English-Turkish translations for water:

sulu, su, susuz · su içmek · su vermek · soğuk · su almak · su kaynakları · sular · deniz · maden suyu · soda · son · kara suları · sıvı · nehir · dalga · su katmak · sucu · göl · su başı · sulama · sulamak · su birikintisi · karasuyu, karasuları · sel · kalite · idrar · gölet · su rezervi · su tabakası · other translations

water sulu, su, susuz

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

At least leave us some water.

En azından biraz su bırak bize.

You want to drink some water?

Biraz su içmek ister misiniz?

Click to see more example sentences
water su içmek

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

Thanks for the water, Charlie.

Su için teşekkür ederim Charlie.

Water for water, fire for fire, earth for earth.

Su için su. Ateş için ateş. Toprak için toprak.

Click to see more example sentences
water su vermek

Give him some water, please.

Ona biraz su verin lütfen.

Well, look, can you give me some water?

Pekala, bak, bana biraz su verebilir misiniz?

Water Give me water

Su su verin bana.

Click to see more example sentences
water soğuk

Great, if you don't mind I would like something too could you bring me up some really really cold water?

Harika. Sakıncası yoksa ben de bir şey istiyorum. Bana gerçekten çok soğuk bir su getirebilir misin?

Do you know how cold is that water?

O su ne kadar soğuk biliyor musun?

I'll get some cold water.

Biraz soğuk su getireyim.

Click to see more example sentences
water su almak

Yeah, I'm coming with you, and I'm taking some water.

Evet, ben de seninle geliyorum ve biraz da su alıyorum.

I'll go get some water.

Gidip biraz su alacağım.

I'm gonna get some water, okay, kid?

Ben gidip su alacağım, tamam evlat?

Click to see more example sentences
water su kaynakları

And that's enough to provide that village with a source of clean water forever.

Ve bu da bir köye sonsuza kadar temiz su kaynağı sağlamaya yeter.

A water source or a power source?

Bir su kaynağı ya da, aa, güç kaynağı,

Where's the nearest water source?

En yakın su kaynağı nerede?

Click to see more example sentences
water sular

He's a greedy bastard, no doubt, but he knows these waters better than anyone.

O, açgözlü bir piç's hiç şüphesiz, ama bu sular bilir herkesten daha iyi.

These shallow tropical waters are clear and warm, perfect conditions for corals to thrive.

Bu sığ tropik sular berrak sıcak mercanların büyümesi için koşullar kusursuz.

Then let these waters wash you clean.

O zaman bırak bu sular seni temizlesin.

Click to see more example sentences
water deniz

Blue water, big fish, cold beer.

Mavi deniz, büyük balık, soğuk bira.

It's different water, different fish.

Farklı deniz, farklı balıklar.

It's sea water.

Bu deniz suyu.

Click to see more example sentences
water maden suyu

Can I get a sparkling water, or something cold, please?

Maden suyu veya soğuk başka bir şey alabilir miyim lütfen?

Just mineral water, please.

Sadece maden suyu, lütfen.

A bottle of mineral water?

Bir şişe maden suyu gibi?

Click to see more example sentences
water soda

Then give me some soda water

O zaman bana biraz soda ver.

Without any soda or water?

Soda ya da su olmadan mı?

Soda or water, sir?

Soda ya da su efendim?

Click to see more example sentences
water son

When did you last give her water?

Ona en son ne zaman su verdiniz?

Last chance for fresh water!

Temiz su için son şansınız!

The water wasn't that high last time I looked.

Son baktığımda su bu kadar yüksek değildi.

Click to see more example sentences
water kara suları

Not for land, but for fresh water.

Ama kara değil, tatlı su için.

Hey, you know, Kara, you should drink some more water.

Hey, biliyorsunuz, Kara, sen biraz daha fazla su içmelisiniz.

We call it dark water.

Buna kara su diyoruz.

Click to see more example sentences
water sıvı

And where there's liquid water, there could be life.

Ve sıvı suyun olduğu yerde, yaşam olabilir.

Remember how important liquid water is to life?

Sıvı suyun hayat için ne kadar önemli olduğunu hatırlayın?

