English-Turkish translations for win:

kazandırmak, kazanmak · varmak · kazanma · zafer · galibiyet · almak · kazanç · yenmek · başarı · yarar · çıkarmak, çıkar · kazançlı · ulaşmak · birincilik · birinci gelmek · elde etmek · dostluğunu kazanmak · other translations

win kazandırmak, kazanmak

A year ago, You would have done whatever it took to win this war.

Bir yıl önce sen bu savaşı kazanmak için ne gerekiyorsa yaptın.

Come on, it's not about winning or losing.

Yapma, önemli olan kazanmak ya da kaybetmek değil.

You want him to win, Patrick?

Onu kazanmak istiyorsun, Patrick?

Click to see more example sentences
win varmak

We've got one out left, and we will win this, because we're a team!

Bir saatimiz daha var ve bunu kazanacağız! Çünkü biz bir takımız!

There's still a way to win.

Hâlâ kazanmak için bir yol var.

We got the ball and a chance to win the state championship.

Top bizde ve eyalet şampiyonluğunu kazanmak için bir şansımız var.

Click to see more example sentences
win kazanma

Then maybe, just maybe, we have a chance of winning this bloody war.

Sonra belki, sadece belki, bu lanet savaşı kazanma şansımız olabilir.

With this guy, we got an actual shot at winning this.

Bu adam ile, gerçek bir çekim var Bu kazanma.

But you just kept on winning every time.

Ama sen kazanmaya devam ettin her zaman.

Click to see more example sentences
win zafer

This is a big win for us.

Bu bizim için büyük bir zafer.

This investigation will be a big win for you, too.

Bu soruşturma bizim için büyük bir zafer olacak.

This is not a win.

Bu bir zafer değil.

Click to see more example sentences
win galibiyet

Oh. Yeah, a very exciting win for you today.

Evet, senin için çok heyecan verici bir galibiyet.

That's a win, too.

Bu da bir galibiyet.

Thanks for the three wins!

Üç galibiyet için teşekkürler!

Click to see more example sentences
win almak

Yes, and that's why I'm gonna win them, because I deserve them.

Evet ve bu yüzden onları alacağım çünkü onları ben hak ettim.

I win, I keep his soul, and I get yours.

Ben kazanırsam onun ruhunu alırım ve seninkini de.

Jeon Jin Ho, do you know why I want to win back Gae In?

Jeon Jin Ho Niye Gae In'i geri almak istiyorum biliyor musun?

Click to see more example sentences
win kazanç

This is a win for us.

Bu bizim için bir kazanç.

This is a win for you.

Bu sizin için bir kazanç.

That's a win, right?

Bu bir kazanç değil mi?

Click to see more example sentences
win yenmek

Hey, not bad. It's not a win, but not bad.

Hey, fena değil. yenmek sayılmaz ama, kötü değil.

Your ticket to beating Kevin and winning the game.

Kevin yenerek için bilet ve oyunu kazanma.

Whoever eats the most peppers in a minute wins.

Bir dakika içinde en çok biber yiyen, kazanır.

Click to see more example sentences
win başarı

That's a huge win for him.

Bu onun için büyük bir başarı.

This was a huge win, Annie.

Bu büyük bir başarı, Annie.

Staying together, winning together, that's success.

Birlikte olmak, birlikte kazanmak, başarı bu.

Click to see more example sentences
win yarar

You can't win this and I can't help you.

Sen bunu kazanamazsın ve ben sana yardım edemem.

Trust me, working with Jerry every day is gonna help you win a gold medal.

Güven bana, her gün Jerry ile çalışmak altın madalya kazanmana yardım edecek.

I'm trying to win this tournament and your job is to help me.

Bu turnuvayı kazanmaya çalışıyorum ve senin işin de bana yardım etmek.

Click to see more example sentences
win çıkarmak, çıkar

You go out there and you win this thing.

Sen oraya çıkacak ve bu şeyi kazanacaksın.

Sometimes life rises up and wins.

Bazen hayat üste çıkar ve kazanır.

Listen to me, hýzlýca beat, win and get out.

Beni dinle, hızlıca döv, kazan ve çık.

Click to see more example sentences
win kazançlı

It's a win-win for everyone.

Herkes için kazançlı bir olacak.

Everybody wins, happily ever after, boo-yah.

Herkes kazançlı çıkacak ve mutlu mesut yaşayacaklar.

win ulaşmak

First one there wins!

Oraya ilk ulaşan kazanır!

First oneto the next tree wins!

Bir sonraki ağaca ulaşan kazanır!

win birincilik

Two championships, three all-star wins, seven straight feature wins.

İki şampiyonluk, üç kere all-star Yedi kere birincilik.

win birinci gelmek

John McCain wins the New Hampshire primary, a huge comeback for the Senator from Arizona.

John McCain New Hampshire'de birinci geldi. Bu, Arizona'lı Senatör için büyük bir geri dönüş.

win elde etmek

Mina and I have just worked for so long to get a win,

Mina ve ben bir galibiyet elde etmek için uzun süre çalıştık.

win dostluğunu kazanmak

Win that money, man.

Kazan o parayı dostum.