, kapa çeneni olmaz.

Click to see more example sentences
up kalkmış, kalkmak

Now, get up and come here.

Şimdi kalk ve buraya gel.

Stand up and be a man.

Ayağa kalk ve bir erkek ol,

Come on, sweetie, get up.

Hadi, tatlım, ayağa kalk.

Click to see more example sentences
up yukarıda, yukarıya, yukarı

I think there's something up here.

Galiba burada yukarıda bir şey var.

Listen. I'm going up there now.

Dinle, ben şu anda yukarı çıkacağım.

Something, somebody is up there.

Bir şey, birisi var yukarıda.

Click to see more example sentences
up ayağa, ayakta

Yes, yes, come on, get up.

Evet, evet, hadi kalk ayağa.

All right, now stand up.

Tamam, şimdi ayağa kalk.

For God's sake, get up.

Tanrı aşkına, kalk ayağa.

Click to see more example sentences
up ayağa kalkmış

Yes, yes, come on, get up.

Evet, evet, hadi kalk ayağa.

Stand up and open the door slowly.

Ayağa kalk ve yavaşça kapıyı aç.

Stand up, please, I'll help you.

Ayağa kalk. Sana yardım edeyim.

Click to see more example sentences
up kadar

This was not an easy decision for us. We love Leo up there as much as you do down here.

Bu bizim için kolay bir karar değildi, biz kadar burada olduğu gibi orada kadar Leo seviyorum.

Can we hurry this up because I gotta get

Ben lazım çünkü bu kadar acele miyim olsun

Then why did you call me up so high?

O zaman neden beni bu kadar yükseğe çağırdın?

Click to see more example sentences
up -e kadar

This was not an easy decision for us. We love Leo up there as much as you do down here.

Bu bizim için kolay bir karar değildi, biz kadar burada olduğu gibi orada kadar Leo seviyorum.

Can we hurry this up because I gotta get

Ben lazım çünkü bu kadar acele miyim olsun

Then why did you call me up so high?

O zaman neden beni bu kadar yükseğe çağırdın?

Click to see more example sentences
up önde

You see, years ago, something happened up there.

Uzun yıllar önce, orada bir şeyler oldu.

Up until three days ago, yeah.

Üç gün öncesine kadar, evet.

Pete showed up about a year ago.

Bir yıl önce Pete ortaya çıktı.

Click to see more example sentences
up çıkış, çıkmış

You know, if anything comes up, or anything happens here, you call me, okay?

Bir şey çıkarsa veya burada bir şey olursa, ara beni, tamam mı?

There's no way out up here.

Buradan hiç bir çıkış yok.

She only comes up for air.

Sadece hava almak için çıkıyor.

Click to see more example sentences
up kaldırılmış

It's up to you and me.

Bu sana ve bana kaldı.

Well, that's up to her.

Aslında, bu ona kalmış.

You're late. Hurry up.

Geç kaldın, acele et.

Click to see more example sentences
up hazır

I mean, not tonight, but another night when you're up for it?

Yani, bu gece değil, sen hazır olduğunda başka bir gece?

Hurry up everybody, we're almost ready.

Acele edin millet, neredeyse hazırız.

Get up, move out, get ready!

kalk, hareket et, hazır ol!

Click to see more example sentences
up öne

Look, I'm sorry, dad, but something really important came up.

Bak üzgünüm baba, ama gerçekten önemli bir şey çıktı.

Something very important came up.

Çok önemli bir mesele çıktı.

Something important came up.

Önemli bir işim çıktı.

Click to see more example sentences
up ileriye, ileri, ileride

There's more up there.

İleride daha çok var.

There's a monster up ahead."'

İleride bir canavar var.

There's a camera up ahead.

İleride bir kamera var.

Click to see more example sentences
up içeriye

Now shut up and get inside!

Şimdi çeneni kapat ve içeri gir!

Get in there and shut up!

İçeri gir ve çeneni kapa!

Hurry up and come inside, man!

Acele edin ve içeri gelin, beyler!

Click to see more example sentences
up tamamen., tamamen

And then these people show up and tell you something completely different.

Sonra bu insanlar çıkıp sana tamamen farklı bir şey söylediler.

But, again, it's totally up to you.

Yine de bu tamamen sana kalmış.

Absolutely everywhere, all over, up and down.

Tamamen her yere, yukarıda ve aşağıda.

Click to see more example sentences
up kuzeye

There's a place up north.

Kuzeyde bir yer var.

Nice place up north.

Kuzeyde, güzel bir yer.

Just go up north tonight.

Bu gece kuzeye doğru git

Click to see more example sentences
up dik

You keep your head up, there's a place for you here.

Başını dik tutmaya devam et. Burada senin için yer var.

Just sit up and act normal.

Dik otur ve normal davran.

Use it, sit up straight.

Onu kullan, dik otur.

