warmer

In summer, warmer water means more food making it the best time to bring new life into the world.

Yazın, sıcak su daha çok besin demek, dünyaya yeni hayat getirmek için en iyi zaman.

It might be, uh, nicer and warmer in the office.

Belki, uh, ofiste yersek daha güzel ve daha sıcak olur.

We're still on emergency power, and it's warmer here.

Hala acil durum gücümüz var, ve burası daha sıcak.

Today is warmer than usual.

Bugün her zamankinden daha sıcak.

It's only a little hand warmer.

Küçük bir el ısıtıcı sadece.

The sun was warmer then, and we were every day together.

O zaman daha da yakıcıydı güneş ve her gün beraberdik.

Warmer and more beautiful.

Daha sıcak ve daha güzel.

Ice-cold punch for the ladies and a little warmer stuff for the gents.

Hanımlar için buz gibi punch ve beyler için biraz daha sıcak malzeme.

I'll bring you a warmer blanket.

Sana daha sıcak bir battaniye getireyim.

It's a bit warmer Yeah! tonight.

Bu gece hava biraz sıcak.