English-Turkish translations for will:

-acak · -ecek · olucak · istem, istemek · istek · irade · karar vermek · yavaş · vasiyet · dilemek · niyet · amaç · arzu · dilek · vasiyetname · azim · istekte bulunmak · murat · vasiyet etmek · other translations

will -acak

Because tomorrow, everyone will have everything... .and everyone will be very happy!

Çünkü yarın, herkes her istediğini yapacak ve herkes çok mutlu olacak!

And will always be there.

Ve hep orada olacak.

What.. what will I do here?

Ben ben burada ne yapacağım?

Click to see more example sentences
will -ecek

Because tomorrow, everyone will have everything... .and everyone will be very happy!

Çünkü yarın, herkes her istediğini yapacak ve herkes çok mutlu olacak!

And will always be there.

Ve hep orada olacak.

What.. what will I do here?

Ben ben burada ne yapacağım?

Click to see more example sentences
will olucak

Will you do something for me then?

O zaman benim için bir şey yapar mısın?

Then I will just have to find another way.

O zaman ben de başka bir yol bulmak zorundayım.

Will you go with her, please?

Onunla gider misin lütfen?

Click to see more example sentences
will istem, istemek

Because tomorrow, everyone will have everything... .and everyone will be very happy!

Çünkü yarın, herkes her istediğini yapacak ve herkes çok mutlu olacak!

But that will be when I ask you, won't it?

Ama bu ben istediğim zaman olacak, değil mi?

Morgan will kill you because he wants me.

Morgan seni öldürecek çünkü o beni istiyor.

Click to see more example sentences
will istek

It's your will!

Bu senin isteğin!

That this is God's will?

Bu Tanrı'nın isteği değil mi?

Kate, it's God's will.

Kate, bu Tanrı'nın isteği.

Click to see more example sentences
will irade

Pain is one thing, but this without free will, what are you?

Acı başka bir şey ama bu. Özgür irade olmadan, sen nesin?

Sounds like free will to me.

Bana özgür irade gibi geliyor.

Perhaps it's only humans that have free will.

Belki de sadece insanlarda özgür irade vardır.

Click to see more example sentences
will karar vermek

The Lord will decide my fate and it will be my fate to accept.

Tanrı benim kaderime karar verdi. Ve bu kabul edeceğim bir kader olacak.

Father will make a wise decision.

Babam akıllıca bir karar verecektir.

We will let Ross and Joey decide.

Bırakalım Ross ve Joey karar versin.

Click to see more example sentences
will yavaş

He's gonna kill us, and it will be slow and ugly.

Bizi öldürecek ve bunu yavaş ve iğrenç bir şekilde yapacak.

Our race is slowly dying and will be gone forever.

Irkımız yavaşça ölüyor ve sonsuza dek yok olacak.

So I will give you back twice slowly

Öyleyse iki kez yavaşça sana geri vereceğim

Click to see more example sentences
will vasiyet

There's even a will.

Bir vasiyeti bile var.

Not that will.

O vasiyet değil.

This is their final will.

Bu onların son vasiyeti.

Click to see more example sentences
will dilemek

I'm really, really sorry, Will.

Will, gerçekten çok özür dilerim.

I'm sorry, Will.

Özür dilerim Will.

I'm sorry, will you excuse me for one second?

Özür dilerim, bir saniye müsaade eder misiniz?

Click to see more example sentences
will niyet

Yes, but these are not men of good will.

Evet, ama bu adamların niyeti iyi değil.

Mitch will eat him for breakfast.

Mitch onu kahvaltı niyetine yer.

It's not ill will, but

Hasta bir niyet değil, ama

Click to see more example sentences
will amaç

I think the point for Will is to always do something for himself.

Sanırım Will için amaç her zaman kendisi için bir şey yapmak.

The child will serve the cause, then one day soon, the galaxy will be ours.

Çocuk amaca hizmet edecek ve pek yakında bir gün, galaksi bizim olacak.

It seems, daughter, your journey will have a second purpose.

Öyle görünüyor ki, kızım, yolculuğunun artık ikinci bir amacı var.

Click to see more example sentences
will arzu

The will, isn't it, Your Majesty?

O arzu, değil mi Majesteleri?

That's their last will and testament.

Bu onların son istek ve arzusu.

This is Madame D's last will and testament.

Bu Madam D'nin son arzusu ve vasiyetnamesidir.

Click to see more example sentences
will dilek

Your wish will soon come true

Dileğin çok yakında gerçek olur

A few more wishes, and the Emptiness will possess you.

Bir kaç küçük dilek ve Boşluk seni de ele geçirecek.

One wish will be granted.

Bir dilek, kabul edilecek.

will vasiyetname

However, Mrs Boynton, there is a second will.

Ancak ikinci bir vasiyetname var, Bayan Boynton.

Last Will Testament

Son Arzu Vasiyetname

will azim

Raw eggs, fresh vegetables, and a will to succeed. Really?

Çiğ yumurta, taze sebze, bir de başarma azmi.

A strong-willed boy.

Azimli bir çocuk.

will istekte bulunmak

Found any samurai, cheap, strong and willing?

Ucuza, güçlü ve istekli bir samuray buldunuz mu?

will murat

Abdul Murat will find you there.

Abdul Murat seni orada bulacaktır.

will vasiyet etmek

Unless Acme's will shows by midnight tonight, Toontown's gonna be landfor the free

Acme'nin vasiyeti bu gece yarısına kadar ortaya çıkmazsa Çizgişehir kamu alanı ilan edilecek.