English-Turkish translations for veritable:

gerçek · hakiki · tam · other translations

veritable gerçek

A veritable Eden, is it not, gentlemen?

Gerçek bir cennet, değil mi, beyler?

A veritable gold mine.

Gerçek bir altın madeni.

The newspapers say she's a veritable floating city.

Gazeteler onun gerçek bir yüzen şehir olduğunu söylüyor.

Click to see more example sentences
veritable hakiki

Like a veritable raccoon.

Hakiki bir rakun gibi.

Here our Indian fire-eater, our fakir a living flame, a veritable mountain of fire!

Şurada ise bizim ateş yutan, Hint fakirimiz,.. hakiki bir ateş dağı ve ayaklı bir alev!

A veritable nutrition lesson.

Hakiki bir beslenme dersi.

Click to see more example sentences
veritable tam

Dr. Franklin is a veritable wizard.

Dr. Franklin tam bir sihirbazdır.

It's a veritable vegetable paradise.

Burası tam bir sebze cenneti.