Click to see more example sentences
up yükseğe, yüksek

Yeah, but not from this high up.

Evet ama bu kadar yüksekten değil.

Then why did you call me up so high?

O zaman neden beni bu kadar yükseğe çağırdın?

High cholesterol, high blood pressure, uric acid build up uneven heartbeat and unbalanced hormones.

Yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı, ürik asitte artma düzensiz kalp atışları ve hormon dengesinde bozulma.

Click to see more example sentences
up tepesinde

Bought a big, beautiful house in San Francisco, up on a hill.

San Francisco'da, bir tepenin üzerinde, büyük ve güzel bir ev aldım.

We're gonna find a little place maybe up the mountains.

Küçük bir yer bulacağız belki de dağların tepesinde.

Up the hill comes Andrew Jackson

Andrew Jackson, tepenin üstüne gelir

Click to see more example sentences
up kalkmış olmak

Hey, get up and tell me who it is.

Kalk ve bana onun kim olduğunu söyle.

Come on, stand up. You'll feel better.

Kalk hadi ya, daha iyi olursun.

Get it up, hurry up.

Hadi, kalk. Çabuk ol.

Click to see more example sentences
up üstün

First, go up and change and then let's eat, okay?

Hadi gidip üstünü değiştir, sonra da yemek ye tamam mı?

Hurry up and change.

Acele et ve üstünü değiş.

Ray, hurry up, get changed.

Ray acele et de üstünü değiştir.

Click to see more example sentences
up arttırmak, artış, artırmak

Please, stand up, Art.

Lütfen ayağa kalk, Art.

Commander, something's triggered an energy build-up inside it.

Komutan, bir şey içindeki enerji artışını tetikledi.

Wind pick up, Gary?

Rüzgar arttı, Gary?

Click to see more example sentences
up yukarı giden

Get up there now, please.

Yukarıya git şimdi, lütfen.

Then I'm going up there.

O halde yukarı gidiyorum.

Go up here and turn right.

Buradan yukarı git ve sağa dön.

Click to see more example sentences
up yapmakta olmak

Everyone just man up and do your job.

Herkes sadece adam olsun ve işini yapsın.

Being a knight isn't a game, it's a lifestyle, and we do it every day, not just when we play dress-up.

Şövalye olmak bir oyun değildir. Bir yaşam tarzı, bunu her gün yapıyoruz, sadece karnavala oynamaya giderken değil.

Come on up and keep a lookout, will ya?

Hadi yukarı gel ve gözcülük yap, oldu mu?

Click to see more example sentences
up yükselmiş

Blows your dinner budget for the month. You up for it? Lock 'n' load, Trent.

Yıktığında yemek bütçe ay için. o En için? kilit 'n' yük, trent.

Wire and Cable up two points.

Tel ve Kablo iki puan yükselmiş.

Pull up, that's an order!

Yüksel, bu bir emir!

Click to see more example sentences
up keyifli

Shut up and enjoy the flight!

Kes sesini de uçuşun keyfini çıkar!

Yeah, maybe a new pair of shoes will cheer me up.

Evet, belki de yeni bir çift ayakkabı keyfimi yerine getirir.

Shut up and enjoy it.

Sus ve keyfini çıkar.

Click to see more example sentences
up gönüllü

You gonna volunteer up there?

Orada gönüllü olacak mısın?

I need a grown-up volunteer.

Yetişkin bir gönüllü lazım bana.

We do a volunteer clean-up program every weekend.

Her hafta sonu gönüllü temizlik programı yapıyoruz.

Click to see more example sentences
up ilerlemiş

In Burma, British-Chinese forces continue to withdraw up the Irrawaddy river towards Bhamo.

Burma'da,İngiliz-Çin güçleri withdraw'a doğru ilerliyor Irrawaddy nehrinin yukarısındaki Bhamo'ya doğru.

After business is up andrunning,I'll buy you a rolex.

İş büyüyüp ilerledikten sonra, sana bir Rolex alırım.

JP's moving up like a bullet!

JP resmen mermi gibi ilerliyor!

Click to see more example sentences
up baştan aşağı

Keep your head up, don't look down, but don't stare either.

Başını dik tut, aşağı bakma ama dik dik de bakma.

Head down, bottom up.

Baş aşağı, aşağı yukarı.

Head down, buttocks up.

Baş aşağı, kalça yukarı.

up ayaklanmış

Nathan Scott, standing up and looking good.

Nathan Scott. Ayaklanmış ve gayet iyi görünüyor.

up ümitli

Meet Eric Knox, a brilliant engineer and founder of Knox Technologies an up-and-coming communications software company.

Eric Knox'la tanışın. Parlak bir mühendis ve Knox Teknoloji'nin sahibi. Ümit vadeden bir iletişim yazılım şirketi.

up kabarık

You pompous puffed-up penguin!

Seni kibirli, kabarık penguen!