voters

Now I'm nobody special, but I'm a mother and a voter and an American.

Ben özel biri değilim ama bir anneyim, oy verenim ve Amerikalıyım.

Immigration policy will get us a generation of voters, maybe two.

Göç politikası bir, belki de iki neslin oylarını bize getirir.

There were cops, reporters, voters, informants, pickpockets

Polisler, muhabirler, seçmenler, muhbirler, yankesiciler vardı

Are you a registered New York voter?

Kayıtlı bir New York seçmeni misin?

Mrs. Florrick is well-liked among female voters, liberal and conservative.

Kadın seçmenler arasında Bayan Florrick oldukça popüler, liberal ve ölçülü.

Are you a registered voter?

Kayıtlı bir seçmen misiniz?

A registered voter.

Kayıtlı bir seçmen.

I remember because I thought he was a voter.

Hatırlıyorum çünkü onun bir seçmen olduğunu sandım.

Representative Bookman greets young voters at the Warwick mall.

Milletvekili Bookman genç seçmenleri Warwick Mall'da selamlıyor.

We got a train full of registered voters.

Elimizde bir tren dolusu kayıtlı seçmen var.