English-Turkish translations for warm:

sıcak · ısınma · ılık · sıcak tutan · hoş · ısıtmak · sıcacık · yeni · ısı · kızmak · samimi · ısınmak · sıcakkanlı · dostça · canlı · içten · neşeli · candan · ısıtan · hafif sıcak · other translations

warm sıcak

He's only here for the free food and a warm place to stay.

Sadece bedava yemek ve kalacak sıcak bir yer için burada.

You know, a nice, warm place.

Yani sıcak güzel bir yer,

At least all this exercise is keeping me warm.

En azından tüm bu egzersizler beni sıcak tutuyor.

Click to see more example sentences
warm ısınma

Only a few years ago, the world was a mess global warming, financial corruption, terrorism everywhere.

Daha bir kaç yıl önce dünya, küresel ısınma, mali yolsuzluk ve terörizmle kirlenmişti.

The problem is not a problem of global warming.

Sorun bir küresel ısınma sorunu da değil.

Well, Susie, the culprit isn't foreigners. It's global warming.

Bunun sorumlusu yabancılar değil, Susie küresel ısınma.

Click to see more example sentences
warm ılık

After a night like that, you must want to take a shower, a nice warm shower?

Böyle bir geceden sonra, mutlaka bir duş almak istersiniz, Hoş ılık bir duş?

Fine, warm day, isn't it?

Güzel, ılık bir gün, değil mi?

I went home and took a warm bath like you said.

Eve gittim ve söylediğin gibi ılık bir banyo yaptım.

Click to see more example sentences
warm sıcak tutan

Warm clothes, something to read and an empty water bottle. Empty?

Sıcak tutan kıyafetler, okunacak bir şey ve boş bir su şişesi.

You know what else can keep you warm?

Seni sıcak tutan başka bir şey biliyor musun?

No, it's actually quite warm.

Hayır aslında oldukça sıcak tutuyor.

Click to see more example sentences
warm hoş

After a night like that, you must want to take a shower, a nice warm shower?

Böyle bir geceden sonra, mutlaka bir duş almak istersiniz, Hoş ılık bir duş?

It's so good Mum smells nice, And she's very warm,

O kadar güzel ki annem çok hoş kokuyor, ve sıcacık.

My, it's nice and warm, isn't it?

Hoş ve sıcak bir ortam değil mi?

Click to see more example sentences
warm ısıtmak

Warm a bottle for me, will you?

Bana bir şişe ısıt, olur mu?

Come and warm me up.

Gel ve beni ısıt.

Hold my hands and warm me.

Ellerimi tut ve beni ısıt.

Click to see more example sentences
warm sıcacık

It's so good Mum smells nice, And she's very warm,

O kadar güzel ki annem çok hoş kokuyor, ve sıcacık.

Oh, they're lovely and warm.

Oh, onlar sıcacık ve hoştur.

Oh, she's warm!

Oh, o sıcacık.

Click to see more example sentences
warm yeni

We need to start fresh, somewhere far away, somewhere warm.

Yeni bir başlangıca, uzaklarda bir yerde, sıcak bir yerde.

I'm just warming up, Devereaux.

Ben sadece yeni isiniyorum, Devereaux.

I'm just getting warmed up, sweetheart.

Ben daha yeni ısınıyorum hayatım.

Click to see more example sentences
warm ısı

Go get some coffee and warm up.

Git bir kahve iç, ve ısın.

Go inside and get warm.

İçeri gir ve ısın.

OK, stay here and keep warm.

Tamam, burada otur ve ısın.

Click to see more example sentences
warm kızmak

I'm looking for a warm sweater for a little girl.

Ben küçük bir kızı sıcak tutacak bir kazak istiyorum.

Always keep a young girl warm, my boy.

Genç bir kızı her zaman sıcak tut, evlat.

A nice, warm house, a pretty daughter.

Sevimli, sıcak bir ev, şirin bir kız çocuğu.

Click to see more example sentences
warm samimi

It's not really warm and cozy, but it's good.

Pek sıcak ve samimi bir yer değildir ama iyidir.

According to his wife's account, Luis has always been a methodical, tidy and extremely friendly person, a good father and a warm and understanding husband.

Karısının açıklamalarına göre Luis her zaman sistemli, düzenli ve son derece samimi bir kişi iyi bir baba ve sıcak ve anlayışlı bir koca olmuş.

What a warm gathering.

Ne samimi bir toplantı.

Click to see more example sentences
warm ısınmak

Just give her a chance to warm up to you.

Sadece sana ısınması için ona bir şans ver.

So now we just got to warm her up.

Yani şimdi biz sadece onu ısınmak lazım.

Cold; want to warm yourself?

Hava soğuk, ısınmak ister misin?

Click to see more example sentences
warm sıcakkanlı

She's a lovely, warm woman.

Hoş, sıcakkanlı bir kadın.

I know I don't seem like the warm-and-understanding type, but this is my warm-and-understanding face.

Sıcakkanlı ve anlayışlı birisiymiş gibi görünmediğimi biliyorum ama benim sıcakkanlı ve anlayışlı ifadem bu.

And our final player, he's a first timer, so let's give a warm utopia welcome for professional golfer Luke Chisolm.

Ve son oyuncumuz, bu onun ilk seferi. Sıcakkanlı bir Ütopya karşılaması profesyonel golfçü Luke Chisholm için.

Click to see more example sentences
warm dostça

So warm and friendly.

Çok sıcak ve dost canlısı.

like a warm, friendly snake.

Sıcak, dost bir yılan gibi.

Murray, the policeman, gets a warm Pepsi.

Polis dostum Murray, ılık bir Pepsi alıyor.

Click to see more example sentences
warm canlı

It's like something warm and living.

Daha sıcak ve canlı bir şey sanki.

It's very comfortable and warm.

Çok rahat ve canlı hissediyorum.

And so warm.

Ve çok canlı.

Click to see more example sentences
warm içten

It's warm and fuzzy. Sweet.

Çok içten, sıcak ve tatlısın ama.

Warm and caring.

Sıcak ve içten.

Please give a warm welcome to the Hwong family.

Lütfen içten bir karşılayış yapalım. Huang Ailesi.

warm neşeli

You're supposed to be warm and friendly and cheerful!

Senin sıcak, sevecen ve neşeli olman gerekiyordu!

I stayed at home, cheerful, loyal, warm.

Neşeli, sadık, sıcak bir şekilde evde kaldım.

I'll keep you warm and amused

Seni sıcak ve neşeli tutarım

warm candan

So warm and friendly.

Çok sıcak ve dost canlısı.

Wow, you're really warm.

Vay canına, çok sıcaksın.

warm ısıtan

Or you got a boyfriend to keep you warm?

Yoksa seni ısıtan bir erkek arkadaşın var mı?

The sun to warm us And the gentle rain.

Bizi ısıtan güneş ve hafif bir yağmur.

warm hafif sıcak

Warm air, light dancing in the blue.

Sıcak hava, maviler içinde hafif bir dans.