English-Turkish translations for when:

-nce · zaman, -diği zaman · ne zaman · olur olmaz · birden · ki · gibi · o gelince · sırasında · eğer · halde · iken · vakit · ne vakit · ta ki · other translations

when -nce

Honey, I love you so much, so please, please, please, believe me when I tell you this.

Seni çok seviyorum, tatlım ama lütfen, lütfen ama lütfen sana şunu söylediğimde bana inan:

When was the last time we did something?

En son ne zaman bir şeyler yapmıştık?

And that's when I found you.

Ve işte o zaman, sizi buldum.

Click to see more example sentences
when zaman, -diği zaman

When was the last time someone told you just how beautiful you are?

En son ne zaman birisi sana, ne kadar güzel olduğunu söyledi?

Do you know when it happened?

Ne zaman olduğunu biliyor musun?

When is your mom coming home?

Annen eve ne zaman gelecek?

Click to see more example sentences
when ne zaman

When was the last time someone told you just how beautiful you are?

En son ne zaman birisi sana, ne kadar güzel olduğunu söyledi?

When was the last time you had a woman?

En son ne zaman bir kadınla yattın?

When will that be, do you know?

Bu ne zaman olur, biliyor musunuz?

Click to see more example sentences
when olur olmaz

When was the last time someone told you just how beautiful you are?

En son ne zaman birisi sana, ne kadar güzel olduğunu söyledi?

And then, you know what happens when you die?

Sonra da, sen ölürsen ne olur biliyor musun?

Since when is murder a little problem?

Ne zamandan beri cinayet küçük bir sorun oldu?

Click to see more example sentences
when birden

When is the last time you did something nice for me?

En son ne zaman benim için güzel bir şey yaptın?

And one more last thing.. when are you getting married?

Ve son bir şey daha. Ne zaman evleneceksin?

Now, when's the last time I asked you to do something for me?

En son ne zaman benim için bir şey yapmanı istedim ki?

Click to see more example sentences
when ki

I mean, when did you even see her?

Yani sen onu ne zaman gördün ki?

Now, when's the last time I asked you to do something for me?

En son ne zaman benim için bir şey yapmanı istedim ki?

Everybody knows when you say you need tickets, means you have tickets.

Herkes bilir ki bilete ihtiyacın var demek biletin var demektir.

Click to see more example sentences
when gibi

Why do I feel like I've done something wrong when I haven't done anything wrong?

Yanlış bir şey yapmamışken neden kendimi yanlış bir şey yapmış gibi hissediyorum?

Yeah, like now, when everything is quiet and calm.

Evet, şu anki gibi, her şey sesiz ve sakin.

When the heart beats like a bull, every girl looks like a buffalo, my dear.

Kalp bir boğa gibi attığında, her kız bir bufalo gibi görünür canım..

Click to see more example sentences
when o gelince

But they don't know when she's coming back.

Ama bilmiyorlar ne zaman o geri geliyor.

When that day comes, I'll be ready.

O gün geldiğinde ben hazır olacağım.

And when Tom comes home, he's done his work too.

Ve Tom eve geldiğinde o da işini yapmış olacak.

Click to see more example sentences
when sırasında

And that's when he did it.

Ve işte o sırada yaptı.

That's when I noticed that he was following me.

Bu sırada beni takip ettiğini fark ettim.

Not at first when she came back from London.

Londra'dan ilk geldiği sırada değil. O zaman değil.

Click to see more example sentences
when eğer

You know what I'm gonna do when I get home?

Eğer ben yapacağım biliyor musun Eve ne zaman?

And, boy, when you're, you know

Ve, erkek, eğer sen, bilirsin

Not "if." When.

Eğer değil Ne zaman.

Click to see more example sentences
when halde

But my point is, when you have a kid, you become a dad and a mom.

Ama benim açımdan, bir çocuk varken, bir baba ve bir anne haline gelmiştir.

Then, when are you coming back?

O halde, ne zaman geri döneceksiniz?

So, then, when did this start?

O halde, bu ne zaman başladı?

Click to see more example sentences
when iken

And when I was a little kid, I wanted to be just like him.

Ve ben küçük bir çocuk iken, Ben tıpkı onun gibi olmak istedim.

And then, when she was yellow and soft, because I ate it.

Ve sonra, ben yedim, çünkü o, sarı ve yumuşak iken.

Of course, when I was your age,

Tabii ki, ben senin yaşında iken,

Click to see more example sentences
when vakit

When would be a good time?

Ne zaman iyi bir vakit olur?

When have I had the time?

Ne zaman vaktim oldu ki?

You know, when it gets late sometimes

Biliyor musun, bazen vakit geç olduğunda

Click to see more example sentences
when ne vakit

When would be a good time?

Ne zaman iyi bir vakit olur?

When have I had the time?

Ne zaman vaktim oldu ki?

I don't know when But we'll get together then You know we 'il have a good time then"

Bilmiyorum ne zaman Hep birlikte olacağız o zaman Çok iyi vakit geçireceğiz o zaman

Click to see more example sentences
when ta ki

Till a couple days later when this started.

Ta ki bir kaç gün sonra bu başlayana kadar.

Until this morning, when they declared the Futurist Congress revolution.

Ta ki bu sabah Yeni Gelecek Kurultay devrimi ilan edilene kadar.

Until, when chance came it ensnared a new bearer.

Ta ki, şans eseri kendine yeni bir taşıyıcı bulana dek.