English-Turkish translations for very:

çok · pek · özel · gerçek, gerçekten · bile · öylesine · gayet · pek çok · aynı · tam · epeyce, epey · hatta · cidden · hayli · belirli · kati · ta kendisi · other translations

very çok

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

They just have some questions about a guy that I knew a very long time ago.

Onların sadece, çok uzun zaman önce tanıdığım bir adam hakkında bazı soruları var.

I'm sorry about this, but it is very important.

Bunun için üzgünüm ama bu çok önemli.

Click to see more example sentences
very pek

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

Oh, hi, honey. It didn't go very well, did it?

Oh, selam, canım. pek iyi gitmedi değil mi?

They're not very much.

Pek bir şey değil.

Click to see more example sentences
very özel

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

A very special man.

Çok özel bir adam.

It's a special meal because it's a very special night.

Bu özel bir yemek çünkü bu çok özel bir gece.

Click to see more example sentences
very gerçek, gerçekten

It's really not very good.

Bu gerçekten çok iyi değil.

We're very sorry about that.

Biz gerçekten o konuda çok üzgünüz.

I don't really remember very much.

Gerçekten çok fazla şey hatırlamıyorum.

Click to see more example sentences
very bile

I don't know how, I don't know why, but I'm sure there's a very good reason for it.

Nasıl ya da neden bilmiyorum, Ama eminim ki bunun için çok güzel bir neden vardır,

It's a very good book, but in the end, even this book, is just a book.

Bu iyi bir kitap çavuş. Ama sonunda bu kitap bile sadece bir kitap.

You know, I hear your sister is very beautiful.

Biliyor musun kız kardeşinin çok güzel olduğunu duydum.

Click to see more example sentences
very öylesine

Yeah, but he's very good, isn't he?

Evet ama çok iyi, öyle değil mi?

Not as good as this, but very good.

Öyle böyle iyi değil, ama çok iyi.

Well, then, very well.

Pekâlâ, öyleyse çok güzel.

Click to see more example sentences
very gayet

That's very good, very good.

Çok iyi, gayet iyi. Güzel.

It's very simple for me.

Benim için gayet basit.

Oh, no, I knew him very well.

Ah, hayır, onu gayet iyi tanıyorum.

Click to see more example sentences
very pek çok

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

Well, I miss him very much.

Peki, ben onu çok özledim.

All right, that's very sweet, but I am fine now.

Peki, bu çok tatlıydı ama ben şimdi iyiyim.

Click to see more example sentences
very aynı

You're a very impressive man, but you see everything as either good or bad, just like David.

Çok etkileyici bir adamsın Jack, ama her şeyi iyi ya da kötü olarak görüyorsun, aynı David gibi.

It's also a very busy day.

Aynı zamanda çok yoğun bir gün.

Your Honor, last year we had exactly the same We had this very

Sayın Hâkim, geçen sene biz de tamamen aynı Bizde de aynı

Click to see more example sentences
very tam

I don't exactly know what to say but thank you very much for everything.

Tam olarak ne diyeceğimi bilmiyorum ama her şey için çok teşekkür ederim.

She isn't exactly a very good student.

O tam olarak iyi bir öğrenci sayılmaz.

The very man.

Tam bir adam!

Click to see more example sentences
very epeyce, epey

Well, you are a very Beautiful woman.

Sen de epey güzel bir kadınsın.

This dream is very dangerous.

Bu rüya epey tehlikeli olacak.

It's not quite the shoe business, but it's a very interesting field.

Ayakkabı işi kadar değil ama yine de epey ilginç bir alan.

Click to see more example sentences
very hatta

Even very good.

Hatta çok iyi.

Which was a very long time ago, before I was even born.

Ki bu, çok uzun zaman, hatta ben doğmadan önce oluyor.

I'm very sorry, Mrs. Vargas, but the telephone is temporarily out of service.

Çok üzgünüm Bayan Vargas ama telefon hattı, geçici bir süreliğine hizmet dışı.

Click to see more example sentences
very cidden

I'm sorry, I'm really not very good at this.

Üzgünüm, cidden bu konuda hiç iyi değilim.

This is a very nice idea. Very nice. But wrong.

Çok iyi bir fikir, cidden çok iyi ama yanlış!

Baby, I have a very bad feeling about this.

Bebeğim, içimde cidden kötü bir his var.

Click to see more example sentences
very hayli

This house is very expensive, isn't it?

Bu ev hayli pahalıdır, değil mi?

Must be a very important chip.

Hayli önemli bir çip olmalı.

He's very nervous and very bizarre.

O, çok gergin ve hayli tuhaf.

Click to see more example sentences
very belirli

There's a certain woman in our community, a widow, a very special woman.

Topluluğumuzda belirli bir kadın var, dul, çok özel bir kadın.

Because you have chosen a very specific path

Çünkü kendine çok belirli bir yol seçtin.

And you are so very particular.

Ve siz çok belirli birisiniz.

Click to see more example sentences
very kati

It's very pretty, Katie.

Bu çok güzel Katie?

She's very rough, Katie.

Çok kaba biri, Katie.

Katie's a very good liar, ellen.

Katie iyi bir yalancıydı Ellen.

Click to see more example sentences
very ta kendisi

Those very thorns that adorned jesus's crown.

Bunlar, İsa'nın tacını süsleyen dikenlerin ta kendisi.