English-Turkish translations for wicked:

kötücül, kötü · cadı · kalpli · ahlaksız · lanetli · fena · hınzır · yaramaz · aşağılık · hain · habis · harika · şeytani · muzip · tehlikeli · other translations

wicked kötücül, kötü

LAUGHTER Paul's a good, honest man with a heart of gold and a wicked sense of humour.

Paul altın bir kalbe sahip dürüst bir adam ve kötü bir mizah anlayışı var.

The world is a wicked place, Monsieur Poirot.

Dünya çok kötü bir yer, Mösyö Poirot.

The wicked witch has kidnapped us

Kötü kalpli cadı bizi kaçırdı..

Click to see more example sentences
wicked cadı

How hard could it be to kill a wicked witch?

Kötü bir cadıyı öldürmek ne kadar zor olabilir?

I know exactly who you are the Wicked Witch.

Kim olduğunu çok iyi biliyorum. Lanetli Cadı

The Wicked Witch is dead!

Kötü Kalpli Cadı öldü!

Click to see more example sentences
wicked kalpli

LAUGHTER Paul's a good, honest man with a heart of gold and a wicked sense of humour.

Paul altın bir kalbe sahip dürüst bir adam ve kötü bir mizah anlayışı var.

The wicked witch has kidnapped us

Kötü kalpli cadı bizi kaçırdı..

You are a wicked man.

Kötü kalpli bir adamsın.

Click to see more example sentences
wicked ahlaksız

The disease is God's punishment on a wicked world.

Bu hastalık Tanrının bu ahlaksız dünyaya verdiği bir ceza.

And your brother is wicked.

Ve kardeşin bir ahlaksız.

Most foul and wicked wizard.

En pis ve ahlaksız sihirbaz.

Click to see more example sentences
wicked lanetli

I know exactly who you are the Wicked Witch.

Kim olduğunu çok iyi biliyorum. Lanetli Cadı

The Wicked Witch stole his courage?

Lanetli Cadı onun cesaretini mi çaldı?

But the Wicked Witch is here.

Ama burada Lanetli Cadı var.

Click to see more example sentences
wicked fena

You are a wicked little boy.

Çok fena bir çocuksun sen.

I'm a wicked warrior robot!

Ben çok fena bir savaşçı robotum!

You wicked, evil man!

Seni fena, şeytan adam!

Click to see more example sentences
wicked hınzır

You wicked dog.

Seni hınzır köpek.

You're a wicked man, George.

Çok hınzır bir insansın George.

Dennis, you wicked man.

Dennis, seni hınzır herif.

Click to see more example sentences
wicked yaramaz

Don't you, you wicked girl?

Öyle değil mi yaramaz kız seni?

A nasty, wicked boy.

Yaramaz, kötü bir çocuk.

You wicked witch.

Seni yaramaz cadı!

Click to see more example sentences
wicked aşağılık

So tell me, you wicked little animal what is Philip offering?

Peki söyle bana, seni aşağılık küçük hayvan Philip ne öneriyor?

My God, you're a wicked woman!

Tanrım, sen aşağılık bir kadınsın!

Shall I confess something wicked?

Aşağılık bir şey itiraf edeyim mi?

Click to see more example sentences
wicked hain

The world will be wicked

Dünya hain bir yer olacak

That wasn't just for wicked widow's benefit, was it?

Sadece hain dulun menfaati için değildi, değil mi?

But beware of Nezo, my wicked brother, and his treacherous henchman Ghrak.

Fakat kötü kardeşim Nezo'ya ve onun hain hizmetkarı Ghrak'a dikkat et.

Click to see more example sentences
wicked habis

As wicked as a little dragon.

Küçük bir ejderha gibi habis.

A wicked place.

Habis bir yer.

That's a wicked, sinful place.

Orası habis, lanetli bir yer.

Click to see more example sentences
wicked harika

Excellent work, Ms. Wick.

Harika iş, Bayan Wick.

Excellent, Ms. Wick. Excellent.

Harikasınız Bayan Wick, harika.

Joy, you have a wicked backhand.

Joy, harika bir vuruş yeteneğin var.

wicked şeytani

I have very wicked ideas.

Çok Şeytani fikirlerim var.

Pretty wicked-looking toy.

Oldukça şeytani oyuncak.

wicked muzip

Wicked and dangerous.

Muzip ve tehlikeli.

wicked tehlikeli

Wicked and dangerous.

Muzip ve tehlikeli.