And where there's liquid water, there could be oceans and life.

Ve sıvı suyun olduğu yerde de okyanuslar olabilir ve de yaşam.

Click to see more example sentences
water nehir

Somewhere with water, the beach or a river.

Su olan bir yere. Sahile veya bir nehre.

Animals go to river, drink water.

Hayvanlar nehre gitmek, su içmek.

An enchanted lake, and a swan floating in the water.

Büyülü bir nehir, ve bir kuğu suyun üzerinde dolaşıyor.

Click to see more example sentences
water dalga

Big waves and small waves kidnapping water.

Su kaçırıyordu büyük dalgalarla küçük dalgalar.

charity waters not itself. Is not puffed up And now abideth faith, hope, charity.

hayırseverlik dalgası, kendisi değil kendisi şişinmiyor ve şimdi de inanç, umut, hayırseverlik.

The water ripples and churns, that's what I became.

su dalgalandı ve köpürdü ve şu andaki ben oldum.

Click to see more example sentences
water su katmak

We'll be drinking twice as much water, Frank.

İki kat daha fazla su içeceğiz, Frank.

We're showing a water flow alarm on the fourth floor.

Biz dördüncü katta bir su akışı alarmı görüyoruz.

There's pyjamas and hot water upstairs.

Üst katta pijama ve sıcak su var.

Click to see more example sentences
water sucu

Especially you, water boy.

Özellikle de sen, sucu çocuk.

Yes, water man.

Evet, sucu adam.

Frank Waters, FBI Crime Lab.

Frank Waters, FBI Suç Laboratuvarı.

Click to see more example sentences
water göl

This lake means something to him other than cold water.

Bu göl onun için soğuk su dışında bir şey ifade ediyor.

How deep is that water?

Bu göl ne kadar derin?

Lake water it's a joke.

Göl suyu. Bu bir şaka.

Click to see more example sentences
water su başı

Give the women water every hour.

Kadınlara saat başı su ver.

Get a bucket and start carrying water.

Bir kova al ve su taşımaya başla.

They were Zhusha's head, master of Star Gang and the Desert King, Zha Muhe, all poisoned by Magic Water!

Zhusha'ların başı, yıldız çetesinin efendisi, ve çöl kralı, Zha Muhe, hepsi büyülü su tarafından zehirlendiler!

Click to see more example sentences
water sulama

We're going to dig water wells here, and water wells means irrigation.

Burada su kuyuları açacağız ve su kuyusu demek sulama demektir.

Water wells mean irrigation irrigation means cultivate.

Su kuyuları sulama, sulamada tarım demektir.

I said he's a fat, hairy, fuckin' watering garden gnome.

Dedim ki, o şişman, kıllı, lanet olası bir bahçe sulama cücesi.

Click to see more example sentences
water sulamak

Go water the pole.

Git de direği sula.

Too much watering.

Çok sulamak lazım.

Watering the golds Friday.

Cuma kadife çiçeklerini sula.

water su birikintisi

Maybe tomorrow we'll find ourselves a water hole.

Belki yarın kendimize bir su birikintisi buluruz.

Little puddle of cloudy water.

Bulutlu suyun küçük birikintisi

water karasuyu, karasuları

Amoebic dysentery and black water fever.

Amipli dizanteri ve karasu humması.

Pawnshops are like international waters.

Tefeci dükkânı uluslararası karasular gibi.

water sel

The water is high, so this side is flooded.

Su seviyesi yüksek, demek bu tarafı sel basmış.

Mud, flood, hell or high water.

Çamur, sel veya su taşkını

water kalite

Our reputation as an international provider of high-quality water service is impeccable.

Uluslararası kaliteli su hizmeti sağlayıcısı olarak kusursuz bir itibarımız var.

water idrar

Do not drink urine or sea water.

İdrar ya da deniz suyu içmeyin.

water gölet

Liver and pond. Which means water.

Karaciğer ve gölet, su demek.

water su rezervi

Where's the town's water supply?

Şehrin su rezervi nerede?

water su tabakası

The top layer is like sea water

En üst tabaka deniz suyu gibidir.