English-Turkish translations for wearing:

giyme · giyim · aşınma · other translations

wearing giyme

And don't forget to wear a costume tomorrow, because there's a big first prize!

Ve yarın kostüm giymeyi de unutmayın, çünkü büyük bir ödülümüz var!

When and where were you planning to wear this?

Bunu nerede ve ne zaman giymeyi planlıyorsun?

And don't wear those clothes anymore.

Ve bir daha da o elbiseleri giyme.

Click to see more example sentences
wearing giyim

Very well-dressed. And she was wearing expensive shoes, expensive clothes.

Çok iyi giyimli giyiyordu pahalı ayakkabılar, pahalı giysiler

They're converting to ready-to-wear, and we need a new director.

Orayı hazır giyime dönüştürüyorlar, bize yeni bir müdür gerekiyor.

Ready-to-wear, textiles a whole different world.

Hazır giyim, tekstil bambaşka bir dünya.

wearing aşınma

What would one wear to a Northwest Mounted shindig?

Ne olur bir aşınma Bir Kuzeybatı Atlı parti için?

We'vell, thattakes care of the normal wear and tear.

Bunlar normal aşınma ve ve çizilmeyi karşılar.