English-Turkish translations for while:

-ken · süre · oysa · zaman · süresince · kısa süre · ise · sırasında · müddet · iken · karşın · rağmen · aynı zamanda · vakit · other translations

while -ken

So, while I'm waiting to do something for you, there's a little something that you can do for me.

Ben senin için bir şeyler yapmayı beklerken senin de benim için yapabileceğin bir şey var.

But then you made me crazy, and that was OK, too, for a while.

Ama sonra beni çıldırttın ve bu bir süre için sorun değildi.

And while we wait, how many more will die?

Ve biz beklerken, kaç kişi daha ölecek?

Click to see more example sentences
while süre

Uh uh Just for a while, maybe a year or two, until it's safe for us to come back.

Sadece bir süre için, belki bir yada iki yıl, geri dönmek için güvenli olana kadar.

Maybe after a while.

Bir süre sonra, belki.

At least a while.

En azından bir süre.

Click to see more example sentences
while oysa

Uh uh Just for a while, maybe a year or two, until it's safe for us to come back.

Sadece bir süre için, belki bir yada iki yıl, geri dönmek için güvenli olana kadar.

But after a while, that man started treating me differently.

Ama bir süre sonra, O adam bana farklı davranmaya başladı.

I'll just keep an eye on her for a while.

Ben sadece ona bir süreliğine göz kulak olacağım.

Click to see more example sentences
while zaman

It's been a while. you know that's not a good idea.

Uzun zaman oldu. Biliyor musunuz bu iyi bir fikir değil.

It took a while, but in the end that's worth.

Bu, biraz zaman aldı ama sonunda bu değer.

Sorry, and this could be a while.

Özür dilerim. Bu da biraz zaman alabilir.

Click to see more example sentences
while süresince

And for the first time in a while, I wanted something for myself.

Ve uzun süredir ilk kez, kendim için bir şey istedim.

That's the best offer I've had in a while

Bir süredir aldığım en iyi teklif bu.

That means he's been dead a while, doesn't it? Oh

Bunun anlamı bir süredir ölü olduğu, değil mi?

Click to see more example sentences
while kısa süre

Someone I met a while ago who became very special to me and I love her.

Kısa bir süre önce tanıştığım biri. Benim için çok özel biri oldu. Ve onu seviyorum.

I'll be your boyfriend, just for a little while.

Ben senin erkek arkadaşın olurum, kısa bir süre için sadece.

Okay, but only for a while.

Tamam ama kısa bir süre için.

Click to see more example sentences
while ise

I am nothing but a poor thief while he is an important political prisoner.

Ben aciz bir hırsızdan başka bir şey değilim, o ise, önemli bir politik mahkum.

After a while, he just stopped.

Bir süre sonra ise vazgeçti.

While Raj just wanted to pee.

Raj ise sadece işemek istedi

Click to see more example sentences
while sırasında

Please keep it a secret for a while.

Lütfen bir süreliğine bunu sır olarak tut.

Let's wait a while then.

O sırada bir süre bekleyelim.

But after a while, it wasn't just during the experiments.

Fakat bir süre sonra, sadece deneyler sırasında gerçekleşmedi.

Click to see more example sentences
while müddet

We may need a safe place to stay for a while.

Bir müddet kalmak için güvenli bir yere ihtiyacımız var.

It took a while, but not so bad.

Bir müddet sürdü ama çok kötü değildi.

After a while, this girl.

Bir müddet sonra da bu kız.

Click to see more example sentences
while iken

And while that crazy cop is still out there somewhere

Ve o manyak polis hala oralarda bir yerde iken

Not while we're still alive.

Değil hala hayatta iken.

Jake, did anything unusual happen while I was in the Gamma Quadrant?

Jake, ben Gama Çeyreğinde iken olağandışı bir şey oldu mu?

Click to see more example sentences
while karşın

We encountered them a little while ago.

Biz onları karşılaştı Bir süre önce.

For while we wrestle not against flesh

Biz güreş süre değil eti karşı

We prepare the newly-unemployed for the emotional and physical hurdles of job hunting, while minimising legal blowback.

İşsiz personeli aramada karşılaşacağı duygusal, fiziksel zorluklara hazırlıyor ve geri tepmeyi en aza indiriyoruz.

while rağmen

While the Pyramids at Gizah, are incredible of achievment. compared to Puma Punku, the Pyramids are childplay.

Gizadaki piramitler inanılmaz bir başarı ölçüsü olmasına rağmen, Puma Punku ile kıyaslandığında piramitler çocuk oyuncağıdır.

while aynı zamanda

Also, while his jeans and shirt were worn and frayed, they were also clean and ironed.

Ayrıca, pantolonu ve gömleği eski ve yıpranmış ama aynı zamanda temiz ve ütülenmiş.

while vakit

While we devotingfuIltime to floating underthesea

Biz denizin dibinde vaktimizi gönlümüzde yaşarken