English-Turkish translations for vice:

başkan · yardımcı · ikinci · vekil · kusur · zaaf · özür · muavin · kötülük · mengene · ahlaksızlık · leke · other translations

vice başkan

Carol, you may not be my best friend anymore, but you are still my goddamn vice president.

Carol, artık benim en iyi dostum olmayabilirsin ama hala benim lanet olası başkan yardımcımsın.

So, yeah, the Vice President will see you this afternoon.

Evet, Başkan Yardımcısı sizi öğleden sonra kabul edecek.

Yes, Vice President.

Evet, Başkan Yardımcısı.

Click to see more example sentences
vice yardımcı

Congratulations to you, Mr. Vice President.

Seni de tebrik ederim Bay Yardımcı Başkan.

Mr. Vice Principal!

Bay Yardımcı Müdür!

The Supreme Pontiff will hear from Vice-Chancellor Rodrigo Cardinal Borgia.

Yüce Piskopos, Baş Yardımcı Kardinal Rodrigo Borgia'yı dinleyecek.

Click to see more example sentences
vice ikinci

The President died two months ago, the Vice President a week later.

Başkan iki ay önce öldü. Başkan yardımcısı da ondan iki hafta sonra.

Vice Proconsul M'ret of the lmperial Senate and his two top aides.

İmparatorluk Senatosu'nun Vali Yardımcısı M'ret ve onun iki baş yardımcısı.

And vice versa. Married with two kids.

Ve tam tersi. evli ve iki çocuklu.

Click to see more example sentences
vice vekil

But you've met the vice president, right?

Ama başkan vekili ile tanıştın, değil mi?

Of course. It's my pleasure, Mr. Vice President.

Elbette, Benim için büyük şeref Sayın Başkan Vekili.

Vice Chairman Hong Tae Ra?

Başkan Vekili Hong Tae Ra?

Click to see more example sentences
vice kusur

After you, Mr. Vice President. A true war hero, a fabulous friend and a wonderful leader.

Önden buyurun Sayın Başkan Yardımcısı. bir kahraman, harika bir arkadaş ve kusursuz bir lider.

I'm sorry, Mr. Vice President.

Başkan Yardımcısı kusura bakmayın.

My husband may have many vices, Mr Hargrave, but hypocrisy is not one of them.

Kocamın bir çok kusuru olabilir, Bay Hargrave, fakat ikiyüzlülük onlardan biri değil.

vice zaaf

If he has any more such vices please tell me now.

Onun böyle başka zaafları varsa lütfen şimdi bana söyle.

It's a necessity, not a vice.

Bir zaaf değil, bir gereklilik.

Okay, two vices.

Tamam, iki zaaf.

vice özür

I'm sorry, madam vice president.

Özür dilerim Bayan Başkan.

Look, Madam Vice President, I'm sorry.

Sayın başkan yardımcısı, özür dilerim.

vice muavin

Every day after eighth period, Vice Principal Matthews comes in here.

Her gün sekizinci dersten sonra, Müdür Muavini Matthews buraya gelir.

Vice Principal Matthews!

Müdür Muavini Matthews!

vice kötülük

An age of vice, degeneracy, avarice.

Bir kötülük çağı soysuzlaşma açgözlülük.

vice mengene

And your enemies in a vice-like grip.

Ve düşmanlarını da mengene gibi kavra.

vice ahlaksızlık

Vice, obscenity, fornication, sacrilege, murder.

Ahlaksızlık, müstehcenlik, zina, küfür ve cinayet.

vice leke

Because those random notes overrun Adelmo's blue smudge, and not vice versa.

Çünkü bu gelişigüzel notlar Adelmo'nun mavi lekesinin üstünden geçiyor, tersi değil.