English-Turkish translations for violence:

şiddet · vahşet · zorbalık · saldırı · other translations

violence şiddet

The victims of the violence are black and white, rich and poor, young and old, famous and unknown.

Şiddetin kurbanları siyah ve beyaz zengin ve yoksul genç ve yaşlı ünlü ve isimsiz.

Violence is no solution.

Şiddet bir çözüm değil.

That wasn't violence.

O şiddet değildi.

Click to see more example sentences
violence vahşet

You guys always bring me the very best violence.

Siz çocuklar bana her zaman en iyi vahşeti yaşatıyorsunuz.

It's not violence. It's wonderful.

Bu vahşet değil, harika bir şey.

Predators, starvation, disease, miscalculation, long winters, drought, flood and violence.

Yırtıcılar, açlık, hastalık yanlış hesaplamalar, uzun kışlar kuraklık, sel ve vahşet.

Click to see more example sentences
violence zorbalık

Derek's got a record Drinking and violence.

Derek'in sabıkası var İçki içmek ve zorbalık.

Kitchaka's violence terrifies me.

Kitchaka'nın zorbalığı korkutuyor beni.

Public harassment and violence.

Halk içinde zorbalık ve şiddet.

violence saldırı

The government's reply is violence, armed attacks on unarmed and defenseless people.

Hükümetin cevabı ise silahsız ve savunmasız halka şiddet ve silahlı saldırı.

The victim, the abusee, is blaming herself for the abuser's hatred and violence.

Kurban, saldırıya uğrayan kişi saldırganın nefret ve şiddeti karşısında kendini suçluyor.

Mr. Ross, you have a history of violence. Assault. Battery.

Bay Ross, şiddet, saldırı ve darp dolu bir geçmişin